Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > polar madde nedir, polar madde ne demek (polar madde nnd)

polar madde nedir, polar madde ne demek?

polar madde

  1. Polar kovalent bağ içeren çözündüklerinde veya eritildiklerinde iyonlaşabilen moleküller.

polar   US UK (nedir ne demek)

  1. Kutup.
  2. Kutuplanma gösteren veya kutuplu.
  3. Su gibi üzerinde pozitif veya negatif yük taşıyan suda çözünen moleküller veya gruplar.
  4. (en) Of or pertaining to one of the poles of the earth, or of a sphere; situated near, or proceeding from, one of the poles; as, polar regions; polar seas; polar winds.
  5. (en) Of or pertaining to the magnetic pole, or to the point to which the magnetic needle is directed.
  6. (en) The right line drawn through the two points of contact of the two tangents drawn from a given point to a given conic section.
  7. (en) The given point is called the pole of the line.
  8. (en) If the given point lies within the curve so that the two tangents become imaginary, there is still a real polar line which does not meet the curve, but which possesses other properties of the polar.
  9. (en) Thus the focus and directrix are pole and polar.
  10. (en) Of or near the North or South Pole.
  11. (en) Signal stream in which all one bits are the same voltage polarity All zero bits are the opposite polarity from the one bits.
  12. (en) Used to describe compounds that have a dipole moment because they consist of molecules that have negative and positive poles.
  13. (en) Satellite launched on February 24, 1996 by NASA in the Global Geospace Science project Polar is an atmospheric studies satellite in polar orbit One purpose of Polar is to gather information that will help scientists protect future satellites from radiation and other atmospheric dangers.
  14. (en) Describing a substance or molecule in which the positive and negative electrical charges are permanently separated, as opposed to nonpolar molecules in which the charges coincide Polar molecules ionize in solution and impart electrical conductivity Water, alcohol, and sulfuric acid are polar Most hydrocarbon liquids are nonpolar Carboxyl and hydroxyl groups often exhibit an electric charge The formation of emulsions and the action of detergents are dependent on this behavior.
  15. (en) Polar-Orbiting spacecraft to observe the auroral zone particles, fields, and auroral emissions One of NASA's contributions to the ISTP.
  16. (en) Polar.
  17. (en) There are also poles and polar curves to curves of higher degree than the second, and poles and polar planes to surfaces of the second degree.
  18. (en) Having a pair of equal and opposite charges of or existing at or near a geographical pole or within the Arctic or Antarctic Circles; 'polar regions' located at or near or coming from the earth's poles; 'polar diameter'; 'polar zone'; 'a polar air mass'; 'Antarctica is the only polar continent'.
  19. (en) Having a pair of equal and opposite charges.
  20. (en) Characterized by opposite extremes; completely opposed; 'in diametric contradiction to his claims'; 'diametrical points of view'; 'opposite meanings'; 'extreme and indefensible polar positions'.
  21. (en) Located at or near or coming from the earth's poles; 'polar diameter'; 'polar zone'; 'a polar air mass'; 'Antarctica is the only polar continent'.
  22. (en) Of or existing at or near a geographical pole or within the Arctic or Antarctic Circles; 'polar regions'.
  23. (en) Extremely cold; 'an arctic climate'; 'a frigid day'; 'gelid waters of the North Atlantic'; 'glacial winds'; 'icy hands'; 'polar weather'.
  24. (en) Being of crucial importance; 'a pivotal event'; 'Its pivotal location has also exposed it to periodic invasions'- Henry Kissinger; 'the polar events of this study'; 'a polar principal'.
  25. (en) Exhibiting polarity: a molecule with opposite charges.
  26. (en) As in polar angle The angle between two perpendiculars to two lines forming a true angle; as a noun it refers to polarizing filters, see polars.
  27. (en) Graph of sink rate against airspeed As the airspeed increases from the stall speed, the sink rate decreases until it reaches a minimum , and then starts to increase as airspeed increases further.
  28. (en) Describes a neutral molecule that has opposite charges partially separated within the molecule; example H2O is a polar molecule.
  29. (al) Polar
  30. (fr) Polaire
  31. Kutba ait, kutbi, kutupta veya civarında bulunan
  32. Kutupyıldızına benzer, yol gösteren, rehber
  33. İki mıknatıs kutbuna ait veya benzer
  34. Tamamen birbirine zıt
  35. Ucay

po (nedir ne demek)

  1. Polonyum'un simgesi.
  2. (en) Chamber pot, night pot, portable toilet used at night (Slang).

madde (nedir ne demek)

