Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > reform nedir, reform ne demek (reform nnd)

reform nedir, reform ne demek?

reform   US UK

  1. Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik, iyileştirme, düzeltme, ıslahat.
  2. (en) Reform.
  3. (en) To put into a new and improved form or condition; to restore to a former good state, or bring from bad to good; to change from worse to better; to amend; to correct; as, to reform a profligate man; to reform corrupt manners or morals.
  4. (en) To return to a good state; to amend or correct one's own character or habits; as, a man of settled habits of vice will seldom reform.
  5. (en) Amendment of what is defective, vicious, corrupt, or depraved; reformation; as, reform of elections; reform of government.
  6. (en) Branch of Judaism which broke away from Orthodoxy during the 19th Century in Germany, based in part on the argument that many of the Mitzvot were outdated, and that assimilation into the surrounding culture was the only way to survive increasingly violent waves of anti-Semitism Since the Holocaust, some of the philosophy of the Reform movement has undergone some rethinking, and some Reform Jews are now reclaiming long-abandoned practices such as keeping kosher and signing Ketubot before weddings.
  7. (en) Movement begun in nineteenth-century Germany that sought to reconcile Jewish tradition with modernity Reform Judaism does not recognise the divine authority of HALACHAH.
  8. (en) Reform , reformation.
  9. (en) To give a new form to; to form anew; to take form again, or to take a new form; as, to re- form the line after a charge.
  10. (en) Change for the better as a result of correcting abuses; 'justice was for sale before the reform of the law courts' self-improvement in behavior or morals by abandoning some vice; 'the family rejoiced in the drunkard's reform' a campaign aimed to correct abuses or malpractices; 'the reforms he proposed were too radical for the politicians' change for the better; 'The lazy student promised to reform'; 'the habitual cheater finally saw the light' make changes for improvement in order to remove abuse and injustices; 'reform a political system' improve by alteration or correction of errors or defects and put into a better condition; 'reform the health system in this country' break up the molecules of; 'reform oil' produce by cracking; 'reform gas' bring, lead, or force to abandon a wrong or evil course of life, conduct, and adopt a right one; 'The Church reformed me'; 'reform your conduct'.
  11. (en) Reformation.
  12. (en) Change for the better as a result of correcting abuses; 'justice was for sale before the reform of the law courts'.
  13. (en) Campaign aimed to correct abuses or malpractices; 'the reforms he proposed were too radical for the politicians'.
  14. (en) Self-Improvement in behavior or morals by abandoning some vice; 'the family rejoiced in the drunkard's reform'.
  15. (en) Make changes for improvement in order to remove abuse and injustices; 'reform a political system'.
  16. (en) Bring, lead, or force to abandon a wrong or evil course of life, conduct, and adopt a right one; 'The Church reformed me'; 'reform your conduct'.
  17. (en) Produce by cracking; 'reform gas'.
  18. (en) Break up the molecules of; 'reform oil'.
  19. (en) İmprove by alteration or correction of errors or defects and put into a better condition; 'reform the health system in this country'.
  20. (en) Change for the better; 'The lazy student promised to reform'; 'the habitual cheater finally saw the light'.
  21. (en) Modernizing movement and a liberal branch of Judaism A modernizing movement and a liberal branch of Judaism.
  22. (en) Change.
  23. (en) Correction of faults or evils, as in government or society; social or political improvement.
  24. Yeniden teşkil etmek, yeni şekle koymak, düzene koymak.
  25. ), (i.) ıslah etmek, reform yapmak
  26. Yenileyip daha iyi hale koymak
  27. Islah olmak
  28. Nefsini ıslah etmek
  29. Islah, reform
  30. Nefsini ıslah

daha iyi (nedir ne demek)

  1. (en) Preferable.
  2. (en) Better.
  3. (en) Better than.
  4. (en) All the better.

daha (nedir ne demek)

  1. Şimdiye kadar, henüz.
  2. Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak
    Örnek: Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım. P. Safa
  3. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz.
  4. Bundan başka, bunun dışında
    Örnek: Daha çiçekleri de sulayacağım. H. Taner
  5. (en) Else.
  6. (en) So far.
  7. (en) Until now.
  8. (en) More.
  9. (en) Over.
  10. (en) Still.
  11. (en) Only.
  12. (en) Plus.
  13. (en) Further.
  14. (en) İn addition.

iyi (nedir ne demek)

  1. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı
    Örnek: Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum. F. R. Atay
  2. Bol, yararlı, kazançlı.
  3. Çok.
  4. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren.
  5. Esen, sağlıklı.
  6. Yerinde, uygun.
  7. Yeterli, yetecek miktarda olan
    Örnek: Annemin simasını şimdi iyi hatırlayamıyorum. Y. K. Beyatlı
  8. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not.
  9. Somut kişi ya da edim değeri. // İyi, değerler düzeninde yüksek değerleri seçmede ortaya çıkar. Buna karşılık kötü, aşağı değerlerin yeğ tutulmasında kendini gösterir. Ayrıca: "Yararlı olaniyidir." (yararcılık) ya da "Haz vereniyidir." (hazcılık) görüşleri.
  10. (Geniş anlamında) a. İşe yarar, ereğine, özüne uygun, doğru yapılmış; doğasına uygun. b. İstenmeğe değer olan. c. Değere yönelmiş, değere ilişkin, değerle belirlenmiş, değerli.
  11. Ahlâkın ve ahlâk felsefesinin temel kavramı: Ahlaksal değer; ahlaksal olanın olumlu ana niteliğini gösteren özel kavram; ahlâkça değerli olan (karşıt kavramı: kötü). Ahlâk felsefesinde şu anlamlarda kullanılır: a. (Skolastikte) Tanrı'nın istemiş olduğu dünyadaki varlık düzeni ile uyum. b. (Kant'ta) İstencin, içerik bakımından değil de, yalnızca ahlâk yasasınca belirlenmiş olan biçimsel niteliği.
  12. (en) Good.
  13. (en) Bonny.
  14. (en) Goodish.
  15. (en) Likely.
  16. (en) Nice.
  17. (en) Plentiful.
  18. (en) Abundant.
  19. (en) İn good health.
  20. (en) Fine.
  21. (en) Fair.
  22. (en) Well.
  23. (en) All right.
  24. (en) Alright.
  25. (en) Great.
  26. (en) Okay.
  27. (en) Sound.
  28. (en) Agreeable.
  29. (en) Comfortable.
  30. (en) Decent.
  31. (en) Well enough.
  32. (en) Gratifying.
  33. (en) Happy.
  34. (en) Just.
  35. (en) Kind.
  36. (en) Decently.
  37. (en) Passable.
  38. (en) Pretty.
  39. (en) Right.
  40. (en) Salubrious.
  41. (en) Suitable.
  42. (en) All right!.
  43. (fr) Bien
  44. (la) Bonus

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.013