|
renkli kabartma
-
Sert taşlar üzerine oyularak yapılan ve ışık-gölge değerleri iyi düzenlendikten sonra boyanan kabartma çeşidi.
-
cameo
-
camée
-
Rengi olan
Örnek:
Narın ağacı ne kadar civelek, çiçeği ne ince, kabuğu ne renklidir. R. H. Karay
-
Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan
Örnek:
Havaya renkli fişekler atıyordu. P. Safa
-
Neşeli, canlı, ilgi çekici
Örnek:
Aşırı renkli ve hareketli ise onu yolculukla dengeleyin, frenleyin. H. Taner
-
Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).
-
Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film.
-
Colored. coloured. colorful. colourful. hued. lithochromatic. painted. staining. stirring. hued.
-
Coloured. colourful. jazzy. lurid. colored. colorful. lively. vivid.
-
Colo red. vivid. lively. amusing.
-
Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum
Örnek:
Birisi sütsüz çikolata renginde, uzun boylu, geniş omuzlu, Amerikan boksörlerine benziyordu. A. Gündüz
-
Nitelik.
-
Belirli dalga uzunluğundaki elektromıknatıs ışınımın gözün ağkatında yarattığı etkinin, merkez sinir dizgesince yorumundan doğan durum.
-
1- Duyulanmanın niteliğinde, ışığın tayfsal bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı cinsten olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir duyulanmanın belirtisi, ıralayıcı niteliği. 2- "1" de tanımlanan görsel duyulanmayı doğuran ışık uyartılarının (ışık kaynağı ya da nesne) ıralayıcı niteliği. 3- '1" ya da "2" de tanımlanan ama, siyah, gri, beyaz gibi görüler dışında kalan ve birrenksel doymuşluğu olan kırmızı, yeşil, mavi vb. görülerle sınırlanan ıralayıcı nitelik, bkz. algısalrenk, ruhfizikselrenk.
-
1. Doğrudan ya da üzerine düştüğü nesnelerde yansıma, kırılma, soğurulma gibi olaylar sonucu göze ulaşan ışığın, dalga boyuna göre bilinçte uyandırdığı imge. 2. Belli bir dalga boyundaki elektromıknatıssal ışınımın niteliği.
-
Colour (ABD: color)
-
Coloring. colouring. color. colour. complexion. coloring. colouring. tint. tincture. hue. flush.
-
Colour. hue. color. sort. kind. variety.
-
color.
-
colour
-
color
-
Farbe
-
couleur
-
Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı.
-
Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef
Örnek:
Bir sanatkâr eliyle alçıdan yapılmış, bembeyaz, tertemiz bir kabartma. P. Safa
-
Kabartılarak yapılmış olan.
-
Kabartmak işi.
-
(Mimarlık) Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri alçaklı yüksekli yüzeyler halinde biçimlendirerek yapılmış eser.
-
Bk. kabartma
-
Raised. raising. relief. relievo. embossment. glyph. boss.
-
Relief. causing to swell. embossing. raised. in relief. embossed.
-
Relief. bas relief.
-
relief
-
relief
-
Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı.
-
Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen
Örnek:
Tabakanın sert yaylı kapağını tak diye kapatıyor. T. Buğra
-
Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı.
-
Güçlü kuvvetli
Örnek:
Kapıyı kapadı, döndü, sert adımlarla ilerledi. M. Ş. Esendal
-
Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı.
-
Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan
Örnek:
Birçokları beni dik ve sert olduğum için belki sevmiyorlardı. M. Ş. Esendal
-
Gönül kırıcı, katı, ters
Örnek:
... sarardı, dudakları titredi, ama adam sert bir davranışla kadehi kadının eline tutuşturdu. H. E. Adıvar
-
Hırçın, öfkeli, hiddetli, gönül kırıcı
-
Sertlik özelliği gösteren.
-
Hard. stiff. tough. strong. firm. sharp. strict. harsh. drastic. severe. violent. brutal. acrid. adamant. astringent. austere. bad. bitter. bossy. cast-iron. caustic. crusty. cutting. exact. exacting. fierce. flinty. forbidding. get-tough. granite. g.
-
Acrid. acrimonious. adamant. astringent. bad. bitter. boisterous. curt. dour. ferocious. firm. forbidding. fresh. grim. gruff. hard. harsh. heady. leathery. pungent. repressive. rigid. rigorous. rough. rude. scathing. severe. smart. starchy. steely. stern. stiff. stony. strict. strong. surly. tough. turbulent. uncharitable. unkind. vehement. violent. vitriolic. sharp. austere. violent. drastic. cutting. biting. hurtful. brusque. abrupt. strong. strong. acrid. pung.
-
Hard. harsh. rough. severe. sharp. tough. potent. austere. brisk. brusque. brutal. crabby. craggy. crusty. curt. draconian. drastic. fierce. forbidding. generous. gruff. heavy handed. high. hot. ill. keen. leathery. hard line. nipping. repressive. rigid.
-
hard
-
unshaded
-
Brisk, boisterous
-
short
-
round
-
dur
taş(nedir ne demek)
-
Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde.
-
Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş.
-
Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme
Örnek:
Ertesi günü kaldırıp Karacaahmet'e gömdüler, bir taş diken olmadı. M. Ş. Esendal
-
Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme
-
Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher.
-
Dama, domino vb. oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri.
-
Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde.
-
Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça.
-
Bkz. kayaç.
-
1.Kimyasal veya fiziksel özellikleri değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan, sert ve katı madde. 2.Çeşitli biçim ve büyüklükte her türlü kaya parçası.
-
Stone. lapidary. stone. rock. flint. allusion. concretion. dig. gem. gibe. hit. innuendo. jeer. jibe.
-
Masonry. scale. stone.
-
Rock. stone. stone. gem. playing piece. dig. barbed allusion. stone. calculus. made of stone.
-
piece
-
stone
-
pierre
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|