Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > reveler nedir, reveler ne demek, reveler türkçesi, türkçe anlamı (reveler nnd)

reveler nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






reveler   US UK

  1. Eğlence düşkünü, zevk ve sefaya düşkün tip, sabahlara kadar eğlenen kimse

eğlence düşkünü (nedir ne demek)

  1. (en) Reveler, reveller [Brit.], Sybarite

eğlence (nedir ne demek)

  1. Eğlenme işi, sefahat
    Örnek: Biz bu işe tuhaf bir merakla eğlence şeklinde başladık. F. R. Atay
  2. Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey
    Örnek: Karıma göre en güzel eğlence, kırda yayan gezmek, kırların havasından istifade etmektir. Ö. Seyfettin
  3. Neşeli ve hoşça vakit geçirilen toplantı
    Örnek: Boş arsalara çeşitli eğlence çadırları kurulur. S. Ayverdi
  4. (en) Recreational. diversion. high jinks. distraction. amusement. play. plaything. bash. beano. blow-out. carnival. conviviality. entertainment. festivity. fete. frolic. fun. gag. gaiety. jamboree. jollification. jolliness. jollity. merriment. merrymaking.
  5. (en) Recreational. diversion. high jinks. distraction. amusement. play. plaything. bash. beano. blow-out. carnival. conviviality. entertainment. festivity. fete. frolic. fun. gag. gaiety. jamboree. jollification. jolliness. jollity. merriment. merrymaking. binge. dance. pleasure. recreation. revel.
  6. (en) Amusement. entertainment. diversion. joke. plaything. toy. distraction. frolic. fun. gaieties. game. image advertising. jollification. lark. merrymaking. party. pastime. play. quiz. recreation. revelry. shinding. special event. sport.

düşkün (nedir ne demek)

  1. Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, meraklı, tutkun
    Örnek: Onlar kadar birbirine düşkün, birbirine uymuş bir çift daha ömrümde görmedim desem yeri vardır. H. E. Adıvar
  2. Geçim sıkıntısına düşmüş
    Örnek: Eski arkadaşının düşkün bulunduğu hâlinden anlaşılıyordu. R. H. Karay
  3. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş
    Örnek: Zavallı, arabasını satmış, düşkün bir hâldeydi. Y. K. Beyatlı
  4. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş.
  5. Değer ve onurunu yitirmiş.
  6. (en) Addicted. down at heels. fond. doting. fallen. fallen on hard times. poor. decayed. affected. jealous. jealous of. keen. keen on. partial. sharp-set. addict. almsman. devotee. given to.
  7. (en) Buff. devoted. devotee. doting. fond. freak. given. mad. nut. partial. addicted. fond of. enamoured. inveterate. broken down. decayed. poor. needy. addict.
  8. (en) İndigent. excessively fond or addicted. bound up in. freak. given. hooked.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük