Yazar Ol - Yazar GiriÅŸi
NND Sözlük
Ana Sayfa > plainspoken nedir, plainspoken ne demek, plainspoken türkçesi, türkçe anlamı (plainspoken nnd)

plainspoken nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






plainspoken  US UK

  1. Açık sözlü.
  2. Açık sözlü, dobra dobra konuğan, lafını sakınmayan, patavatsız

açık sözlü (nedir ne demek)

  1. Her şeyi olduğu gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen.
  2. (en) frank.
  3. (en) Frank. outright. outspoken. straightforward.
  4. (en) Forthright. foq- spoken. open character. straight out. straightforward.

açık (nedir ne demek)

  1. Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
    Örnek: Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin
  2. Engelsiz.
  3. Örtüsüz, çıplak.
  4. BoÅŸ.
  5. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.
  6. Aralığı çok.
  7. Çalışır durumda olan
    Örnek: Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar. Ö. Seyfettin
  8. Kolay anlaşılır, vazıh
    Örnek: Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim. R. N. Güntekin
  9. Hiçbir perdeye basılmaksızın tellerin açık bırakıldığı veya tüm tellerin herhangi bir perdeden tek parmakla kapatıldığı durumlarda bile sık kullanılan akorların elde edilebildiği akortlama biçimi.
  10. Gelirin gideri karşılamaması durumu.
  11. Bk. gedik
  12. 1) sarîh. 2 ) alenî.
  13. Bk. açılma
  14. (en) Open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete.
  15. (en) Apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. signal. specific. square. transparent. unequivocal. unreserved. vacant. weak.
  16. (en) On. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.
  17. (en) deficit
  18. (en) on
  19. (en) open

sözlü(nedir ne demek)

  1. Sözle, konuşma biçiminde yapılan, ağızdan, şifahi, yazılı karşıtı.
  2. Herhangi bir konu ile ilgili olarak biri ile sözleşmesi bulunan.
  3. Evlenmek için birbirine söz vermiş olan (kimse), yavuklu.
  4. (en) Verbal. oral. nuncupative. parol. verbatim. viva. viva voce. vocal. word-of-mouth. oral. oral examination. fiancee.
  5. (en) Oral. verbal. agreed together. having promised. engaged to be married. fiancé. fiancée.
  6. (en) Oral. verbal. engaged to be married. fiancé. fiancée. orally. parol. spoken.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın



Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletiÅŸim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük