Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > pay tv nedir, pay tv ne demek (pay tv nnd)

pay tv nedir, pay tv ne demek?

pay tv

  1. Ücretli TV yayınlarını tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bu tip yayınları izleyebilmek için, hizmeti sunan kuruluşa abone olmalı ve sinyali çözebilecek bir dekoder edinmelisiniz. Abonelik sözleşmeleri, çoğu zaman bu dekoderi de içermektedir.

pay   US UK (nedir ne demek)

  1. Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm, hisse.
  2. Eşit bölüm.
  3. Bayağı kesirlerden birinin eşit parçalardan kaç tane alındığını gösteren sayı: paydanın üstüne yazılarak yatık bir çizgi ile ondan ayrılır.
  4. (en) Apportionment.
  5. (en) Hence, figuratively: To compensate justly; to requite according to merit; to reward; to punish; to retort or retaliate upon.
  6. (en) To discharge, as a debt, demand, or obligation, by giving or doing what is due or required; to deliver the amount or value of to the person to whom it is owing; to discharge a debt by delivering.
  7. (en) To discharge or fulfill, as a duy; to perform or render duty, as that which has been promised.
  8. (en) To give or offer, without an implied obligation; as, to pay attention; to pay a visit.
  9. (en) To give a recompense; to make payment, requital, or satisfaction; to discharge a debt.
  10. (en) Hence, to make or secure suitable return for expense or trouble; to be remunerative or profitable; to be worth the effort or pains required; as, it will pay to ride; it will pay to wait; politeness always pays.
  11. (en) Satisfaction; content.
  12. (en) An abbreviation for payment as in '20-Pay Life policy.
  13. (en) This is your normal salary or wages plus any shift allowance, bonuses, contractual overtime, Statutory Sick Pay or Maternity Pay, and any other taxable benefit specified in your contract as being pensionable Pay does not include non-contractual overtime, travelling or subsistence allowances, pay in lieu of notice, pay in lieu of loss of holidays, any payment as an inducement not to leave before the payment is made, nor the monetary value of a car or pay received in lieu of a car Pay is limited to the earnings cap.
  14. (en) To honor the credit by putting the beneficiary in funds.
  15. (en) Ordinary Pay.
  16. (en) In life insurance, abbreviation for payment as in 20-pay life policy Also, compensation, which may be defined in a variety of ways For example, under a unit credit pension plan, the employee's compensation and service are generally explained as a certain percent of pay per year of credited service irrespective of the percentage used, the definition of pay will make a considerable difference in the dollar benefit result.
  17. (en) The amount of wages, salary, or other earned income you receive for your employment, including amounts you contribute to a 401, 403 or flexible benefits plan, but excluding any Providence-funded dollars you receive in cash from a flex plan.
  18. (en) Allocation.
  19. (en) Allotment.
  20. (en) Allowance.
  21. (en) Dividend.
  22. (en) Margin.
  23. (en) Numerator.
  24. (en) Part.
  25. (en) Portion.
  26. (en) Proportion.
  27. (en) Quota.
  28. (en) Ration.
  29. (en) Share.
  30. (en) Split.
  31. (en) Whack.
  32. (en) An equivalent or return for money due, goods purchased, or services performed; salary or wages for work or service; compensation; recompense; payment; hire; as, the pay of a clerk; the pay of a soldier.
  33. (en) Bear , in recompense for some action; 'You'll pay for this!'; 'She had to pay the penalty for speaking out rashly'; 'You'll pay for this opinion later' give money, usually in exchange for goods or services; 'I paid four dollars for this sandwich'; 'Pay the waitress, please' discharge or settle; 'pay a debt'; 'pay an obligation' do or give something to somebody in return; 'Does she pay you for the work you are doing?' make a compensation for; 'a favor that cannot be paid back' render; 'pay a visit'; 'pay a call' be worth it; 'It pays to go through the trouble'.
  34. (en) Equal part.
  35. (en) Desert.
  36. (en) Dole.
  37. (en) İnterest.
  38. (en) Quantum.
  39. (en) Quotum.
  40. (en) Snack.
  41. (en) Something that remunerates; 'wages were paid by check'; 'he wasted his pay on drink'; 'they saved a quarter of all their earnings'.
  42. (en) Give money, usually in exchange for goods or services; 'I paid four dollars for this sandwich'; 'Pay the waitress, please'.
  43. (en) Convey, as of a compliment, regards, attention, etc ; bestow; 'Don't pay him any mind'; 'give the orders'; 'Give him my best regards'; 'pay attention'.
  44. (en) Do or give something to somebody in return; 'Does she pay you for the work you are doing?'.
  45. (en) Bear , in recompense for some action; 'You'll pay for this!'; 'She had to pay the penalty for speaking out rashly'; 'You'll pay for this opinion later'.
  46. (en) Cancel or discharge a debt; 'pay up, please!'.
  47. (en) Bring in; 'interest-bearing accounts'; 'How much does this savings certificate pay annually?'.
  48. (en) Render; 'pay a visit'; 'pay a call'.
  49. (en) Be worth it; 'It pays to go through the trouble'.
  50. (en) Dedicate; 'give thought to'; 'give priority to'; 'pay attention to'.
  51. (en) Discharge or settle; 'pay a debt'; 'pay an obligation'.
  52. (en) Make a compensation for; 'a favor that cannot be paid back'.
  53. (en) To cover with pitch Here's the devil to pay, and no pitch hot.
  54. (en) Money earned by employees for work performed, in the form of wages or salary.
  55. (en) To give for something -- ' difference of what you pay and what you owe.
  56. Kaynamış katranla kalafat etmek.
  57. Ödemek, karşılığını vermek, para vermek, değmek, etmek
  58. Ödeme, tediye, verme
  59. Ödenen sey, ücret, maaş
  60. Bedel, karşılık
  61. Ceza veya mükâfat
  62. Ödemek, tediye etmek
  63. Karşılığını vermek
  64. Karlı olmak, yararlı olmak
  65. Etmek

tv   US UK (nedir ne demek)

  1. Bk. televizyon  
  2. Televizyon.
  3. Televizyon, tv

televizyon (nedir ne demek)

  1. Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, televizyon alıcısı.
  2. Fr. Elektromanyetik dalgalar vasıtasıyla hareketli veya hareketsiz şekillerin resmini uzaklara nakletme usulü.
  3. Elektromanyetik dalgaları canlı resim haline getiren ve eğitim alanında kendisinden etkili biçimde yararlanılan araç.
  4. (en) Tele.
  5. (en) The box.
  6. (en) Above- the-line-advertising.
  7. (en) Television.
  8. (en) Boob tube.
  9. (en) Gogglebox.
  10. (en) Telly.
  11. (en) The tube.
  12. (en) Advertising medium.
  13. (en) Communication media.
  14. (en) Console.
  15. (en) Gross rating point.
  16. (en) High- involvement product.
  17. (en) Theme advertising.
  18. (en) Tube.

ücretli (nedir ne demek)

  1. Ücretle çalıştırılan kimse
    Örnek: Bu saydığım bayram günleri bizim gibi ücretlilerin aylığını artırır. B. Felek
  2. Ücret karşılığı yapılan.
  3. (en) Paid.
  4. (en) Salaried.
  5. (en) Gainful.
  6. (en) Mercenary.
  7. (en) That has to be paid for.
  8. (en) With cost.
  9. (en) Stipendiary.
  10. (en) Wage earner.
  11. (en) Salary earner.
  12. (en) Wage- earning man.

ücret (nedir ne demek)

  1. İş gücünün karşılığı olan para ve mal
    Örnek: Ücret emeğin karşılığıdır. Anayasa
  2. Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para
    Örnek: Fiyatından daha yüksek bir ücretle satın aldı. P. Safa
  3. Üretim faktörlerinden biri olan emeğin üretimden aldığı pay, diğer bir deyişle emek faktörünün fiyatı.
  4. İşçilere üretim sürecine katılmaları karşılığında belli sürelerde yapılan ödeme. krş. maaş
  5. Emek karşılığında alınan para.
  6. Bk. ödemelik
  7. Hizmet karşılığı verilen şey.
  8. (en) Dues.
  9. (en) Screw.
  10. (en) Cost.
  11. (en) Price.
  12. (en) Kickback.
  13. (en) Compensation.
  14. (en) Disposable income.
  15. (en) Charge.
  16. (en) Terms.
  17. (en) Payment.
  18. (en) Wages.
  19. (en) Wage.
  20. (en) Salary.
  21. (en) Earnings.
  22. (en) Rate.
  23. (en) Emolument.
  24. (en) Hire.
  25. (en) Honorarium.
  26. (en) Remuneration.
  27. (en) Stipend.
  28. (en) Wage rate.
  29. (en) Quittance.
  30. (en) Rate regulation.
  31. (en) Reward.
  32. (fr) Cachet

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.016