Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > püf noktası nedir, püf noktası ne demek (püf noktası nnd)

püf noktası nedir, püf noktası ne demek?

püf noktası

  1. Bir işin en ince, hassas ve önemli noktası
    Örnek: Pek doğru söylüyorsun, hem de bu işin içyüzünü tafsilatıyla bilmediğin hâlde püf noktasını buluyorsun, Davut Ağa. R. H. Karay
  2. (en) The most important and the most delicate part of a matter.
  3. (en) Ropes.

püf (nedir ne demek)

  1. Bir ateşi söndürmek, canlandırmak için dudakları hafifçe büzerek dışarı verilen soluğun çıkardığı ses.
  2. (en) Puff.
  3. (en) Used to imitate the sound of air being blown from the month.

nokta (nedir ne demek)

  1. Çok küçük boyutlarda işaret, benek.
  2. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret.
  3. Yer
    Örnek: Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasını uzun uzun durup konuşarak dolaştık. A. Haşim
  4. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm
    Örnek: Genç adam, o noktada alaka uyandırıcı bir şey keşfetmiş gibiydi. Y. K. Karaosmanoğlu
  5. Nöbetçi bulunan yer.
  6. Nöbetçi, gözcü, bekçi
    Örnek: O yokuşun başındaki küçücük karakolun her gece çıkardığı noktayı unutuyorsunuz. Ö. Seyfettin
  7. Sınır, derece, radde.
  8. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.).
  9. Uzambilgisinde tanımsız öğelerden biri.
  10. Belirli bir uzayın koyutlarını gerçekleyen öğelerden her biri.
  11. Papil hatları arasında diğer papillerden bağımsız olarak bulunan nokta şeklindeki parmak izi karakteristiği.
  12. Yeri olan fakat büyüklüğü olamayan bir şey.
  13. Bk. dönem
  14. (en) Pinpoint.
  15. (en) Point.
  16. (en) Spot.
  17. (en) Speck.
  18. (en) Full stop.
  19. (en) Stop.
  20. (en) Full point.
  21. (en) Post.
  22. (en) Fleck.
  23. (en) Macula.
  24. (en) Particular.
  25. (en) Period.
  26. (en) Speckle.
  27. (en) Tittle.
  28. (en) Respect.
  29. (en) Vertex.
  30. (en) Place.
  31. (en) Subject.
  32. (en) Military post.
  33. (en) Police post.
  34. (en) İsolated sentry.
  35. (en) İtem.
  36. (en) Pause.
  37. (en) Pitch.
  38. (en) Taint.
  39. (fr) Point
  40. (la) Punctum

dönem (nedir ne demek)

  1. Belli özellikleri olan zaman parçası, devre, devir, periyot
    Örnek: Otuz yedi yaş bana bitmez tükenmez bir dönem gibi geldi. H. E. Adıvar
  2. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre.
  3. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki zaman süresi, devre.
  4. Yarıyıl.
  5. Dönme işi.
  6. Birbirini izleyen başlangıcı ve sonu belirlenmiş zaman aralıkları.
  7. Yinelenen bir olayın ya da onu betimleyen bir işlevin, kendini yenileme süresi.
  8. Esnek bir cismin titreşiminde ya da herhangi bir cismin deviniminde, denge durumu çevresindeki tam bir salınımın saniye olarak süresi (örneğin bir sarkacın, başlangıç noktasından kalkıp yine aynı noktaya gelişi).
  9. Devir.
  10. (en) Period.
  11. (en) Season.
  12. (en) Period of time.
  13. (en) Period, run.
  14. (en) Term.
  15. (en) Semester.
  16. (en) Session.
  17. (en) Circle.
  18. (en) Date.
  19. (en) Epoch.
  20. (en) Spell.
  21. (en) School term.
  22. (en) Cycle.
  23. (en) Phase.
  24. (en) Time period.
  25. (al) Periode
  26. (fr) Période

ince (nedir ne demek)

