Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > reel balans etkisi nedir, reel balans etkisi ne demek (reel balans etkisi nnd)

reel balans etkisi nedir, reel balans etkisi ne demek?

reel balans etkisi

  1. Bk. gerçek para kasası etkisi

gerçek para kasası etkisi (nedir ne demek)

  1. Fiyatlar genel düzeyinde ortaya çıkan bir düşme sonucu elde bulunan paranın satın alma gücünün artmasına bağlı olarak toplam istemin de artması. krş. servet etkisi
  2. (en) Real balance effect.

reel   US UK (nedir ne demek)

  1. Gerçek.
  2. Gerçek
  3. (en) Real.
  4. (en) Lively dance of the Highlanders of Scotland; also, the music to the dance; often called Scotch reel.
  5. (en) Frame with radial arms, or a kind of spool, turning on an axis, on which yarn, threads, lines, or the like, are wound; as, a log reel, used by seamen; an angler's reel; a garden reel.
  6. (en) Machine on which yarn is wound and measured into lays and hanks, for cotton or linen it is fifty-four inches in circuit; for worsted, thirty inches.
  7. (en) Device consisting of radial arms with horizontal stats, connected with a harvesting machine, for holding the stalks of grain in position to be cut by the knives.
  8. (en) To roll.
  9. (en) To wind upon a reel, as yarn or thread.
  10. (en) To incline, in walking, from one side to the other; to stagger.
  11. (en) To have a whirling sensation; to be giddy.
  12. (en) The master roll of paper as it comes off the papermaking machine It is in its original width and is then cut into smaller rolls.
  13. (en) The reel originated around 1750 in Scotland and the Irish dance masters brought it to full development The music is 4/4 time and it is danced at a relatively fast tempo Both men and women dance the reel For women, it is a light, rapid soft shoe dance that allows for plenty of leaping and demands an energetic performance from the dancer Men often dance the reel in what appears to be hard shoes without the toe tap up front Often a feis will include a special competition in the treble reel Here, dancers in a single line dance right and left leg Some separate out age groups, some combine the age groups into one competition Usually, audiences are extremely enthusiastic in their appreciation for this exciting performance.
  14. (en) Polythene Film used on SITMA enclosing machinery is supplied in reels of approximately 35 kilos An average reel of 480mm wide plain film will wrap approx 7000 items.
  15. (en) Fast-Paced dance for two or more couples, most common in Scotland and Ireland, but also encountered in Scandinavia and North America.
  16. (en) Usually smaller diameter pipelines in continuous lengths prepared onshore and laid from a large reel onboard ship Max lay rate app 1 mile / hour.
  17. (en) Rollicking tune in 4/4 or 2/4 time.
  18. (en) Moderately quick dance in duple meter danced throughout the British Isles; the most popular Irish traditional dance type.
  19. (en) To wind or pull in the fly line from the water.
  20. (en) The flanged spool on which wire rope or strand is wound for storage or shipment Smooth Faced Drum - Drum with a plain face, not grooved.
  21. (en) The act or motion of reeling or staggering; as, a drunken reel.
  22. (en) Lively dance of Scottish highlanders; marked by circular moves and gliding steps winder consisting of a revolving spool with a handle; attached to a fishing rod a roll of photographic film holding a series of frames to be projected by a movie projector music composed for dancing a reel wind onto or off a reel.
  23. (en) Roll of photographic film holding a series of frames to be projected by a movie projector.
  24. (en) Music composed for dancing a reel.
  25. (en) Winder consisting of a revolving spool with a handle; attached to a fishing rod.
  26. (en) Winder around which thread or tape or film or other flexible materials can be wound.
  27. (en) Lively dance of Scottish highlanders; marked by circular moves and gliding steps.
  28. (en) An American country dance which starts with the couples facing each other in two lines.
  29. (en) Walk as if unable to control one's movements; 'The drunken man staggered into the room'.
  30. (en) Revolve quickly and repeatedly around one's own axis; 'The dervishes whirl around and around without getting dizzy'.
  31. (en) Wind onto or off a reel.
  32. (en) Device to hold hoses or coiled tubing usually equipped with a rotary joint allowing for the pumping of gas and fluids through the hose or tubing.
  33. (en) 1) The hub and flanges that hold tape and which tape can be spooled onto or off of 2) The amount of tape that fits on a Reel.
  34. (en) On TSM servers that support it, a device class that is used to categorize tape devices that support tape reels, such as the 3420 9-track tape device.
  35. (en) Holds a certain amount of line depending on the line's weight ant taper.
  36. (en) Revolvable flanged device made of wood, plastic and/or metal which is used for winding flexible metal wire or cable.
  37. (en) Dance; to spin.
  38. ), (f.) çıkrık iği, makara
  39. (sinema) filim makarası
  40. (teyp) bant makarası
  41. Olta çubuğunun alt ucuna konulan makara
  42. Makara üstüne sarılmış iplik veya tel
  43. Makaraya sarmak
  44. ), (i.) dönmek, çabuk dönmek
  45. Sersemlemek, başı dönmek
  46. Bozguna uğramak
  47. Sarhoş gibi sendeleyerek yürümek, salınmak
  48. Sendeleyerek yürüme, başı dönme.
  49. Oynak bir İskoç dansı
  50. Bu dansın müziği
  51. Makaraya sarmak, sarmak, dolamak, dönmek, fırıl fırıl dönmek, sersemlemek, sendelemek

