|
radyolojik koruma
-
(radyolojik koruma) İnsanı ve yaşadığı ortamı, iyonlaştırıcı ışınımın zararlı etkilerinden korumayı konu edinen bilim ve teknoloji dalı.
-
Radiation protection
-
radioprotection
-
Radyoloji ile ilgili.
-
radiological
-
Korumak işi.
-
Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi.
-
Bk. sakınma
-
Filmin bozulmasını önlemek amacıyla alınan önlemlerin tümü.
-
Kentlerin belli kesimlerinde yer alan çağbilimsel ve yapıtasarcılık değerleri yüksek yapıtlarla, anıtların ve doğa güzelliklerin -kentte bugün yaşayanlar gibi- gelecek kuşakların da yararlanması için her türlü yıkıcı, saldırgan ve dokuncalı eylemler karşısında güvence altına alınması. bkz. çevre korunması.
-
Film preservation, preservation
-
Protective. protection. defending. guarding. keeping. preservation. conservation. escort. guard. bodyguard. lifeguard. covering. aegis. asylum. conservancy. convoy. custody. defense. favor. favour. indemnity. maintenance. patronage. retention. safegu.
-
Care. conservation. guard. keeping. patronage. preservation. protection. safeguard. safekeeping. saving. security. shadow. trust. ward. bodyguard. defence. prevention. prophylaxis.
-
Preservation. protection. defense. asylum. auspices. conservancy. conservation. custodial care. guard. keeping. patronage. preserving. safeguard. safeguarding. safekeeping. shield. vindication. ward.
-
Conservation, preservation
-
Aufbewahrung, Erhaltung
-
Conservation du film
-
conservation
-
Işık, elektrik ve ısı ışınımlarının uygulama alanlarını inceleyen bilim dalı, ışın bilimi.
-
Bk. ışımbilim
-
Genel anlamda X ışınları,ses dalgaları veya diger yöntemleri kullanarak teşhis hizmetleri veren tıp dalıdır.
-
Işın bilimi
-
Hastalıkların tanı ve tedavisinde radyoaktif ışınların ve diğer tekniklerin (ses dalgası, radyoizotop vb.) uygulanmasını konu alan bilim dalı.
-
İyonlaştırıcı ışınımın tıp ve endüstri alanlarındaki uygulanmasını inceleyen bilim dalı.
-
radiology.
-
radiology
-
radiologie
ilgili(nedir ne demek)
-
İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik
Örnek:
Tütün piyasası ile ilgili hesapların bir ucu, yine elindeydi. N. Cumalı
-
alâkadar.
-
Related. concerned. connected. involved. interested. pertinent. companion. curious. germane. relative. about. anent.
-
Concerned. connected. hot. interested. involved. of. pertinent. related. interested. relevant. connected. concerning. regarding.
-
Concerned. relevant. interested in. concerned with. involving. involved. relative to.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|