Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > rayiç bedel nedir, rayiç bedel ne demek (rayiç bedel nnd)

rayiç bedel nedir, rayiç bedel ne demek?

rayiç bedel

  1. Piyasa fiyatı.

rayiç (nedir ne demek)

  1. Bir para biriminin veya malın satış ve sürüm değeri
    Örnek: Türk lirasının rayicinin en yüksek olduğu bir dönemden söz ediyorum. H. Taner
  2. (en) Current price.
  3. (en) Rate.
  4. (en) Current exchange.
  5. (en) Quotation.
  6. (en) Market price.
  7. (en) Current value.
  8. (en) Market value.

bedel   US UK (nedir ne demek)

  1. Değer, fiyat, kıymet.
  2. Bir şeyin yerini tutabilen karşılık
    Örnek: Buna bedel içimde mumlar, mumlar, mumlar yanan bir karanlık var. A. Gündüz
  3. Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse.
  4. Eşit, denk
    Örnek: Emsalini göremeyeceğiniz bir saadetle beş on dakika yaşarsınız ki, bütün bir hayata bedeldir. R. H. Karay
  5. Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para, bu para yasada belirtilen döviz veya karşılığı değiştirilebilir yabancı ülke parasıdır.
    Örnek: Efrattan bedel alınıp alınmayacağına dair merkezden emir gelmişti. Y. K. Karaosmanoğlu
  6. Uşak, hizmetçi, çoban.
  7. Bk. açıklama cümlesi
  8. Bk. açıklayıcı
  9. Bir malın ya da işin karşılığı olan değer, fiyat, denklik.
  10. Karşılık.
  11. Değer, kıymet.
  12. Bir şeyin yerine verilen, yerini tutan şey; karşılık.
  13. (en) Same as Beadle.
  14. (en) Cost, price.
  15. (en) Substitutional.
  16. (en) Worth.
  17. (en) Substitute.
  18. (en) Equivalent.
  19. (en) Price.
  20. (en) Compensation.
  21. (en) Consideration.
  22. (en) Forfeit.
  23. (en) Offset.
  24. (en) Purchase money.
  25. (en) Quid pro quo.
  26. (en) Quittance.
  27. (en) Rate.
  28. (en) Requital.
  29. (en) Wages.
  30. (en) Toll.
  31. (en) Value.
  32. (en) Remuneration.
  33. (en) Equivalent of.
  34. (en) İn exchange for.
  35. (en) Sum paid for exemption from military service.
  36. (en) Person who makes the pilgrimage to Mecca in the name of another.
  37. (en) Cost.
  38. (en) Subs.
  39. Tören asasını taşıyan kimse (brit.üniv.)
  40. Tören asasını taşŸıyan kimse (brit.üniv.)

açıklama cümlesi (nedir ne demek)