balans (nedir ne demek)

  1. Denge.
  2. Bankacılık işlemlerinde günlük aktif ve pasif hesapları dengesi.
  3. Bk. aktif para kasası
  4. Denge
  5. Bk. denge
  6. (en) Balance.

etki (nedir ne demek)

  1. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir
    Örnek: Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor. H. Taner
  2. Bir etken veya bir sebebin sonucu.
  3. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim
    Örnek: Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu. T. Buğra
  4. Birtakım sonuçlar, tepkiler, olaylar ya da görüngüler ortaya çıkaran neden.
  5. -> Nedenin bağlılaşık kavramı. 1- Nedensellik bağlantısı içinde: a. Bir nedenin sonucu olarak düşünülen olay. b. Bir nedenin doğurduğu gerçek olay. 2- Bir şeyin verdiği izlenim. (Ör.etki yapmak, iyi biretki yapmak.)
  6. (en) Effect.
  7. (en) İnfluence.
  8. (en) Action.
  9. (en) Efficacy.
  10. (en) Efficiency.
  11. (en) Effectiveness.
  12. (en) Forcefulness.
  13. (en) Reflection.
  14. (en) Reflexion.
  15. (en) Bearing.
  16. (en) Clout.
  17. (en) Drag.
  18. (en) Drift.
  19. (en) Force.
  20. (en) Hold.
  21. (en) İmpact.
  22. (en) İmpress.
  23. (en) İmpression.
  24. (en) İmprint.
  25. (en) İncidence.
  26. (en) İnterest.
  27. (en) Jolt.
  28. (en) Leaven.
  29. (en) Penetration.
  30. (en) Point.
  31. (en) Potency.
  32. (en) Pull.
  33. (en) Mark.
  34. (en) Power.
  35. (en) Punch.
  36. (en) Ring.
  37. (en) Sound.
  38. (en) Stress.
  39. (en) Result.
  40. (en) İmportance.
  41. (en) Operation.
  42. (en) Prestige.
  43. (en) Sequence.
  44. (en) Sway.
  45. (en) Sympathy.
  46. (en) Virtue.
  47. (en) Weight.
  48. (al) Effekt, Wirkung
  49. (fr) Effet
  50. (la) Effectus

gerçek (nedir ne demek)

  1. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki.
  2. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat.
  3. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici.
  4. Temel, başlıca, asıl
    Örnek: Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır. N. Ataç
  5. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan.
  6. Yapay olmayan.
  7. Doğruluk
    Örnek: Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa, duygu payı da ondan az değildir. B. Felek
  8. Gerçeklik, realite
  9. Bilinçten bağımsız olarak var olan.
  10. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak, var olan.
  11. Doğru, dürüst.
  12. Temel, başlıca, asıl doğayı yansıtan.
  13. (en) Effective.
  14. (en) Fact.
  15. (en) Gospel.
  16. (en) Heartfelt.
  17. (en) Lowdown.
  18. (en) Outright.
  19. (en) Actuality.
  20. (en) True copy.
  21. (en) Essence.
  22. (en) Faithful.
  23. (en) Point of fact.
  24. (en) True.
  25. (en) Real.
  26. (en) Factual.
  27. (en) Original.
  28. (en) Actual.
  29. (en) Authentic.
  30. (en) Genuine.
  31. (en) Rightful.
  32. (en) Truthful.
  33. (en) Right.
  34. (en) Exact.
  35. (en) Proper.
  36. (en) Literal.
  37. (en) Bona fide.
  38. (en) Dinkum.
  39. (en) Earnest.
  40. (en) Honest-To-God.
  41. (en) Honest-To-Goodness.
  42. (en) İntrinsic.
  43. (en) Pucka.
  44. (en) Pukka.
  45. (en) Sincere.
  46. (en) Sterling.
  47. (en) Straight-Out.
  48. (en) Substantial.
  49. (en) Tangib.
  50. (en) Positive.
  51. (en) Reality.
  52. (en) Regular.
  53. (en) Tangible.
  54. (en) Truth.
  55. (en) Veritable.
  56. (en) Virtual.
  57. (en) Serious.
  58. (en) Solid.
  59. (en) Straight out.
  60. (en) Veracity.
  61. (en) Verity.
  62. (fr) Réel
  63. (la) Realis

para   US UK (nedir ne demek)

