|
point
-
İşaret etmek, göstermek
-
yöneltmek
-
Hedefe nişan almak
-
Duvar taşları arasını çimento ve harç ile doldurmak
-
Ucunu sivriltmek
-
Hareketsiz durup avın yerini göstermek(av köpeği),ferma etmek.point at parmakla işaret etmek
-
Tüfeğin namlusunu hedefe çevirmek.point a gun tüfekle nişan almak
-
Sivri uç,burun denize uzanan burun
-
nokta
-
Sivri uçlu şey
-
Noktalama işareti
-
Fonetik alfabediki işaret
-
Gaye,Maksat,Hedef,Bir sözün altında yatan maksat
-
Belirli yer özel bir durum
-
Buhranlı an
-
Birşeyin tam zamanı
-
kaneviçe
-
Derece (ısı)
-
Bazı oyunlarda sayı,puvan
-
den
-
Sivriltmek, noktalamak, bitirmek, doğrultmak, çevirmek, göstermek, işaret etmek, sivrilmek, uç vermek, çıkmak (çıban vb), doğrultmak (silah)
-
Bir şeyi, bir durumu el, yüz hareketleriyle anlatmak, göstermek
Örnek:
Annem eliyle, yüzüyle ne biçim işaret etti babama bilmiyorum ama, hiç ses çıkarmadılar. S. F. Abasıyanık
-
Belirtmek
Örnek:
Ben, yalnız bir noktaya işaret etmekle iktifa edeceğim. Atatürk
-
Bode. designate. mark. motion. sign. signal. suggest.
-
Designate. guide. index. indicate. refer.
-
Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im.
-
Belirti, gösterge, levha, tabela, alamet.
-
El, yüz hareketleriyle gösterme
Örnek:
Artık işaretleri bırakmış, konuşuyor, bir taraftan da saçlarını düzeltiyor. R. H. Karay
-
İnsanlar arasında anlaşmayı görüşmeyi sağlayan bütün semboller.
-
Bk. im
-
Signal. sign. mark. signal. gesture. badge. landmark. marker. indicator. symbol. glimpse. augury. character. chop. clew. clue. cue. device. distinguishing mark. earmark. ensign. foretoken. graph. harbinger. hint. index. indication. logo. logotype. no.
-
Cue. hint. indication. mark. motion. pledge. precursor. representation. score. sign. signal. spark. stamp. stencil. symptom.
-
Mark. sign. gesture. signal. indication. badge. beacon. brand. cue. emblem. guidance. index. inkling. marker. motion. omen. remark. score. signature. symbol. tip- off. token. trace. word.
-
sign
-
signe
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
step
-
say
-
total
-
aggregate
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|