|
paha biçmek
-
Değerini tahmin etmek ya da saptamak.
-
Estimate the price, evaluate, price, value
-
Değer, fiyat, eder.
-
Price. value. expense.
-
Belli bir biçim vererek kesmek.
-
Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek.
-
Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.
-
Yaylım ateşiyle öldürmek.
-
Değer, paha, fiyat belirlemek.
-
Karşı takım oyuncusunu tekme ile yere yıkmak, ayaklarını yerden keserek onu düşürmek.
-
Harvest. mow. saw. to cut. to saw. to cut out. to reap. to mow. to harvest. to estimate.
-
To cut. to cup up. to reap. to mow. to estimate. harvest. saw. shear.
-
Yaklaşık olarak değerlendirme, oranlama
Örnek:
Ancak yirmi beş yaşlarında tahmin olunabilirdi. Ö. Seyfettin
-
Akla, sezgiye veya bazı verilere dayanarak gelecek bir şeyi, olayı kestirme.
-
Önceden kestirilen, düşünülen şey.
-
Bk. beklenti
-
Bk. kestiri
-
Bk. öndeyi
-
Gelecek bir zamanın herhangi bir noktasındaki istatistiksel tesadüfi değişkenlerin büyüklüğünü tahmin etme işlemi.
-
Bk. kestirim
-
Estimate. conjecture. guess. estimation. approximation. calculation. divination. forecast. judgement. outlook. prediction. presumption. presupposition. prognostication. prophecy. shot. speculation. supposition. surmise.
-
Conjecture. estimate. forecast. guess. guesswork. prediction. presumption. prognosis. speculation. supposition.
-
Appraisement. forecast. conjecture. estimation. guess. prediction. reckoning. judging. forecasting. appraisal. approximation. boss-shot. calculation. guesswork. idea. opinion. presumption. prevision. prophecy. rating. supposition. surmise.
-
prediction
etmek(nedir ne demek)
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
step
-
say
-
total
-
aggregate
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|