Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > renkli madde nedir, renkli madde ne demek (renkli madde nnd)

renkli madde nedir, renkli madde ne demek?

renkli madde

  1. Renk hissi veren bir madde.
  2. (en) Coloring matter.
  3. (fr) Mati

renkli (nedir ne demek)

  1. Rengi olan
    Örnek: Narın ağacı ne kadar civelek, çiçeği ne ince, kabuğu ne renklidir. R. H. Karay
  2. Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan
    Örnek: Havaya renkli fişekler atıyordu. P. Safa
  3. Neşeli, canlı, ilgi çekici
    Örnek: Aşırı renkli ve hareketli ise onu yolculukla dengeleyin, frenleyin. H. Taner
  4. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).
  5. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film.
  6. (en) Colored.
  7. (en) Coloured.
  8. (en) Colorful.
  9. (en) Colourful.
  10. (en) Hued.
  11. (en) Lithochromatic.
  12. (en) Painted.
  13. (en) Staining.
  14. (en) Stirring.
  15. (en) Jazzy.
  16. (en) Lurid.
  17. (en) Lively.
  18. (en) Vivid.
  19. (en) Colo red.
  20. (en) Amusing.

renk (nedir ne demek)

  1. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum
    Örnek: Birisi sütsüz çikolata renginde, uzun boylu, geniş omuzlu, Amerikan boksörlerine benziyordu. A. Gündüz
  2. Nitelik.
  3. Belirli dalga uzunluğundaki elektromıknatıs ışınımın gözün ağkatında yarattığı etkinin, merkez sinir dizgesince yorumundan doğan durum.
  4. Duyulanmanın niteliğinde, ışığın tayfsal bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı cinsten olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir duyulanmanın belirtisi, ıralayıcı niteliği.
  5. "1" de tanımlanan görsel duyulanmayı doğuran ışık uyartılarının (ışık kaynağı ya da nesne) ıralayıcı niteliği.
  6. '1" ya da "2" de tanımlanan ama, siyah, gri, beyaz gibi görüler dışında kalan ve birrenksel doymuşluğu olan kırmızı, yeşil, mavi vb. görülerle sınırlanan ıralayıcı nitelik, bkz. algısalrenk, ruhfizikselrenk.
  7. Doğrudan ya da üzerine düştüğü nesnelerde yansıma, kırılma, soğurulma gibi olaylar sonucu göze ulaşan ışığın, dalga boyuna göre bilinçte uyandırdığı imge.
  8. Belli bir dalga boyundaki elektromıknatıssal ışınımın niteliği.
  9. Bulanık su.
  10. (en) Colour (ABD: color).
  11. (en) Color.
  12. (en) Coloring.
  13. (en) Colouring.
  14. (en) Colour.
  15. (en) Complexion.
  16. (en) Tint.
  17. (en) Tincture.
  18. (en) Flush.
  19. (en) Sort.
  20. (en) Kind.
  21. (en) Variety.
  22. (al) Farbe
  23. (fr) Couleur

madde (nedir ne demek)

  1. Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne, özdek
    Örnek: Bütün uyuşturucu maddeler gibi, vazgeçemeyeceği kadar bağlanarak yalana alışır. N. Cumalı
  2. Bir şeyi oluşturan öge.
  3. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm
    Örnek: Kanun tatbikatında merhamet bilmez. Suçları maddeleriyle ölçer. Hükmünü verir, çarpar. H. R. Gürpınar
  4. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri
    Örnek: Bir uzmanla buluşacağı zaman ansiklopediyi açar, o konuyla ilgili maddeyi okur. S. Birsel
  5. İleri sürülen sorun.
  6. Para, mal vb. ile ilgili şey.
  7. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.
  8. Bk. özdek
  9. Bk. sınar
  10. Uzayda yer kaplayan ve kütlesi olan her şey.
  11. Zahir duygularla hissedilen, ruhani olmayıp, ağırlığı olan, cismani bulunan.
  12. Bir testte yer alan soru ya da alıştırmalardan her birine verilen ad.
  13. (en) Proviso.
  14. (en) Matter.
  15. (en) Material.
  16. (en) Stuff.
  17. (en) İtem.
  18. (en) Substance.
  19. (en) Article.
  20. (en) Clause.
  21. (en) Entry.
  22. (en) Body.
  23. (en) Lubricant.
  24. (en) Object.
  25. (en) Provision.
  26. (en) Paragraph.
  27. (en) Subject.
  28. (en) Question.
  29. (en) Theme.
  30. (en) Component.
  31. (en) İngredient.
  32. (en) Section.
  33. (en) Topic.
  34. (en) Stipulation.
  35. (en) Commodities.
  36. (en) Element.
  37. (en) Head.
  38. (en) Thing.
  39. (en) Timber.
  40. (fr) Matiere

özdek (nedir ne demek)

  1. Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne, madde.
  2. Kullanılmaya, harcamaya uygun, taşınması kolay eşya, ayniyat.
  3. İş yerlerinde eşya ve malzeme işleriyle ilgilenen bölüm, ayniyat.
  4. İnsanın çalışmasıyla bir amaç uğruna biçim verdiği veya yararlandığı doğal cisimler, nesneler.
  5. Uzayda yer tutan, bir kütlesi olan her tür varlık.
  6. (Yalın anlamiyle) İnsanın çalışmasıyle bir erek uğruna biçim verdiği ya da yararlandığı doğal cisimler, nesneler. (Felsefede) 1- Temel özelliği yer kaplama olan varlık (Descartes). 2-(Tin, ruh ve düşünün karşıtı olarak) Duyularla algılanan cisimleri kuran töz; cisimsel olanın parçalanmaz bozulmaz tözü. 3- (Aristoteles felsefesinin özel kavramı olarak) Ancak bilim yoluyle gerçeklik kazanacak olan, henüz belirsiz olanak durumundaki şey: a. İlközdek (hyle proteprima materia) saltözdek, bütün şeylerin temelde bulunanı (hypokeimenon-substratum), kendiliğinden var olmayan, ancak biçimle etkinleşen gerçeklik, b. Sonözdek (hyle eskhate) ya da ikinciözdek (materia secunda): Biçim almışözdek.
  7. (en) Matter.
  8. (al) Staff
  9. (fr) Matière
  10. (la) Materia, materies

mad   US UK (nedir ne demek)

  1. Yumuşak taze ot.
  2. Taze hurma. (Osmanlıca'da yazılışı: ma'd)
  3. (der, dest) deli, divane
  4. Çılgın, çıldırmış
  5. B.D.,k.dili çok kızmış, kudurmuş
  6. Kuduz
  7. Delice
  8. Dengesini kaybetmiş, kendinden geçmiş
  9. Azgın, deli, çılgın, kudurmuş, kızgın, sinirli, kuduz

hissi (nedir ne demek)

  1. Duygusal
    Örnek: Aşk, her şeyden evvel hissî bir alışkanlıktır. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. Bk. duyusal
  3. (en) Sentimental.
  4. (en) Emotive.
  5. (en) Sensational.
  6. (en) Sensory.
  7. (en) Emotional.

his   US UK (nedir ne demek)

  1. Duygu
    Örnek: Birisi duygularına, hislerine kulak verir, öteki hile ve desise seslerine ... B. Felek
  2. Duyu.
  3. Sezgi, sezme.
  4. Bk.Histidin
  5. Bk. duygu
  6. (en) Feeling.
  7. (en) Emotion.
  8. (en) Sense.
  9. (en) Sensation.
  10. (en) Feel.
  11. (en) Sentiment.
  12. (en) Quick.
  13. (en) Belonging or pertaining to him; used as a pronominal adjective or adjective pronoun; as, tell John his papers are ready; formerly used also for its, but this use is now obsolete.
  14. (en) The possessive of he; as, the book is his.
  15. (en) Implemented to reduce cost, increase information availability, improve medical research, and reduce waste.
  16. (en) Hospital Information System.
  17. (en) Hospital information system A system that provides the information management features that hospitals need for daily business Typically includes patient tracking, billing and administrative programs and also may include clinical features.
  18. (en) Hospital information system Typically used to describe hospital computer systems with functions like patient admission and discharge, order entry for laboratory tests or medications, and billing functions See also: Electronic medical record.
  19. (en) Hospital Information System The introduction of systems to integrate and communicate computer-held information for patient care and the management of a hospital.
  20. (en) Chord.
  21. (en) Consciousness.
  22. (en) Pron: his 46.
  23. Eril onun
  24. Zam onunki.
  25. Onun, onunki

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.014