Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > piksel değeri nedir, piksel değeri ne demek (piksel değeri nnd)

piksel değeri nedir, piksel değeri ne demek?

piksel değeri

  1. Her bir pikselin ifade ettiği renk derinliği değeri.

piksel (nedir ne demek)

  1. Görüntüyü oluşturan en küçük birim, resim elemanı
  2. Bir diyot-seri dedektörü veya bir yük-aktarım dedektöründe tek bir dedektör elemanı.
  3. Bk. resim ögesi
  4. (en) Pixel.

resim ögesi (nedir ne demek)

  1. (en) Pixel.

değer (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet.
  2. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, paha.
  3. Yüksek ve yararlı nitelik.
  4. Üstün, yararlı nitelikleri olan (kimse)
    Örnek: Bu kız aramaya, düşünmeye değer bir şey değildi. R. N. Güntekin
  5. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.
  6. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
  7. Neoklasik iktisada göre tüketicinin son biriminin faydasını dikkate alarak bir mala verdiği göreli önem.
  8. Emek-değer kuramına göre bir malın içerdiği emek zamanı.
  9. Neoklasik ve emekdeğer kuramlarına göre iki mal arasında olması gereken değişim oranı. krş. değişimdeğeri,
  10. Dışalım eşyasının Dünya Ticaret Örgütünün ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca tespit edilen bedeli.
  11. Bir büyüklüğün ya da bir özelliğin bir birim cinsinden nicel tutan.
  12. Yüksek nitelik.
  13. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.
  14. Bir şeyin önemini belirten ölçü, karşılık.
  15. 1-Bir varlığın ruhsal, toplumsal, ahlaksal ya da güzellik yönünden taşıdığı düşünülen yüksek ya da yararlı nitelik. 2- Bir değişkenin yada bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
  16. (en) Worth.
  17. (en) Worthy.
  18. (en) Worthy of.
  19. (en) Worthwhile.
  20. (en) Value.
  21. (en) Price.
  22. (en) Worthiness.
  23. (en) Valuation.
  24. (en) Rate.
  25. (en) Amount.
  26. (en) Costliness.
  27. (en) Currency.
  28. (en) Dearness.
  29. (en) Merit.
  30. (en) Preciousness.
  31. (en) Account.
  32. (en) Cost.
  33. (en) Dignity.
  34. (en) Meaning.
  35. (en) Significance.
  36. (en) Weight.
  37. (en) Asset.
  38. (en) Assets.
  39. (en) Valuable quality.
  40. (en) Actual value.
  41. (en) Esteem merit.
  42. (en) Premium.
  43. (en) Valuta.
  44. (al) Wert
  45. (fr) Valeur

her bir (nedir ne demek)

  1. Sayılabilen şeylerin ayrı ayrı hepsi, beher.
  2. (en) Each.
  3. (en) Every single.
  4. (en) Every.
  5. (en) Particular.

ifade (nedir ne demek)

  1. Anlatım.
  2. Deyiş, söyleyiş
    Örnek: Not ettiklerimi bir ağzın ifadesi şekline sokarak size okutacağım. S. M. Alus
  3. Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin bütünü
    Örnek: Sakalı yeni çıkmış yüzünde çocukça ifadeler uçuyordu. S. F. Abasıyanık
  4. Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama
    Örnek: Onun ifadesini henüz dosyada görmedim. A. İlhan
  5. Dışa vurum.
  6. Bk. anlatım
  7. Bk. deyim
  8. Bk. dışavurum
  9. Anlatmak. Söylemek.
  10. (en) Expression.
  11. (en) Statement.
  12. (en) Declaration.
  13. (en) Voice.
  14. (en) Deposition.
  15. (en) Evidence.
  16. (en) Denotation.
  17. (en) Affirmation.
  18. (en) Sign.
  19. (en) Strain.
  20. (en) Testimony.
  21. (en) Look.
  22. (en) Way of expressing one's thoughts.
  23. (en) Facial expression.
  24. (en) Enunciation.
  25. (en) İmport.
  26. (en) Locution.
  27. (en) Phrase.
  28. (en) Proposition.
  29. (en) Recital.
  30. (en) Recital of fact.
  31. (en) Signification.
  32. (en) Term.
  33. (en) Utterance.
  34. (en) Clincher.
  35. (en) Diction.
  36. (en) Exposition.
  37. (en) Statement of fact.
  38. (en) Misdescription.
  39. (en) Representation.

ifa (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapma, yerine getirme.
  2. Ödeme.
  3. Ödemek. Yerine getirmek. Söz verdiğini veya vazife bildiğini yerine getirmek. Kılmak. Yapmak.
  4. Çocuğun büyümesi.
  5. Çoğaltmak. (Osmanlıca'da yazılışı: i'fa)
  6. (en) Execution.
  7. (en) Pursuance.
  8. (en) Fulfillment.
  9. (en) Independent Financial Advisor.
  10. (en) İndependent financial adviser.
  11. (en) The Institute of Field Archaeologists is the professional body for UK archaeologists The IFA seeks to advance the practice of archaeology through the promotion of professional standards and ethics for the conservation, management and study of the historic environment.
  12. (en) Acronym for Independent Financial Adviser You may need to use an IFA to help with your general financial planning along with pension options.
  13. (en) Independent Financial Adviser.
  14. (en) This term stands for Independent Financial Adviser and is a person who can provide financial advice on the most suitable investment for you.
  15. (en) Independent Financial Advisor: those registered in the UK, under the Financial Services Act 1986.
  16. (en) Independent Financial Advisor A person qualified to give financial advice to clients on life insurance, pensions, funds, and other financial products, who is not tied to any one financial institution They may charge their clients a fee for their advice or may receive a commission on the products which the client buys An IFAs recommendations are based on which company and products best suit the needs of the client.
  17. (en) Independent financial advisor is an advisor who has no affiliation with other financial companies.
  18. (en) Independent Financial Advisor In theory, these intermediaries should look at the entire financial market before making a selection and offer unbiased advice and access to all suitable financial products they sometimes still have access to special deals not on offer elsewhere because they may subscribe to a mortgage panel along with other advisers and brokers Together they convince lenders to provide special packages in return for their continued custom The only trouble is that they have to deliver a certain level of business over a year to remain on the panel, so they may favour some products over others.
  19. (en) Broker or other intermediary who is authorised to sell or advise on the policies offered by any insurance company, as well as other financial service providers They sometimes still have access to special deals not on offer elsewhere.
  20. (en) Indirect fluorescent antibody; test that detects antibody by allowing an antibody to react with its substrate and adding a second fluorescein dye-labelled antibody that will bind to the first.
  21. (en) An independent financial adviser who is not tied to any one company and must provide independent financial advice.
  22. (en) Swiss Investment Fund Act of March 18, 1994 Came into force at the beginning of 1995 Its main aim is to protect investors.
  23. (en) Irish Farmers Association.
  24. (en) Fulfilment.
  25. (en) Performance.
  26. (en) Carrying out.
  27. (en) Fulfilllment.
  28. (en) Discharge.
  29. (en) Exercise.
  30. (en) Satisfaction.
  31. (en) İndirect fluorescent antibody.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.016