|
render service to
-
Hizmet etmek, hizmet vermek
-
Karşılık olarak vermek
-
İade etmek, geri vermek
-
vermek
-
Teslim etmek
-
Göstermek (hesap)
-
İcra etmek
-
Etmek, kılmak,- laştırmak, -landırmak
-
Tercüme etmek, çevirmek
-
Anlatmak, tabir etmek
-
Eritmek (yağ)
-
İade, tediye, ödeme
-
sıva.
-
Geri vermek, vermek, etmek, sunmak, açıklamak, kılmak, hale getirmek, çevirmek, çevirisini yapmak, yorumlamak, çalmak (müzik), eritmek (yağ), ilk kat sıva sürmek
-
Bakımını yapmak, tamir etmek, müşteriye bakmak, hizmet vermek, yardım etmek, çiftleştirmek (kısrak)
-
Bakımını sağlamak, onarmak
-
Teçhizatını tamamlamak
-
Yardım etmek
-
(erkek hayvan) çiftleşmek.
-
Hizmet, görev
-
iş
-
Merasim, tören, ayin, ibadet
-
askerlik
-
Yarar, fayda, yardım
-
Çay takımı
-
tebliğ
-
Memuriyet, resmi iş
-
Spor servis
-
-e
-
-e doğru, yönüne doğru, tarafına
-
ile
-
-e kadar, -e değin, derecesine kadar
-
-e dair
-
-e nazaran, -e nispetle
-
-e göre
-
Hakkında, için
-
Mak, mek (mastar edatı).
-
-e dogru
-
Asıl vaziyete doğru
-
E, ye, ya, e doğru, göre, karşı
-
İş görmek, çalışmak.
-
Birinin amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak.
-
Attend. do.
-
To serve. administer. tend on / upon. wait upon.
-
Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma
Örnek:
Vatan, evladının hizmetini bekliyor. Ö. Seyfettin
-
Görev, iş.
-
Bakım, özen, ihtimam.
-
Gereksinimleri karşılama ve üretildiği anda tüketilme özelliklerine sahip her türlü etkinlik.
-
Service. labor-intensive. labour-intensive. labour intensive. service. duty. employment. function. labor. labour. ministration. ministry.
-
Attendance. duty. line. ministration. serve. service. yoke. employ. function. care. attention. utility. work. employment.
-
Service. duty. care. maintenance. attitude study. behoof. employ. employment. facility. job. line. task. vocation.
-
service
etmek(nedir ne demek)
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
step
-
say
-
total
-
aggregate
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|