|
ot
-
Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkilere verilen ortak ad
Örnek:
Etrafımızda uzun otlar, yalçın kayalar vardı. A. Gündüz
-
Ağı, zehir.
-
İlaç.
-
Esrar.
-
Otla yapılmış veya otla doldurulmuş.
-
Toprak üstü gövdeleri genelde yeşil renkli olan ve ikincil kalınlaşmanın olmadığı bitkiler.
-
Herbal. herby. herbaceous. grass. herb. weed. hay. hashish. joint. greenstuff. herbage. pasturage. pasture. vegetable.
-
Feed. grass. pasturage. pasture. pot. herb. weed. fodder. filled or made with straw.
-
Herb. weed. wild grass. medicine. poison. plant.
-
Occupational Therapy Use of a vocational or vocational tasks as a form of therapy.
-
Occupational therapy.
-
Occupational Therapist. occupational therapist.
-
Operational Testing. occupational therapy.
-
Operational Testing.
-
Occupational therapy, or therapist.
-
Occupational Therapist.
-
In the context of Guardian's Office operations and programmes, an abbreviation for 'Operating Target'.
-
Occupational Therapy Focuses on delays in fine motor areas Delayed pencil control.
-
Abbreviation for overtime.
-
Operating Thetan.
-
Open Transport Name for new Macintosh networking protocol that advertises greater connectivity and processor speeds for some Macintosh PCs.
-
Occupational therapy A person who specializes in OT is called an occupational therapist They help with babies who are having feeding difficulties. abbreviation for Operating Thetan See Operating Thetan.
-
Abbreviation of Off Topic Used in message board postings to denote content that is not specifically related to the theme of the message board For example, a posting about a video game in an action figure message board might have the title OT: new Allied Assault game released. output transformer.
-
Herb
-
Herbe
-
Kıs. Old Testament.
toprak üstündeki (nedir)
-
Aboveground
-
Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü.
-
Ülke
Örnek:
Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok. R. E. Ünaydın
-
Arazi, tarla.
-
Kara.
-
Topraktan yapılmış
-
Kimyasal, fiziksel ve biyolojik faktörler etkisiyle oluşmuş, organik ve mineral maddelerin değişim ve karışımından meydana gelmiş olan litosferin gevşek kısmı.
-
1. Yer kabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. 2. Ülke, memleket. 3. İşlenmiş arazi.
-
Earthen. fictile. earthenware. terraneous. soil. earth. ground. clay. land. country. territory. glebe. terra firma. ground-.
-
Earthen. fictile. earthenware. terraneous. soil. earth. ground. clay. land. country. territory. glebe. terra firma. ground-. dirt. lump. roll. tract.
-
Agricultural geology. chunk. dike. dirt. domain. earth. ground. land. soil. territory. tract.
-
Soil
-
Tache
-
Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım
Örnek:
Asıl yalıya bitişik bir binada, belki de eski selamlık bölümünde idiler. R. H. Karay
-
Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
-
Çağ, devir
Örnek:
O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar. Y. Z. Ortaç
-
Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
-
Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
-
Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.
-
Bir kamu kurumunun tüm görevlerini parça parça yapan iş yerlerinin ayrı ayrı her birinin adı.
-
Bir filmde birkaç ayrımdan oluşan, konunun ana parçalarından birini ortaya koyan bölük.
-
Bk. ayrım
-
Filumların bir araya gelmesiyle teşekkül eden, canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim. Divizyo.
-
Yazmaların kendi içinde bölünebildiği büyük ayırımlardan her biri.
-
Part
-
Office
-
Section. chapter. part. category. division. class. department. instalment. installment. cantle. compartment. desk. episode. fraction. fragment. portion. segment. septum. sequence. side. squad.
-
Bay. branch. breakup. contingent. department. fraction. instalment. leg. movement. part. passage. portion. proportion. quotient. section. segment. segmentation. side. division. chapter.
-
Chapter. division. quotient. section. part. division. portion. bay. block. book. branch. catch. category. department. episode. instal l ment. office. paying department. piece. repartition. rubric. segment.
-
Division
-
TV
-
Partie, épisode
-
Local, bureau d'une administration
-
Division
-
Dividere: bölmek
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|