|
oturma
-
Kısa süre için konukluğa gitme
Örnek:
Yemeğini yedikten sonra gece Vehbi Dedeye oturmaya gitti. H. E. Adıvar
-
Oturmak işi.
-
Sitting. sitting. staying. stay. fit. residence. occupation. inhabitation. living. habitation.
-
Habitation. residence. sitting. settlement.
-
Dwelling. settlement. stay. sitting. housing. living. lodging. residing. resting. settling. quatering. precipitation. deflation. sinking. sedimentation. fit. deposition. habitation. residence. rest. seating.
-
occupancy
-
Short time, short notice, snatch, piece, span, spell, streak
-
Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı.
-
Az süren, uzun olmayan
Örnek:
Türk milleti en kısa zaman içinde yeni harflerle okumaya, yazmaya başladı. E. İ. Benice
-
Ayrıntısı çok olmayan.
-
Kısa olan şey.
-
Kısaca, kısaltarak.
-
Short. brief. mini. curt. concise. capsule. compendious. flying. stumpy. succinct. summary.
-
Brief. bristle. compact. compendious. concise. little. short.
-
Short. succinct. blurb. brief. commatic. compendious. concise. curt. little. low. spare. succint. terse.
-
Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet
Örnek:
Hükümdar gibi davrandığınız sürece hükümdar sayılırsınız. T. Oflazoğlu
-
Time. span. continuance. duration. bout. interval. length. period. respite. run. space. stretch. term. while.
-
Duration. grace. period. season. space. spell. term. time. while.
-
duration.
-
Screen time
-
notice
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|