Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > peri hastalığı nedir, peri hastalığı ne demek, peri hastalığıın anlamı (peri hastalığı nnd)

peri hastalığı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:

Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.

peri  US UK

  1. Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, hayal ürünü varlık
    Örnek: Cinden, periden, umacıdan çok korkardım. H. E. Adıvar
  2. Çok güzel, alımlı, becerikli kadın.
  3. Bk. gölge
  4. Yunanca bir yapının çevresindeki yapıyı göstermek üzere kullanılan ön ek.
  5. Çevresinde, etrafında.Dgr.: anat. peri
  6. Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, düşsel dişi varlık.
  7. Çok güzel, çok alımlı (kadın).
  8. (en) Fairy. faery. faerie. fairy. elf. genie. faerie. faery. fay. peri. pixie. pixy. spirit. sprite.
  9. (en) Elf. fairy. nymph. spirit. sprite. beautiful djinn.
  10. (en) A prefix used to signify around, by, near, over, beyond, or to give an intensive sense; as, perimeter, the measure around; perigee, point near the earth; periergy, work beyond what is needed; perispherical, quite spherical.
  11. (en) An imaginary being, male or female, like an elf or fairy, represented as a descendant of fallen angels, excluded from paradise till penance is accomplished. a supernatural being descended from fallen angels and excluded from paradise until penance is done a beautiful and graceful girl.
  12. (en) Fairy. elf. spirit.
  13. (en) Public Environmental Reporting Initiative US voluntary corporate initiative for reporting to the public on environmental matters Similar to EMAS's requirement. a beautiful and graceful girl. a supernatural being descended from fallen angels and excluded from paradise until penance is done.
  14. Peri .
  15. Etrafında, ötesinde, ilerisinde.
  16. peri

gölge (nedir ne demek)

  1. Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık
    Örnek: Etrafına gölge salmayan, yemiş vermeyen hangi kütük baltadan kurtulur? H. E. Adıvar
  2. Güneş ışınlarından korunacak yer
    Örnek: Sakın kesme, gölgesinde yorgun çiftçi dinlensin. M. Ş. Esendal
  3. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet
    Örnek: Pencereden dışarıya bir gölge çıktı, arkasından seğirttiler. A. Gündüz
  4. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk.
  5. Röfle.
  6. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan.
  7. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse.
  8. Koruma, kayırma himaye.
  9. Bir gökcisminin güneş ışığını engellemesinden ileri gelen ışıksız uzay parçası.
  10. Almaç görüntülüğünde resmin temel konusunun hem bulunması gereken yerde hem de onun biraz yanında daha soluk olarak çift görünmesi durumu.
  11. (en) Ghost (image), echo
  12. (en) Shadow. shade. silhoutte. cloud. dark. simulacrum.
  13. (en) Cloud. shade. shadow. silhouette. umbra.
  14. (en) Shadow. shade. shading. ghost.
  15. (en) shadow
  16. <(al) Geisterbild, Echo
  17. (fr) Fantôme, image fantôme, écho (image)
  18. (fr) ombre

per  US UK (nedir ne demek)

  1. Protein etkinlik derecesi.
  2. (en) Prep. for each; by means of, via; through
  3. (en) Protein efficiency ratio
  4. (en) Through or by
  5. Vasıtasıyle, eliyle
  6. tarafından
  7. içinden
  8. tamamen
  9. dışarı
  10. çok.
  11. Eliyle, aracılığı ile, vasıtasıyla, başına, göre, nazaran, gereğince

doğaüstü (nedir ne demek)

  1. Doğa yasalarına uymayan, doğa yasalarıyla açıklanamayan, tabiatüstü.
  2. 1- Doğanın üstünde olan. 2- Doğa yasalarına bağlı olmayan. 3- Doğa gerçekleriyle açıklanamayan.
  3. (en) Metaphysical. supernatural. preternatural. superphysical. unearthly. occult.
  4. (en) Supernatural. unearthly.
  5. (en) Supernatural. preternatural. unearthly.
  6. (en) supernatural
  7. (fr) surnaturel

güç(nedir ne demek)

  1. Ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül.
  2. Yapılması zor, çetin, kolay karşıtı
    Örnek: Değiştirmedim ben düşüncemi. Güçtür şiir söylemek, nesir yazmaktan çok güçtür. N. Ataç
  3. Zorlukla
    Örnek: Kendini yatağa güç atmış ve sızıp kalmıştı. Y. K. Karaosmanoğlu
  4. Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet.
  5. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat.
  6. Sınırsız, mutlak nitelik.
  7. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik.
  8. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği.
  9. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet.
  10. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.
  11. Bir toprağın verimlilik yeteneği.
  12. 1- İş yapma hızı; birim zamanda yapılan iş. 2- Görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği.
  13. 1-Fiziksel, düşüncel ve ahlaksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yeteneği, a. Ağır bir cismi kımıldatabilme yeteneği: kas gücü. b. Etki vegüçlülük ilkesi: karakter gücü, direnme gücü, düşünce gücü, bir kanıtın gücü (idée force = kımıldatıcı, yöneticigüç). 2- Fizik-ötesi kavramı olarak: a. İtme ve çarpmada dıştan mekanik etki yapan şey; b. Bireylerde türlü biçimlerde ortaya çıkan itici, etki yapıcı ve biçimlendirici olan şey. (Leibniz'de temel etkinlik ilkesi; Herder ve Nietzsche'de de temel kavram.) 3- Bir şeyin yapılmasını tüzeyle, anlaşmayla değil de, baskı yoluyle sağlayan etkinlik. (Ör. Güce dayalı devlet.)
  14. Birim zamana düşen iş birimleriyle ölçülen iş yapma oranı
  15. Vatla ölçülen iş yapma oranı; elektrik gücü (1 vatlık birgüç, saniyede 1 jul iş yapar).
  16. Birim zamanda yapılan işin niceliği ile ölçülen iş yapabilme yeteneği.
  17. Bir iş veya enerjinin transfer edilme hızı, birimi J.s-1 (wat).
  18. Yorucu, emekle yapılan.
  19. Zor, çetin.
  20. Şiddet.
  21. İş, meşguliyet.
  22. Kuvvet.
  23. (en) power,
  24. (en) Electric power
  25. (en) Difficult. hard. arduous. baffling. tricksy. strength. power. force. energy. ability. capability. capacity. arm. clout. clutch. command. control. dominance. forcefulness. intensity. iron. might. pep. pith. potency. potential. punch. rod. sinew. spiri.
  26. (en) Ability. arduous. arm. ascendance. austere. difficult. effort. energy. exacting. force. hard. heavy. impossible. laborious. might. muscle. onerous. pep. potency. potential. power. punch. push. rough. sap. sinew. stamina. steam. sticky. stiff. strength. strenuous. tough. troublesome. vigour. zip.
  27. (en) Power. impulse. proficiency. influence. rating. task. delivery job. heavy duty. ability. arduous. arm. capability. capacity. competence. difficult. effort. energy. faculty. force. hard. impetus. lift. might. painful. parlous. pith. potency. severe. solidi.
  28. (en) power
  29. (en) force
  30. (al) Leistung,
  31. (al) Kraftstrom
  32. (al) Leistung
  33. (fr) puissance,
  34. (fr) Puissance (électrique)
  35. (fr) force
  36. (fr) puissance
  37. (la) fortitudo

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük