|
orta yolculuk
-
Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer
Örnek:
Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre.
-
Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm
Örnek:
Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler. Ö. Seyfettin
-
İyi ile kötü arasındaki durum, vasat.
-
Görünür, algılanır durum
Örnek:
Moralinin, inadının, zaman zaman da aşırı ataklığının nedeni ortadadır. H. Taner
-
Topluluk içinde, arasında.
-
Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece.
-
Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
-
Görünçlüğünortasında yer alan bölüm;ortaya düşen yerler.
-
middle
-
Middle. mid. central. medium. middling. intermediate. fair. in-between. intermediary. mean. medial. median. mediate. mediocre. mesial. mesne. moderate. passable. secondary. middle. center. centre. mean. midst. bosom. c. median. medium. mid-. meso-. m.
-
Average. centre. fair. indifferent. intermediate. medial. median. mediocre. medium. middle. middling. moderate. normal. tolerable. central. midst. center. mean.
-
İntermediate. medium. middle. middling. moderate. middle part. central part. central (thing. average. centre. centrum. the common run. heart. in between. mainstream. medial. mediocre. mesne. mid. midst.
-
medium
-
Mittelgrund
-
milieu
-
Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde, bir yerden bir yere gidiş veya geliş, gezi, seyahat, sefer
Örnek:
Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk. F. N. Çamlıbel
-
Bu gidiş gelişte geçen süre.
-
Herhangi bir taşıtla bir yere gidip gelme
Örnek:
Yolculukla ilgili işlemleri tamamlarken, koltuğuna oturtmuştuk onu. N. Cumalı
-
Belli bir başlangıç noktasından varış yerine değin tek bir taşıtla gidilmesini içeren insan devinimi.
-
Cruising. itinerary. headway. journey. peregrination. travel. trip. voyage.
-
Expedition. journey. run. travel. voyage. trip.
-
Journey. tour. travel. voyage.
-
trip
-
Orta yolu seçen, orta yoldan yana olan kimse
-
Doğması beklenen çocuk.
-
İyileşmesi umutsuz hasta.
-
İşten çıkarılması beklenen kimse.
-
Yolculuğa çıkmış kimse.
-
Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse
-
Fare. passenger. pilgrim. traveler. traveller. voyager.
-
Passenger. traveller. goner. traveler.
-
Fare. journeyer. passenger. traveller. viator. voyager.
olma(nedir ne demek)
-
Olmak işi veya durumu.
-
Being. happening. existing. existence. occurrence. maturation.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|