  1. Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı.
  2. Zayıf
    Örnek: Sarışın, kuru, ince bir kadındı. Y. K. Beyatlı
  3. Taneleri ufak, iri karşıtı.
  4. Küçük ayrıntıları çok olan, aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı.
  5. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
  6. Tiz (ses), pes karşıtı
    Örnek: İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi. R. N. Güntekin
  7. Hafif, gücü az
    Örnek: Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir. S. F. Abasıyanık
  8. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
    Örnek: Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı. R. N. Güntekin
  9. (en) Fine.
  10. (en) Attentive.
  11. (en) Bland.
  12. (en) Chivalrous.
  13. (en) Decent.
  14. (en) Diplomatic.
  15. (en) Elegant.
  16. (en) Small.
  17. (en) İn small pieces.
  18. (en) İntricate.
  19. (en) High-Pitched.
  20. (en) Acetate.
  21. (en) Chiffon.
  22. (en) Attic.
  23. (en) Tricky, trickish, tricksy, delicate.
  24. (en) Vaporous.
  25. (en) Thin.
  26. (en) Slender.
  27. (en) Slim.
  28. (en) Delicate.
  29. (en) Fragile.
  30. (en) Refined.
  31. (en) Attenuate.
  32. (en) Brittle.
  33. (en) Civilized.
  34. (en) Courteous.
  35. (en) Dainty.
  36. (en) Graceful.
  37. (en) Gracile.
  38. (en) Gracious.
  39. (en) Keen.
  40. (en) Lean.
  41. (en) Nice.
  42. (en) Polite.
  43. (en) Precision.
  44. (en) Scarious.
  45. (en) Sharp.
  46. (en) Subtile.
  47. (en) Subtle.
  48. (en) Sylphish.
  49. (en) Sylphlike.
  50. (en) Sylphy.
  51. (en) Tenuous.
  52. (en) Urbane.
  53. (en) Exquisite.
  54. (en) Filmy.
  55. (en) Genteel.
  56. (en) Gentle.
  57. (en) Grand.
  58. (en) Kind.
  59. (en) Slight.
  60. (en) Sugary.
  61. (en) Tricky.
  62. (en) Willowy.
  63. (en) Sensitive.
  64. (en) Finely.
  65. (en) Cling film.
  66. (en) Cultivated.
  67. (en) Flimsy.
  68. (en) Papery.
  69. (en) Precarious.

hassas (nedir ne demek)

  1. Duyum ve duyguları algılayan
  2. Çabuk duygulanan, duygun, duyar, duyarlı, içli, alıngan
    Örnek: İri yarı bir adam olmakla beraber pek hassastı. A. Gündüz
  3. Çabuk etkilenen
    Örnek: Düşmanın en hassas ve mühim noktası orası idi. Atatürk
  4. Yapımı ve bakımı özen isteyen, aksamadan çok doğru çalışan, kesin ölçüler gerektiren işlerde kullanılan (alet).
  5. Bk. duyar
  6. (en) Tricky.
  7. (en) Vulnerable.
  8. (en) Conscientious.
  9. (en) Touchy.
  10. (en) Thin-Skinned.
  11. (en) Susceptible.
  12. (en) Accurate.
  13. (en) Alive.
  14. (en) Allergic.
  15. (en) Exact.
  16. (en) Sensitive.
  17. (en) Slippery.
  18. (en) Sensible.
  19. (en) Delicate.
  20. (en) Tender.
  21. (en) Brittle.
  22. (en) Climacteric.
  23. (en) Critical.
  24. (en) Emotional.
  25. (en) Exquisite.
  26. (en) Fair.
  27. (en) Feeling.
  28. (en) Fine.
  29. (en) İmpressible.
  30. (en) İmpressionable.
  31. (en) Nice.
  32. (en) Precision.
  33. (en) Queasy.
  34. (en) Quick.
  35. (en) Recipient.
  36. (en) Responsive.
  37. (en) Rose-Water.
  38. (en) Sore.
  39. (en) Spoony.
  40. (en) Squeamish.
  41. (en) Susceptibl.
  42. (en) Oversensitive.
  43. (en) Keen.
  44. (en) Liable.
  45. (en) Selective.
  46. (en) Sentimental.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.017