Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > pozitif yarı eksen nedir, pozitif yarı eksen ne demek (pozitif yarı eksen nnd)

pozitif yarı eksen nedir, pozitif yarı eksen ne demek?

pozitif yarı eksen

  1. (en) Number ray.
  2. (fr) Rayon de nombers

pozitif (nedir ne demek)

  1. Olgulara, deneylere dayalı olarak bazı nitelikleri belli olan, olumlu, müspet, negatif karşıtı.
  2. Varolan
  3. Bu yolda basım aygıtında kullanılmış ancak henüz işlemelikte işlenmemiş dolu film
  4. İşlemelikte işlenerekpozitif görüntüleri belirmiş film. 4.pozitif görüntü
  5. (Genellikle) Doğadakinin aynı renk tonunda görüntü veren duyarkatları ve bu görüntüleri anlatır.
  6. Pozitif görüntü elde etmekte kullanılan boş film
  7. (en) Positive.
  8. (en) Plus.
  9. (en) Positive olumlu.
  10. (en) Müspet.
  11. (al) Positiv
  12. (fr) Positif

yarı (nedir ne demek)

  1. Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf.
  2. Futbolda 45 dakikalık her iki devreden biri.
  3. Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan.
  4. Gereğinden az, tam olmayarak
    Örnek: Arkasından yarı şaka, yarı sitem ilave ediyor. A. İlhan
  5. Tam olmayışı ifade eden bir ön ek.
  6. (en) Hemi- half.
  7. (en) Half.
  8. (en) Quasi.
  9. (en) Moiety.
  10. (en) Meta-.
  11. (en) Part-.
  12. (en) Quasi-.
  13. (en) Semi-.
  14. (en) Hemi-.
  15. (en) Half of the.
  16. (en) Demi.
  17. (en) Half time.
  18. (en) Partial.
  19. (fr) Demi-

yar (nedir ne demek)

  1. Sevgili.
  2. Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer, uçurum
    Örnek: Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur. Atasözü
  3. Sevgili
  4. Dost, tanıdık
  5. Yardımcı
  6. Sevilen, sevgili.
  7. Dost, arkadaş.
  8. Yardem eden, destekleyen.
  9. (en) Yemen Arab Republic [Yemen or North Yemen]; used for information dated before 22 May 1990 or CY91.
  10. (en) Yard and silvviculture materials including bark, woodchips, leaves, grass clippings, brush, small tree limbs, and stumps.
  11. (en) Youth at Risk.
  12. (en) No real translation, just used at the end of a verb to make it a command Not meant to be used when speaking to superiors Examples:.
  13. (en) Cliff, love, precipice, scarp.
  14. (en) Cliff.
  15. (en) Love.
  16. (en) Precipice.
  17. (en) Scarp.
  18. (en) Abyss.

eksen (nedir ne demek)

  1. Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver
    Örnek: Politikacıların kendilerini evrenin ekseni saymamaları gereğini anlamaları için... H. Taner
  2. Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru.
  3. Araba dingili.
  4. Üzerinde bir yön belirlenmiş doğru.
  5. Bir cismin parçalarının çevresinde, bakışımlı olarak düzenlediği sanal bir doğru.
  6. Bir cismin, çevresinde döndüğü doğru.
  7. İkinci omur
  8. (en) Axial.
  9. (en) Pivotal.
  10. (en) Axis.
  11. (en) Pivot.
  12. (en) Axle.
  13. (en) Pintle.
  14. (en) Rachis.
  15. (en) Spindle.
  16. (al) Achse
  17. (fr) Axe

number   US UK (nedir ne demek)

  1. Saymak
  2. Hesap etmek
  3. Numara koymak
  4. İhtiva etmek
  5. Sayısını sınırlandırmak
  6. Sayı, adet, numara, rakam
  7. Çokluk
  8. Gram bir kelimenin tekil veya çoğul olmasına göre hali
  9. Müzik parçası
  10. Saymak, numaralamak, hesaplamak, katmak, sayı saymak, içermek, katılmak, yaşında olmak

ray   US UK (nedir ne demek)

  1. Tren, tramvay vb. taşıtlarda tekerleklerin üzerinde hareket ettiği demir yol.
  2. (en) Railroad track.
  3. (en) See Illust.
  4. (en) To array.
  5. (en) To mark, stain, or soil; to streak; to defile.
  6. (en) Array; order; arrangement; dress.
  7. (en) One of a number of lines or parts diverging from a common point or center, like the radii of a circle; as, a star of six rays.
  8. (en) Radiating part of a flower or plant; the marginal florets of a compound flower, as an aster or a sunflower; one of the pedicels of an umbel or other circular flower cluster; radius.
  9. (en) See Radius.
  10. (en) One of the radiating spines, or cartilages, supporting the fins of fishes.
  11. (en) One of the spheromeres of a radiate, especially one of the arms of a starfish or an ophiuran.
  12. (en) Line of light or heat proceeding from a radiant or reflecting point; a single element of light or heat propagated continuously; as, a solar ray; a polarized ray.
  13. (en) One of the component elements of the total radiation from a body; any definite or limited portion of the spectrum; as, the red ray; the violet ray.
  14. (en) See Skate.
  15. (en) Sight; perception; vision; from an old theory of vision, that sight was something which proceeded from the eye to the object seen.
  16. (en) One of a system of diverging lines passing through a point, and regarded as extending indefinitely in both directions.
  17. (en) See Half-ray.
  18. (en) To mark with long lines; to streak.
  19. (en) To send forth or shoot out; to cause to shine out; as, to ray smiles.
  20. (en) To shine, as with rays.
  21. (en) In a restricted sense, any of the broad, flat, narrow-tailed species, as the skates and sting rays.
  22. (en) Guide.
  23. (en) Runner.
  24. (en) İron road.
  25. (en) Branch of an umbel or an umbelliform inflorescence.
  26. (en) Straight line extending from a point.
  27. (en) Group of nearly parallel lines of electromagnetic radiation.
  28. (en) Column of light.
  29. (en) Straight line with one endpoint The line extends infinitely.
  30. (en) Line having one endpoint.
  31. (en) One of the showy, petal-like florets surrounding the flower head in the Aster Family.
  32. (en) An entity of unspecified length, but no depth or breadth, that extends into infinity from a specified point In computer graphics, ray is a common term used, when rendering a scene, to describe the path a light ray follows.
  33. (en) Straight line that begins at a point and continues outward in one direction.
  34. (en) Any of the bony spines that support a fish fin membrane.
  35. (en) Given a region G c R2 A ray is a piecewise linear path with corners lying on a point p at the boundary of G respecting the usual law of reflection with the tangent line at p Given a region H c R3, the ray behaves as in R2 with the tangent plane Further, the incident and reflected portion of a ray are coplanar with the surface normal at.
  36. (en) Geometric representaion of a light path through an optical medium - a line normal to the wave front indicating the direction of radiant energy flow.
  37. (en) Beam of electromagnetic energy following an elemental path perpendicular to the radiation's wave front.
  38. (en) Ribbon like figure caused by the strands of cells which extend across the grain in quarter sawn lumber.
  39. (en) Streak of material blasted out and away from an impact crater.
  40. (en) İs a closed half-line.
  41. (en) Bright elongated streaks radiating from certain craters on the Moon and Mercury.
  42. (en) The ray AC consists of segment AC and all other points P such that C is between A and P The point named first, here A, is the endpoint of Ray AC.
  43. (en) The flat petal-like blades that encircle the disk in composite flowers.
  44. (en) The supporting structure in the fins which is striated and often branched.
  45. (en) Line representing the direction of a wave motion.
  46. (en) The radial division of an echinoderm, ie arm of a starfish.
  47. (en) Any of the stiff bony rods in the fin of a fish.
  48. (en) Cartilaginous fishes having horizontally flattened bodies and enlarged winglike pectoral fins with gills on the underside; most swim by moving the pectoral fins.
  49. (en) Rail.
  50. (en) Track.
  51. (en) Under Light.
  52. (en) Cartilaginous fishes having horizontally flattened bodies and enlarged winglike pectoral fins with gills on the underside; most swim by moving the pectoral fins any of the stiff bony rods in the fin of a fish a branch of an umbel or an umbelliform inflorescence a straight line extending from a point emit as rays; 'That tower rays a laser beam for miles across the sky'.
  53. (en) The syllable naming the second note of any major scale in solmization.
  54. (en) Emit as rays; 'That tower rays a laser beam for miles across the sky'.
  55. (en) Extend or spread outward from a center or focus or inward towards a center; 'spokes radiate from the hub of the wheel'; 'This plants radiates spines in all directions'.
  56. (en) Expose to radiation; 'irradiate food'.
  57. (en) Radial strands of living cells concerned with the transport of water and food.
  58. ), (f.) ışın, şua
  59. Işın
  60. Papatya gibi çiçeğin dış petallerinden her biri
  61. (zool) balık kanadı kılçığı, deniz yıldızı veya beş parmak denilen hayvanın parmaklarından her biri
  62. Işın saçmak
  63. Tırpana, (zool) Raia batis
  64. Vatoz, kedibalığı, (zool) Raia clavata
  65. Işımak, ışık saçmak, ışıklandırmak, ışın yaymak, ışın tedavisi yapmak, röntgenini çekmek

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.015