Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > pireyi deve yapmak nedir, pireyi deve yapmak ne demek (pireyi deve yapmak nnd)

pireyi deve yapmak nedir, pireyi deve yapmak ne demek?

pireyi deve yapmak

  1. Önemsiz bir olayı büyütmek.
  2. (en) Make a mountain of a molehill.

deve (nedir ne demek)

  1. Geviş getiren memelilerden, boynu uzun, sırtında bir veya iki hörgücü olan, yük taşımakta kullanılan hayvan (Camelus).
  2. (en) Camel.
  3. (en) Deaf.
  4. (en) Ship of the desert.

yapmak (nedir ne demek)

  1. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
    Örnek: Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. Ç. Altan
  2. Olmasına yol açmak.
  3. Onarmak, tamir etmek.
  4. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek
    Örnek: Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. R. H. Karay
  5. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek
    Örnek: Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. S. M. Alus
  6. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek
    Örnek: Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. R. H. Karay
  7. Düzenli bir duruma getirmek.
  8. Üretmek.
  9. (en) Father.
  10. (en) Put on.
  11. (en) Accomplish.
  12. (en) Acquit oneself.
  13. (en) Architect.
  14. (en) Build.
  15. (en) Carve out.
  16. (en) Contrive.
  17. (en) Create.
  18. (en) Engineer.
  19. (en) Establish.
  20. (en) Execute.
  21. (en) Fashion.
  22. (en) Fulfil.
  23. (en) Fulfill.
  24. (en) Go over.
  25. (en) Go through.
  26. (en) Have.
  27. (en) İmplement.
  28. (en) Land.
  29. (en) Make.
  30. (en) Perform.
  31. (en) Practice.
  32. (en) Practise.
  33. (en) Produce.
  34. (en) Profess.
  35. (en) Put thro.
  36. (en) Commit.
  37. (en) Construct.
  38. (en) Cost.
  39. (en) Deliver.
  40. (en) Discharge.
  41. (en) Draw.
  42. (en) Fabricate.
  43. (en) Fill.
  44. (en) Found.
  45. (en) Hold.
  46. (en) Manage.
  47. (en) Manufacture.
  48. (en) Perpetrate.
  49. (en) Redeem.
  50. (en) Transact.
  51. (en) To do.
  52. (en) To make.
  53. (en) To perform.
  54. (en) To fulfil.
  55. (en) To carry sth out.
  56. (en) To mend.
  57. (en) To repair.
  58. (en) To fix onarmak.
  59. (en) Tamir etmek.
  60. (en) To build.
  61. (en) To construct.
  62. (en) To erect.
  63. (en) To found inşa etmek.
  64. (en) To produce.
  65. (en) To manufacture.
  66. (en) To bring sth out üretmek.
  67. (en) To cause yol açmak.
  68. (en) To marry to evlendirmek.
  69. (en) To cost.
  70. (en) To do with.
  71. (en) To have.
  72. (en) To possess.
  73. (en) To cook.
  74. (en) To draw.
  75. (en) To deliver.
  76. (en) To fashion.
  77. (en) To create.
  78. (en) To prepare.
  79. (en) To buoy oneself with sth.
  80. (en) To do sth as one's regular work or occupation.
  81. (en) To carry out.
  82. (en) To affect.
  83. (en) To execute.
  84. (en) To fix sth.
  85. (en) To caus.

önemsiz (nedir ne demek)

  1. Önemi olmayan, ehemmiyetsiz.
  2. (en) Unimportant.
  3. (en) Featherweight.
  4. (en) Fractional.
  5. (en) Humble.
  6. (en) İnessential.
  7. (en) İrrelevant.
  8. (en) Little.
  9. (en) Without importance.
  10. (en) Of no importance.
  11. (en) Of no import.
  12. (en) Of no account.
  13. (en) Unessential.
  14. (en) Small.
  15. (en) İnsignificant.
  16. (en) İnconsiderable.
  17. (en) No-Account.
  18. (en) Worthless.
  19. (en) Secondary.
  20. (en) Back-Burner.
  21. (en) Trivial.
  22. (en) Derisive.
  23. (en) Derisory.
  24. (en) Dinky.
  25. (en) Empty.
  26. (en) Fiddling.
  27. (en) Footling.
  28. (en) Not healthy.
  29. (en) İmmaterial.
  30. (en) İnconsequential.
  31. (en) İnconspicuous.
  32. (en) İndi.
  33. (en) Measly.
  34. (en) Minor.
  35. (en) Negligible.
  36. (en) Null.
  37. (en) Paltry.
  38. (en) Peripheral.
  39. (en) Petty.
  40. (en) Piddling.
  41. (en) Scrubby.
  42. (en) Slight.
  43. (en) Trifling.
  44. (en) İnconsequenial.
  45. (en) Small-Time.

olay (nedir ne demek)

  1. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka
    Örnek: O olaydan sonra bir daha yalnız kalmamıştık onunla. N. Cumalı
  2. Önemli tarihsel olgu, fenomen.
  3. Yasal düzenlemelere göre konusu suç teşkil eden ve teşkil ettiği değerlendirilen eylemlerin ortaya çıkması.
  4. Bilim konusu olarak gözleme açık her türlü olgu ya da koşul.
  5. Deneme sonucu sezilen ya da bilinen ilk özdek, nesne,
  6. Doğa olgusu.
  7. (en) İncident.
  8. (en) Affair.
  9. (en) Case.
  10. (en) Circumstance.
  11. (en) Event.
  12. (en) Happening.
  13. (en) Fact.
  14. (en) Business.
  15. (en) Thing.
  16. (en) Unusual event.
  17. (en) Action.
  18. (en) Palm leaves, prepared for being written upon with a style pointed with steel.
  19. (en) Phenomenon.
  20. (en) Episode.
  21. (en) Experience.
  22. (en) İnstance.
  23. (en) Occurrence.
  24. (en) Scene.
  25. (en) Appearance.
  26. (en) Batch.
  27. (en) Casus.
  28. (en) Hardy annual.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.015