Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > oruç tutmak nedir, oruç tutmak ne demek (oruç tutmak nnd)

oruç tutmak nedir, oruç tutmak ne demek?

oruç tutmak

  1. Oruç ibadetini yerine getirmek.
  2. Oruç ibadetini yerine getirmek: “Bütün sene cumadan gayri günlerde oruç tutarım.” -R. N. Güntekin.
  3. (en) Fast.

oruç (nedir ne demek)

  1. Çok sevilen veya istenen şeylerden uzak durma.
  2. Tanrı'ya ibadet amacıyla yeme, içme vb. şeylerden belli bir süre veya biçimlerde kendini alıkoyma
  3. Tanrı&Acute;Ya ibadet amacıyla yeme içme gibi birçok şeylerden belli bir süre ya da biçimlerde kendini alıkoyma.
  4. Haz veren şeylerden sağlanan yoksunluk.
  5. (en) Fast.

tutmak (nedir ne demek)

  1. Elde bulundurmak, ele almak
    Örnek: Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu. Ö. Seyfettin
  2. Ele geçirmek, yakalamak
    Örnek: Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı. Ö. Seyfettin
  3. Avlamak
    Örnek: Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz. R. H. Karay
  4. Yanında bulundurmak, alıkoymak.
  5. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek
    Örnek: Vahşidir, hiçbir zaman onu kafeste tutmak mümkün değildir. S. F. Abasıyanık
  6. Kaplamak
    Örnek: Tabanı otuz, otuz beş metre kadar tutan bir eşkenar üçgen biçimindedir. T. Buğra
  7. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak
    Örnek: Şu yağan kar bir tutsun, seyreyle sen ertesi gün çocukları. S. F. Abasıyanık
  8. Denetimi ve yetkisi altına almak.
  9. (en) Play, play on.
  10. (en) Guard.
  11. (en) Remand.
  12. (en) Bate.
  13. (en) Be.
  14. (en) Redeem.
  15. (en) Total, tot up.
  16. (en) Hold.
  17. (en) Hold up.
  18. (en) Get hold of.
  19. (en) Seize.
  20. (en) Catch.
  21. (en) Keep.
  22. (en) Take.
  23. (en) Favor.
  24. (en) Favour.
  25. (en) Support.
  26. (en) Stick to.
  27. (en) Affect.
  28. (en) Abide by.
  29. (en) Add up to.
  30. (en) Bespeak.
  31. (en) Bind.
  32. (en) Book.
  33. (en) Charter.
  34. (en) Check.
  35. (en) Choke.
  36. (en) Choke back.
  37. (en) Choke down.
  38. (en) Choke off.
  39. (en) Claw hold of.
  40. (en) Clench.
  41. (en) Clutch.
  42. (en) Cohere.
  43. (en) Come to.
  44. (en) Anchor.
  45. (en) Bite.
  46. (en) Bridle.
  47. (en) Capture.
  48. (en) Contain.
  49. (en) Curb.
  50. (en) Detain.
  51. (en) Grasp.
  52. (en) Hire.
  53. (en) İnhibit.
  54. (en) Repress.
  55. (en) Restrain.
  56. (en) Retain.
  57. (en) Stifle.
  58. (en) To hold.
  59. (en) To stop.
  60. (en) To detain.
  61. (en) To catch.
  62. (en) To seize.
  63. (en) To keep.
  64. (en) To cover.
  65. (en) To take.
  66. (en) To take up.
  67. (en) To occupy.
  68. (en) To hold with sth.
  69. (en) To agree with.
  70. (en) To approve of.
  71. (en) To employ.
  72. (en) To engage.
  73. (en) To keep sb on.
  74. (en) To hire.
  75. (en) To rent.
  76. (en) To make sick.
  77. (en) To amount to.
  78. (en) To total.
  79. (en) To add up to.
  80. (en) Marke etmek.
  81. (en) To retain.
  82. (en) Apprehend.
  83. (en) To come to.
  84. (en) To take hold of.
  85. (en) To grip.
  86. (en) To grab.
  87. (en) To hold back.
  88. (en) To restrain.
  89. (en) To nab.
  90. (en) To arrest sb.
  91. (en) To capture.
  92. (en) To occupy (a position.
  93. (en) To detain sb.
  94. (en) To keep sb / sth.
  95. (en) To maintain sth at a certain level.
  96. (en) To take up (so.

yerine (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere
    Örnek: Bana haftalık yerine gündelik ver. R. N. Güntekin
  2. Başkasının adına
    Örnek: Nitekim o gün eksiltmeye kendi yerine onu yollamıştı. H. Taner
  3. (en) İnstead.
  4. (en) İnstead of.
  5. (en) İn lieu.
  6. (en) İn lieu of.
  7. (en) İn sb's/sth's stead.
  8. (en) Before.
  9. (en) İn place of.
  10. (en) Vice.
  11. (en) İn lie.

getirmek (nedir ne demek)

  1. Gelmesini sağlamak
    Örnek: Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar. R. N. Güntekin
  2. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
  3. Erişmek veya eriştiğini sanmak.
  4. İleri sürmek.
  5. Sebep olmak, ortaya çıkarmak.
  6. İletmek, bildirmek
    Örnek: Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi. O. S. Orhon
  7. Sağlamak
    Örnek: Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse. Ö. Seyfettin
  8. Bir makama atamak veya seçmek.
  9. (en) Pose.
  10. (en) Produce.
  11. (en) To bring.
  12. (en) Adduce.
  13. (en) Reduce.
  14. (en) Return.
  15. (en) Carry.
  16. (en) Bear.
  17. (en) Convey.
  18. (en) Fetch.
  19. (en) İntroduce.
  20. (en) Take into.
  21. (en) Bring along.
  22. (en) Bring in.
  23. (en) Bring.
  24. (en) Propose.
  25. (en) Bring round.
  26. (en) Usher.
  27. (en) Work up.
  28. (en) To fetch.
  29. (en) To bring in.
  30. (en) To yield.
  31. (en) To give.
  32. (en) To put forward.
  33. (en) To bring forth.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.019