|
pl
-
Bk. izoelektrik nokta
-
Place, plate, plural.
-
1.Elektrikçe nötür olma noktası.2. Bir maddenin (protein gibi) nötür olduğu pH. Daha düşük veya yüksek pH'larda madde asit veya baz gibi hareket eder. 3.Kolloidin pıhtılaşması bu noktada veya ona yakın yerde olur. 4.Amino asit, protein veya kolloit gibi bir maddenin elektrik alanda hareket etmediği pH değeri.
-
Bir molekülün eşit sayıda pozitif ve negatif yük taşıdığı, net yükünün sıfır olduğu ve elektriksel bir alanda hareket etmediği pH derecesi, izoelektrik pH, izoiyonik nokta.
-
Net elektrik yükü olmayan ve bu yüzden bir elektrik alanında hareket etmeyen bir maddenin pH'sı, izoelektrik pH, izoiyonik nokta.
-
İsoelectric point
-
İsoelectric point, isoelectric pH, isoionic point
-
Point iso
-
Çok küçük boyutlarda işaret, benek.
-
Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret.
-
Yer
Örnek:
Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasını uzun uzun durup konuşarak dolaştık. A. Haşim
-
Konu, konu ile ilgili önemli bölüm
Örnek:
Genç adam, o noktada alaka uyandırıcı bir şey keşfetmiş gibiydi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Nöbetçi bulunan yer.
-
Nöbetçi, gözcü, bekçi
Örnek:
O yokuşun başındaki küçücük karakolun her gece çıkardığı noktayı unutuyorsunuz. Ö. Seyfettin
-
Sınır, derece, radde.
-
Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.).
-
1- Uzambilgisinde tanımsız öğelerden biri. 2- Belirli bir uzayın koyutlarını gerçekleyen öğelerden her biri.
-
Papil hatları arasında diğer papillerden bağımsız olarak bulunan nokta şeklindeki parmak izi karakteristiği.
-
Yeri olan fakat büyüklüğü olamayan bir şey.
-
Bk. dönem
-
Pinpoint. point. dot. spot. speck. full stop. stop. full point. post. fleck. macula. particular. period. speckle. tittle.
-
Dot. period. point. respect. speck. speckle. spot. vertex. full stop. place. subject. military post. police post. isolated sentry.
-
Period. dot. point. spot. speck. full stop. place. item. pause. pitch. taint. tittle.
-
point
-
point
-
punctum
place
(nedir ne demek)
-
Yer, mevki, mahal, mekân, mevzi
-
Küçük sokak veya meydan
-
Semt, şehir, kasaba
-
ev
-
mat
-
Koymak, bir yere koymak, yerleştirmek
-
Bir memuriyete veya işe koymak
-
Vermek, yatırmak (para)
-
Atamak, tayin etmek
-
Çıkarmak, tanımak
-
Koşuda ikinci gelmek
-
( spor) birinci, ikinci veya üçüncü gelmek
-
Derece almak
-
bırakmak
-
Sınıflandır- mak
-
Yerleştirmek, koymak; yerini belirlemek; oturtmak; görevlendirmek; yazdırmak [tel.]; yatırım yapmak; yatırmak (para); vermek (sipariş), ısmarlamak
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|