Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > polipeptit yapılı antibiyotik nedir, polipeptit yapılı antibiyotik ne demek (polipeptit yapılı antibiyotik nnd)

polipeptit yapılı antibiyotik nedir, polipeptit yapılı antibiyotik ne demek?

polipeptit yapılı antibiyotik

  1. Fazla polar olan peptit grubu bir yağ asidine bağlanmış, bu nedenle de moleküllerinde hidrofilik ve lipofilik nitelikte iki ayrı kutup bulunan, bakteri hücresinin sitoplazmik zarının geçirgenliğini artırarak bakterisit etki oluşturan karmaşık bir polisakkarit yapısına sahip antibiyotik.
  2. (en) Polypeptite antibiotic.

polipeptit (nedir ne demek)

  1. Proteinlerin birincil yapısını oluşturan peptit bağlarıyla bağlanmış çok fazla sayıda amino asidin oluşturduğu bir polimer.
  2. Peptit bağıyla bağlanmış 10-100 amino asit içeren genellikle molekül ağırlığı 10 kDa'dan az olan peptit.
  3. Aminoasitlerin birbirlerine peptit bağlarıyla bağlanmasıyla oluşan aminoasit zinciri.
  4. (en) Poly peptide.
  5. (en) Polypeptide.
  6. (fr) Polypeptide

yapılı (nedir ne demek)

  1. Yapısı herhangi bir nitelikte olan.
  2. Vücudu gelişmiş, iri.
  3. (en) Burly.
  4. (en) Built.
  5. (en) Constructed.
  6. (en) Made.
  7. (en) Done.
  8. (en) Well-built.
  9. (en) Having a strong body.
  10. (en) Who or which possesses build.
  11. (en) Made of.
  12. (en) Constructed of.

antibiyotik (nedir ne demek)

  1. Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunan veya sentezle elde edilen, birçok mikroba karşı kullanılan, penisilin, streptomisin vb. maddelerin ortak adı.
  2. Mikroorganizmaların üremesini engelleyen veya tahrip eden, genellikle mikroorganizmalar ya da bitkiler tarafından meydana getirilen, streptomisin, penisilin gibi kimyasal maddeler.
  3. Bazı mantar, aktinomiset ve bakteri türleri tarafından veya sentetik olarak üretilen ve mikroorganizmaların üreme veya gelişmelerini önleyen veya onları öldürücü etkiye sahip ilaç.
  4. Mikroorganizmaların üremesini engelleyen veya öldüren, genellikle mikroorganizmalar veya bitkilerin çeşitli türleri tarafından meydana getirilen veya sentetik olarak elde edilen, düşük molekül ağırlıklı kimyasal maddeler.
  5. (en) Antibiotic.
  6. (fr) Antibiotique

fazla (nedir ne demek)

  1. Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade
    Örnek: Yaşamak için çok zorluk çekiyordu. Fazla olarak hastaydı. R. N. Güntekin
  2. Daha çok, aşkın
    Örnek: Biz ancak Cumhuriyet devrinde elli yıldan fazla bir barış devri geçirmişiz. B. Felek
  3. Artmış olan.
  4. Gereksiz, yersiz bir biçimde.
  5. Gereğinden, alışılmıştan çok olarak.
  6. Çok ziyade, artık, artan.
  7. (en) Excessive.
  8. (en) Above.
  9. (en) Heartily.
  10. (en) Redundant.
  11. (en) More.
  12. (en) More (than.
  13. (en) Acute.
  14. (en) Devilish.
  15. (en) İn excess.
  16. (en) Superfluous.
  17. (en) Spare.
  18. (en) Plus.
  19. (en) Much.
  20. (en) Extra.
  21. (en) Unneedful.
  22. (en) De trop.
  23. (en) Supernumerary.
  24. (en) Surplus.
  25. (en) Thick.
  26. (en) Over.
  27. (en) İn excess of.
  28. (en) Excess.
  29. (en) Super-.
  30. (en) Rising of.
  31. (en) Too much.
  32. (en) Too many.
  33. (en) Great.
  34. (en) Heavy.
  35. (en) Residual.
  36. (en) Residuary.
  37. (en) Steep.
  38. (en) Superlative.

polar   US UK (nedir ne demek)

  1. Kutup.
  2. Kutuplanma gösteren veya kutuplu.
  3. Su gibi üzerinde pozitif veya negatif yük taşıyan suda çözünen moleküller veya gruplar.
  4. (en) There are also poles and polar curves to curves of higher degree than the second, and poles and polar planes to surfaces of the second degree.
  5. (en) Having a pair of equal and opposite charges of or existing at or near a geographical pole or within the Arctic or Antarctic Circles; 'polar regions' located at or near or coming from the earth's poles; 'polar diameter'; 'polar zone'; 'a polar air mass'; 'Antarctica is the only polar continent'.
  6. (en) Of or pertaining to one of the poles of the earth, or of a sphere; situated near, or proceeding from, one of the poles; as, polar regions; polar seas; polar winds.
  7. (en) Of or pertaining to the magnetic pole, or to the point to which the magnetic needle is directed.
  8. (en) The right line drawn through the two points of contact of the two tangents drawn from a given point to a given conic section.
  9. (en) The given point is called the pole of the line.
  10. (en) If the given point lies within the curve so that the two tangents become imaginary, there is still a real polar line which does not meet the curve, but which possesses other properties of the polar.
  11. (en) Thus the focus and directrix are pole and polar.
  12. (en) Having a pair of equal and opposite charges.
  13. (en) Characterized by opposite extremes; completely opposed; 'in diametric contradiction to his claims'; 'diametrical points of view'; 'opposite meanings'; 'extreme and indefensible polar positions'.
  14. (en) Located at or near or coming from the earth's poles; 'polar diameter'; 'polar zone'; 'a polar air mass'; 'Antarctica is the only polar continent'.
  15. (en) Exhibiting polarity: a molecule with opposite charges.
  16. (en) As in polar angle The angle between two perpendiculars to two lines forming a true angle; as a noun it refers to polarizing filters, see polars.
  17. (en) Describes a neutral molecule that has opposite charges partially separated within the molecule; example H2O is a polar molecule.
  18. (en) Of or near the North or South Pole.
  19. (en) Signal stream in which all one bits are the same voltage polarity All zero bits are the opposite polarity from the one bits.
  20. (en) Used to describe compounds that have a dipole moment because they consist of molecules that have negative and positive poles.
  21. (en) Graph of sink rate against airspeed As the airspeed increases from the stall speed, the sink rate decreases until it reaches a minimum , and then starts to increase as airspeed increases further.
  22. (en) Satellite launched on February 24, 1996 by NASA in the Global Geospace Science project Polar is an atmospheric studies satellite in polar orbit One purpose of Polar is to gather information that will help scientists protect future satellites from radiation and other atmospheric dangers.
  23. (en) Describing a substance or molecule in which the positive and negative electrical charges are permanently separated, as opposed to nonpolar molecules in which the charges coincide Polar molecules ionize in solution and impart electrical conductivity Water, alcohol, and sulfuric acid are polar Most hydrocarbon liquids are nonpolar Carboxyl and hydroxyl groups often exhibit an electric charge The formation of emulsions and the action of detergents are dependent on this behavior.
  24. (en) Polar-orbiting spacecraft to observe the auroral zone particles, fields, and auroral emissions One of NASA's contributions to the ISTP.
  25. (en) Polar.
  26. (en) Of or existing at or near a geographical pole or within the Arctic or Antarctic Circles; 'polar regions'.
  27. (en) Extremely cold; 'an arctic climate'; 'a frigid day'; 'gelid waters of the North Atlantic'; 'glacial winds'; 'icy hands'; 'polar weather'.
  28. (en) Being of crucial importance; 'a pivotal event'; 'Its pivotal location has also exposed it to periodic invasions'- Henry Kissinger; 'the polar events of this study'; 'a polar principal'.
  29. (al) Polar
  30. (fr) Polaire
  31. Kutba ait, kutbi, kutupta veya civarında bulunan
  32. Kutupyıldızına benzer, yol gösteren, rehber
  33. İki mıknatıs kutbuna ait veya benzer
  34. Tamamen birbirine zıt
  35. Ucay

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.013