  1. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
  2. Kazanç
    Örnek: Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir. S. F. Abasıyanık
  3. Kuruşun kırkta biri.
  4. Yanında, yan. Örn. Para-aortik aortun yanında.
  5. Yunanca yanında anlamına gelen bir ön ek.
  6. Çift dönme nicem sayısı ve karşıt koşut çekirdek dönüsü koşulunu belirleyen ön ek.
  7. 1,4 durumunu gösteren ön ek.
  8. Bir asit, tuz ya da esterin olağanüstü sayıda su molekülü ile birleştiğini gösterir ön ek.
  9. Yan.
  10. Yanında.Dgr.: anat. para
  11. (en) Capital.
  12. (en) Drain.
  13. (en) Fund.
  14. (en) Leeway.
  15. (en) Obverse.
  16. (en) Take.
  17. (en) Prefix denoting: Likeness, similarity, or connection, or that the substance resembles, but is distinct from, that to the name of which it is prefixed; as paraldehyde, paraconine, etc.; also, an isomeric modification.
  18. (en) Prefix signifying alongside of, beside, beyond, against, amiss; as parable, literally, a placing beside; paradox, that which is contrary to opinion; parachronism.
  19. (en) Piece of Turkish money, usually copper, the fortieth part of a piaster, or about one ninth of a cent.
  20. (en) An estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows 100 para equal 1 dinar.
  21. (en) Gelt.
  22. (en) İnvestment.
  23. (en) The necessary.
  24. (en) Net personality.
  25. (en) Ortho-, and Meta-.
  26. (en) Commodity money.
  27. (en) Dibs.
  28. (en) Dimes.
  29. (en) Face value.
  30. (en) Geets.
  31. (en) Having resemblance to certain features.
  32. (en) Prefix, beside, near.
  33. (en) Far from, away, out, different from.
  34. (en) Prefix meaning behind, e g , para-appendiceal.
  35. (en) Variety of forastero cacao bean cultivated in the Brazilian state of the same name.
  36. (en) Woman who has been delivered of a viable fetus.
  37. (en) Paragraph.
  38. (en) Paraplegic.
  39. (en) The number of live-born children a woman has delivered; 'the parity of the mother must be considered'; 'a bipara is a woman who has given birth to two children'.
  40. (en) Refers to groups occupying 1,4 positions on a benzene ring.
  41. (en) Beside/Next to.
  42. (en) Cash.
  43. (en) Monetary.
  44. (en) Pecuniary.
  45. (en) Coffers.
  46. (en) Money.
  47. (en) Para-.
  48. (en) Para.
  49. (en) Shekels.
  50. (en) Currency.
  51. (en) Shiners.
  52. (en) Coin.
  53. (en) Boodle.
  54. (en) Brass.
  55. (en) Bread.
  56. (en) Chink.
  57. (en) Chip.
  58. (en) Dough.
  59. (en) Ducat.
  60. (en) Dust.
  61. (en) Funds.
  62. (en) Green.
  63. (en) Jack.
  64. (en) Kale.
  65. (en) Lolly.
  66. (en) Lucre.
  67. (en) Filthy lucre.
  68. (en) Means.
  69. (en) Purse.
  70. (en) Rock.
  71. (en) Sugar.
  72. (en) Wherewithal.
  73. (en) Wealth.
  74. (en) Specifically: That two groups or radicals substituted in the benzene nucleus are opposite, or in the respective positions 1 and 4; 2 and 5; or 3 and 6, as paraxylene; paroxybenzoic acid.
  75. (en) Pocket.
  76. (en) To be pushed.
  77. (en) Rhino.
  78. (en) Riches.
  79. (en) Roll.
  80. (en) Spendol.
  81. (en) 100 para equal 1 dinar.
  82. (en) Soldier in the paratroops.
  83. (en) An estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows.
  84. (en) Port city in northern Brazil in the Amazon delta; main port and commercial center for the Amazon River basin.
  85. (al) Para
  86. (fr) Para
  87. Yakın
  88. Ötesinde
  89. İkinci derecede
  90. Benzer.
  91. Paraşütçü asker, paragraf

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.012