Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > rahat döşeği nedir, rahat döşeği ne demek, rahat döşeğiin anlamı (rahat döşeği nnd)

rahat döşeği nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:

Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.

rahat

  1. İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur
    Örnek: Eniştem de üşengen bir adamdır, rahatı kaçar diye üstüne düşmedi. M. Ş. Esendal
  2. Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan
    Örnek: Ben o kadar rahatım, öyle okşayıcı, huzur ve mutluluk verici tatlı rüzgâr karşısındayım ki... R. H. Karay
  3. Sıkıntı veya yorgunluk, tedirginlik vermeyen
    Örnek: Ben sana güzel ve rahat bir oda hazırlattım. P. Safa
  4. Aldırmaz, gamsız.
  5. Kolay bir biçimde, kolaylıkla
    Örnek: İstersen beraber gidelim. Haydi al torbanı. Bir saatte rahat varırız. M. Ş. Esendal
  6. "Hazır ol" durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut.
  7. (en) Comfortable. comfy. easy. luxurious. cavalier. complacent. cosy. cushioned. cushy. facile. leisure. at rest. restful. serene. snug. sweet. unconstrained. unconventional. undisturbed. unembarassed. untroubled. at ease. rest. comfort. ease. peace. comp.
  8. (en) Calm. comfortable. comfy. complacent. convenience. cosy. cushy. ease. easy. fine. fluent. free. peace. peaceful. rakish. relieved. repose. rest. restful. unmoved. welfare. comfort. free and easy. cushy. easily. at ease!. tranquility. quiet. at ease. tranquil. comfortably. quietly.
  9. (en) At ease. comfort. comfortable. easy. relaxed. please and quiet. untroubled. easygoing. sb who has an easy manner. comfy. commodious. convenient. cosy. cushy. homey. to keep a good house. peaceful. physical comfort. rest. tranquil.
  10. (en) Standing at ease
  11. (fr) Station de repos

insan (nedir ne demek)

  1. İki eli olan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı.
  2. Bu türden olan canlı.
  3. Kişi, şahıs, âdemoğlu, âdem evladı
    Örnek: O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar. H. Taner
  4. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).
  5. Memeliler (Mammalia) sınıfının,insangiller (Hominidae) familyasından, iki ayağı üzerinde duran ve yürüyen, kolları kısa, vücudunun birçok yerlerinde tüyler azalmış, çeneleri belirli, beyinleri çok gelişmiş, kafatası yuvarlak ve yüz açısı yüksek, konuşabilen tek yaratık.
  6. (en) Hominid. human. anthropo-. human being. human. man. hominid. humanity. microcosm. mortal. naked ape. spirit. wight. born of woman. lords of creation.
  7. (en) Bird. character. human. individual. man. mortal. one. person. human being. humane.
  8. (en) Human being. man. person. decent person. beggar. homo sapiens. humanity. fellow man. mortal. wight.
  9. (en) Modern man
  10. (fr) homme
  11. (la) Homo sapiens

üzüntü(nedir ne demek)

  1. Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür
    Örnek: Sesinde bir üzüntü, hatta bir sitem sezdim. A. Gündüz
  2. (en) Affliction. care. chagrin. damp. dejection. desolation. distress. disturbance. fret. grief. hurt. mopes. regret. sadness. slough. sorrow. strait. trouble. unhappiness. woe. worry. straits.
  3. (en) Affliction. agitation. care. cross. distress. dumps. gloom. grief. regret. sorrow. stew. trouble. woe. worry.
  4. (en) Affliction. annoyance. blue devil. bother. botheration. chagrin. despair. fret. grief. load. mope. sorrow. thorn. tribulation. trouble. vexation. woe. worry.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük