Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > paçal nedir, paçal ne demek (paçal nnd)

paçal nedir, paçal ne demek?

paçal

  1. Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaya göre belirlenen gerekli karışım oranı.
  2. Çeşitli şeylerin karışımı.
  3. (en) Formula which states the proportions to be used by bakers when making.
  4. (en) Mixing of of varying quality.

ekmek (nedir ne demek)

  1. Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek
    Örnek: Odayı, tatlı, sıcak bir kızarmış ekmek kokusu bürümüş. Y. Z. Ortaç
  2. İnsanı geçindirecek iş, kazanç
    Örnek: Biz iyi kötü tiyatroya bağlamışız ekmeğimizi. N. Cumalı
  3. Yemek, aş
    Örnek: Ekmeği bizde yiyelim mi? Allah ne verdiyse. T. Buğra
  4. Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek
    Örnek: Çıplak bir alan, çevre okulları öğrencilerinin eliyle ektiği bin çam fidanı ile şenleniverdi. H. Taner
  5. Toprağı ekip biçmek için kullanmak
    Örnek: Ancak senede otuz dönüm ekebiliyor. M. Ş. Esendal
  6. Serpmek.
  7. Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak.
  8. Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak
    Örnek: Lale ile Günnur kendilerini ektiğim için müthiş içerlemişler. H. Taner
  9. Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek.
  10. Yarışta geçmek.
  11. (en) To sow.
  12. (en) To plant.
  13. (en) Food.
  14. (en) Subsistence.
  15. (en) Livelihood.
  16. (en) Bread and butter.
  17. (en) Bread.
  18. (en) Plant.
  19. (en) Crop.
  20. (en) Broadcast.
  21. (en) İnseminate.
  22. (en) Set out.
  23. (en) Sprinkle.
  24. (en) Tame.
  25. (en) To spread.
  26. (en) To sprinkle.
  27. (en) To give sb the slip.
  28. (en) To drop.
  29. (en) To ditch.
  30. (en) To stand sb up.
  31. (en) To cultivate.
  32. (en) To get rid of sb.
  33. (en) To escape from.
  34. (en) To throw around.
  35. (en) Farm.
  36. (en) İmplant.
  37. (en) Staple products.
  38. (en) Total.

yapmak (nedir ne demek)

  1. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
    Örnek: Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. Ç. Altan
  2. Olmasına yol açmak.
  3. Onarmak, tamir etmek.
  4. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek
    Örnek: Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. R. H. Karay
  5. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek
    Örnek: Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. S. M. Alus
  6. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek
    Örnek: Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. R. H. Karay
  7. Düzenli bir duruma getirmek.
  8. Üretmek.
  9. (en) Accomplish.
  10. (en) Acquit oneself.
  11. (en) Architect.
  12. (en) Build.
  13. (en) Commit.
  14. (en) Construct.
  15. (en) Cost.
  16. (en) Deliver.
  17. (en) Discharge.
  18. (en) Draw.
  19. (en) To fashion.
  20. (en) To create.
  21. (en) To prepare.
  22. (en) To buoy oneself with sth.
  23. (en) To do sth as one's regular work or occupation.
  24. (en) To carry out.
  25. (en) To affect.
  26. (en) To execute.
  27. (en) To fix sth.
  28. (en) To caus.
  29. (en) Father.
  30. (en) Put on.
  31. (en) Carve out.
  32. (en) Contrive.
  33. (en) Create.
  34. (en) Engineer.
  35. (en) Establish.
  36. (en) Execute.
  37. (en) Fashion.
  38. (en) Fulfil.
  39. (en) Fulfill.
  40. (en) Go over.
  41. (en) Go through.
  42. (en) Have.
  43. (en) İmplement.
  44. (en) Land.
  45. (en) Make.
  46. (en) Perform.
  47. (en) Practice.
  48. (en) Practise.
  49. (en) Produce.
  50. (en) Profess.
  51. (en) Put thro.
  52. (en) Fabricate.
  53. (en) Fill.
  54. (en) Found.
  55. (en) Hold.
  56. (en) Manage.
  57. (en) Manufacture.
  58. (en) Perpetrate.
  59. (en) Redeem.
  60. (en) Transact.
  61. (en) To do.
  62. (en) To make.
  63. (en) To perform.
  64. (en) To fulfil.
  65. (en) To carry sth out.
  66. (en) To mend.
  67. (en) To repair.
  68. (en) To fix onarmak.
  69. (en) Tamir etmek.
  70. (en) To build.
  71. (en) To construct.
  72. (en) To erect.
  73. (en) To found inşa etmek.
  74. (en) To produce.
  75. (en) To manufacture.
  76. (en) To bring sth out üretmek.
  77. (en) To cause yol açmak.
  78. (en) To marry to evlendirmek.
  79. (en) To cost.
  80. (en) To do with.
  81. (en) To have.
  82. (en) To possess.
  83. (en) To cook.
  84. (en) To draw.
  85. (en) To deliver.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.013