  1. Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne, özdek
    Örnek: Bütün uyuşturucu maddeler gibi, vazgeçemeyeceği kadar bağlanarak yalana alışır. N. Cumalı
  2. Bir şeyi oluşturan öge.
  3. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm
    Örnek: Kanun tatbikatında merhamet bilmez. Suçları maddeleriyle ölçer. Hükmünü verir, çarpar. H. R. Gürpınar
  4. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri
    Örnek: Bir uzmanla buluşacağı zaman ansiklopediyi açar, o konuyla ilgili maddeyi okur. S. Birsel
  5. İleri sürülen sorun.
  6. Para, mal vb. ile ilgili şey.
  7. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.
  8. Bk. özdek
  9. Bk. sınar
  10. Uzayda yer kaplayan ve kütlesi olan her şey.
  11. Bir testte yer alan soru ya da alıştırmalardan her birine verilen ad.
  12. (en) Proviso.
  13. (en) Matter.
  14. (en) Material.
  15. (en) Stuff.
  16. (en) İtem.
  17. (en) Substance.
  18. (en) Article.
  19. (en) Clause.
  20. (en) Entry.
  21. (en) Body.
  22. (en) Lubricant.
  23. (en) Object.
  24. (en) Provision.
  25. (en) Paragraph.
  26. (en) Subject.
  27. (en) Question.
  28. (en) Theme.
  29. (en) Component.
  30. (en) İngredient.
  31. (en) Section.
  32. (en) Topic.
  33. (en) Stipulation.
  34. (en) Commodities.
  35. (en) Element.
  36. (en) Head.
  37. (en) Thing.
  38. (en) Timber.
  39. (fr) Matiere

özdek (nedir ne demek)

  1. Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne, madde.
  2. Kullanılmaya, harcamaya uygun, taşınması kolay eşya, ayniyat.
  3. İş yerlerinde eşya ve malzeme işleriyle ilgilenen bölüm, ayniyat.
  4. İnsanın çalışmasıyla bir amaç uğruna biçim verdiği veya yararlandığı doğal cisimler, nesneler.
  5. Uzayda yer tutan, bir kütlesi olan her tür varlık.
  6. (Yalın anlamiyle) İnsanın çalışmasıyle bir erek uğruna biçim verdiği ya da yararlandığı doğal cisimler, nesneler. (Felsefede) 1- Temel özelliği yer kaplama olan varlık (Descartes). 2-(Tin, ruh ve düşünün karşıtı olarak) Duyularla algılanan cisimleri kuran töz; cisimsel olanın parçalanmaz bozulmaz tözü. 3- (Aristoteles felsefesinin özel kavramı olarak) Ancak bilim yoluyle gerçeklik kazanacak olan, henüz belirsiz olanak durumundaki şey: a. İlközdek (hyle proteprima materia) saltözdek, bütün şeylerin temelde bulunanı (hypokeimenon-substratum), kendiliğinden var olmayan, ancak biçimle etkinleşen gerçeklik, b. Sonözdek (hyle eskhate) ya da ikinciözdek (materia secunda): Biçim almışözdek.
  7. (en) Matter.
  8. (al) Staff
  9. (fr) Matière
  10. (la) Materia, materies

mad   US UK (nedir ne demek)

  1. (der, dest) deli, divane
  2. Çılgın, çıldırmış
  3. B.D.,K.Dili çok kızmış, kudurmuş
  4. Kuduz
  5. Delice
  6. Dengesini kaybetmiş, kendinden geçmiş
  7. Azgın, deli, çılgın, kudurmuş, kızgın, sinirli, kuduz

bağ (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne.
  2. Sargı.
  3. İlgi, ilişki, rabıta
    Örnek: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Anayasa
  4. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti.
  5. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm.
  6. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret.
  7. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası
    Örnek: Üzümünü ye de bağını sorma. Atasözü
  8. Meyve bahçesi.
  9. Bağlam, deste, demet.
  10. Bir özdecik oluşumunda iki öğeciğin kimi dış eksiciklerinin ortaklaşa kullanımı ile ya da eksicik alışverişi ile sağlananbağlanım.
  11. Ancak belirli doğrultu ve uzaklıklarda güçlü olan, özel kimyasal kuvvetlerden kurulu öğeciklerarası bağlam.
  12. Yassı solungaçlılarda iki kabuğu bağlayan menteşe şeklindeki yapı, ligament.
  13. Hareket eden birkaç kemiği birleştiren kuvvetli, telli sık bağ dokusu şeridi.
  14. (en) Contact.
  15. (en) Till.
  16. (en) Yoke.
  17. (en) Bunch.
  18. (en) Sheaf.
  19. (en) Relation.
  20. (en) Bath , spa.
  21. (en) Bond.
  22. (en) Brace.
  23. (en) Cord.
  24. (en) String.
  25. (en) Knot.
  26. (en) Vineyard.
  27. (en) Vinculum.
  28. (en) Beginnings.
  29. (en) Alliance.
  30. (en) Bandage.
  31. (en) Binder.
  32. (en) Connection.
  33. (en) Connexion.
  34. (en) Copula.
  35. (en) Copulation.
  36. (en) Corelate.
  37. (en) Daughter.
  38. (en) Fascia.
  39. (en) Fastener.
  40. (en) Fastening.
  41. (en) Header.
  42. (en) Lace.
  43. (en) Ligament.
  44. (en) Ligature.
  45. (en) Link.
  46. (en) Linkage.
  47. (en) Linkup.
  48. (en) Nexu.
  49. (en) İmpediment.
  50. (en) Restraint.
  51. (al) Bindung
  52. (al) Bindung Dgr.: Jap. ketug
  53. (fr) Lien
  54. (fr) Liaison

içeren (nedir ne demek)

  1. K |= p gibi bir içermede,içeren K önerme kümesidir.
  2. (en) İnclusive.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.014