|
read
-
Okumuş, bilgili
-
Okumak, kıraat etmek
-
Anlamak, yorumlamak, tefsir etmek
-
Çıkarmak, mana vermek
-
Göstermek, kaydetmek
-
(metinde) yazılı olmak
-
Okuyup öğrenmek
-
okunmak
-
okuma
-
Okuma süresi
-
Okumak, anlamına gelmek, okunmak; çözmek, sökmek; yorumlamak, anlamak; okuluna gitmek, eğitimini görmek;
-
Okuyarak bilgisini genişletmiş, öğrenim görmüş (kimse)
Örnek:
İki yabancı dil bilen, okumuş, kibar bir tıbbiye talebesi. R. N. Güntekin
-
Öğrenim görmüş, bilgili.
-
Literate. well-read. learned. educated.
-
Sb who's had some formal education. well-educated. intellectual person. lettered. literate. man of education. educated man. well read.
-
Bilgi sahibi olan, malumatlı, haberli
Örnek:
Ama, iyiler, bilgililer, yetenekliler nerede idi? T. Buğra
-
Bilerek
Örnek:
Her konuda rahat, bilgili konuşurdu kalemi. Y. Z. Ortaç
-
Knowing. learned. wise. sophisticated. scholarly. deeply read. knowledgeable. well informed. erudite. informed. read. thoroughbred. versed.
-
Erudite. hot. informed. knowledgeable. learned. literate. profound. well-informed.
-
Learned. to be informed. well-informed. brainy. hep. in the known. intellectual. in the know. profound. red hot. versed.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|