  1. Bir önceki cümleyle bağlantı kuran yani, demek ki, öyle ki vb. bağlayıcılarla başlayan, söz konusu duygu veya düşünceyi bütünleyen cümle.
  2. Ana cümlede anlatılmak istenen duygu ve düşünceyi daha çok açıklamak ve pekiştirmek için kullanılan cümle veya cümleler.açıklama cümlesi, bir önceki cümleye yani, öyle ki, demek ki gibi sonuç ve açıklama bağlantısı kuran kelimeler ile de bağlanabilir. Köylüler kış aylarını ocak başında aylak geçirirken kasabaya kağnı yükleriyle odun çekiyor, sözün kısası dev gibi çalışıyordu (K. Tahir, Köyün Kamburu, s. 11). Seferberlik olmasa, biz bu ekinden bu kadar daha alırdık Hafız oğlum, dedi, alırdık da koyacak yer bulamazdık. (K. Tahir, göst. e., s.260). Her zamanki gibi ilk anlaşılmamazlık burada da görüldü, yüzler hayret içinde kırıştı (R. H. Karay, Memleket Hikâyeleri, s. 132). Ama gene sanat olmuyor, sanata benzer bir şey oluyor, yani muvazi gidiyorlar (A.H. Tanpınar, Huzur, s. 164). Nihayet yavaş yavaş yüreğini rahatlandıran karşılığı buldu: Nedimeyi İhsan adam etmişti. Çerkes dadıyı da makinist oğlu …Yani onlara, gece gündüz anlıyacakları dille uğraşmışlar, bıkmadan, usanmadan, kızıp darılmadan söylemişlerdi” (K. Tahir, Esir Şehrin İnsanları, s. 283). İyi anlamadığımı görünce: Yani, parasız devlet talebesi oldum, dedi. (R.N. Güntekin, Miskinler Tekkesi, s. 183.). Türkiyemizde bugün her iki parti de hem iktidarda hem de muhalefette bulunmuşlardır. Yani, her iki partinin muhtelif zihniyetlerini, politikanın her iki kutbunda görüyor ve serinkanlılıklarını ölçmek imkânına malik bulunuyoruz. (Bediî Faik, Efendime Söyliyeyim, s. 86). Bir daha yapmam diye bağırdıkça benim dizlerimin bağı çözülüyordu, düşeceğim sanıyordum (A. Rasim, Falaka s. 112). Tren hızını düşürüyordu; istasyona giriyordu (T. Buğra, Yalnızlar. s. 147). O zamana kadar yapmadığı bir şeyi yaptı; çay ısmarladı (T. Buğra, göst.e. s. 105). İkinci Kosova’dan sonra o zamanın en büyük ordu kudreti olan Macaristan, artık kendi varlığını müdafaaya geçmişti. Demek ki fethin saati çalmıştı (Y. Kemal Beyatlı, Aziz İstanbul, s. 40). Fakat bugün uzun bir cenk, bir esaret ve felâket devresinden sonra İstanbul’a dönüp de yarı sakat, işsiz, parasız kalınca ve bütün malını, eşyasını elinden çıkarıp bir dilim ekmeğe muhtaç bir hale düşünce bu vakayı ve Yahudinin mânalı sözlerini hatırlamış, nihayet işte gelip fırçanın kıymetini sormuştu. Demek beş paralık bir değeri yoktu ha… (R. H. Karay, Memleket Hikâyeleri; Garip Bir Hediye, s. 136). Bu şekil, ben hiçbir vakit zihnimde hayatıma verecek kat’î bir karar düşünmedim ve düşünmeğe niyetim yok. Demek ki, senin beklediğin tarzda bende bir karar yok. (H. E. Adıvar, Handan, s. 10). Bu sözleri, bu bilgiç edayı, bu bir küçük çocuga yakışmıyacak heyecanlarla değişip karışan küçük çehreyi hiç sevmemiştim. Demek ki, ben yanılmış değilim (R. N. Güntekin, Miskinler Tekkesi, s. 178). Yine, deli eniştemiz gayet kıskançtı. Öyle ki, bu huyunu meydana koymaktan bile çekinmezdi. (A.Ş. Hisar, Çamlıcadaki Eniştemiz, s. 127). O gece, ilk defa olarak ağzımdan dökülüvermişti. Öyle ki, söyledikten sonra ben de sözümün isabetine şaşakaldım (Y. K. Karaosmanoğlu, Atatürk, s. 105). Onunla başbaşa oldukları veya yalnız onunla meşgul olduğu zamanlardaki gibi düşünmüyor yaşamıyordu. Öyle ki, kışın ortasına doğru kendisini hakikaten bu ruh dağınıklığına alışmış buldu (A.H. Tanpınar, Huzur, s. 278).
  3. (en) Apposition.
  4. (fr) Apposition

piyasa fiyatı (nedir ne demek)

  1. Bir para biriminin veya malın sürüm değeri, piyasa bedeli, piyasa değeri, rayiç bedel, rayiç fiyat.
  2. Piyasada bir birim mal ya da hizmet satın alabilmek için tüketicilerin ödedikleri parasal bedel.
  3. Bk. genel satak ederi
  4. (en) Market price / rate.
  5. (en) Market price.

piyasa (nedir ne demek)

  1. Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar
    Örnek: Şimdi de pazar, piyasa yerlerinde, mahalle dolaylarında tanır, sayarlar. M. Ş. Esendal
  2. Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme
    Örnek: Kahvenin önünden dört beş kere daha geçer, akşam piyasasını yapardım. S. F. Abasıyanık
  3. Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat
    Örnek: Sonbaharda, yakında açılacak tütün piyasasının haberleriyle ümitlenir, tasalanır, yüzleri bir gün gülerse beş gün kederli kalırdı. N. Cumalı
  4. Arz ve talebin karşılaştığı alan.
  5. Ortalık
    Örnek: Bunlardan bir kısmı bugün piyasada alaturka çalgıcılığın en ileri gelenlerindendir. O. C. Kaygılı
  6. Satak. ~ fîâtı: satak ederi.
  7. Bk. genel satak
  8. (en) Pleasant stroll.
  9. (en) The market.
  10. (en) Current price.
  11. (en) Established brand , image , market , product.
  12. (en) Quotation.
  13. (en) Market.
  14. (en) Strolling.
  15. (en) Public places.

fiyat (nedir ne demek)

  1. Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, paha
    Örnek: Birkaç ev döşettiğim için mobilya fiyatlarından pek iyi anlarım. Ö. Seyfettin
  2. Bir mal veya iş gücü için uygun görülen para karşılığı.
  3. Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki
    Örnek: Fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdam geliştirici tedbirler öngörülür... Anayasa
  4. Bir birim mal, hizmet ya da üretim faktörü ile satın alınabilecek para miktarı.
  5. Bk. eder
  6. (en) Price.
  7. (en) Cost.
  8. (en) Rate.
  9. (en) Charge.
  10. (en) Figure.
  11. (en) Terms.
  12. (en) Valuation.
  13. (en) Demand function.
  14. (en) Expense.
  15. (en) Rate regulation.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.010