|
order about
-
Emirler yağdırmak, emirler vermek
-
Düzen.
-
order
-
Emir vermek, emretmek, buyurmak
-
Ismarlamak, sipariş etmek
-
Düzenlemek, sıraya koymak, tertip etmek
-
Düzen, nizam, sıra: dizi
-
Usul, yol, kural
-
Emir, yönerme, buyrultu
-
Ismarlama, sipariş
-
havale
-
Tarikat, mezhep fırkası
-
Şeref rütbesi
-
Cins, çeşit
-
Mimari tarz
-
biyol
-
Emir vermek, emretmek, buyurmak, söylemek, tavsiye etmek (doktor), sipariş vermek, ısmarlamak, düzenlemek, sıraya koymak
-
Aşağı yukarı, takriben, kadar
-
Her tarafta
-
Etrafa, etrafına
-
Ötede beride, şurada burada
-
Aksi yöne, obur tarafa
-
Sıra ile about half a kilo yarım kilo kadar about 7 o'clock saat yedi sularında Iook about etrafına bakınmak order one about iş yüklemek put the ship about gemiyi aksi yöne çevirmek, tiramola etmek Turn about is fair play Tam karşılığını yapmak hak icabıdır.
-
Edat -(e) dair, hakkında
-
Çevresine, etrafında
-
Yakında, civarında, havalisinde
-
Ötesinde berisinde, her yerinde
-
İle meşgul
-
İçin About facel , emir Geriye don I about to come gelmek üzere beat about the bush bin dereden su getirmek about-face geriye dönüş
-
Etrafına, aksi yöne, takriben, yaklaşık, hemen hemen, aşağı yukarı
-
Lord it over
-
Buyruk, komut, talimat, ferman.
-
İstek
Örnek:
İkide birde dönüp benden bir emrim olup olmadığını soruyordu. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bir makamdan öbürüne geçerken görevliye verilen belge.
-
Araplarda ve daha başka Müslüman ülkelerde bir kavim, şehir veya ülkenin başı.
-
Bk.Emir kipi.
-
Borsada menkul değer alıp satmak amacıyla aracılara yazılı ya da sözlü biçimde yapılan bildirim.
-
Bk. buyruk
-
Buyruk, komut.
-
Bir kavim, aşiret veya ülkenin başı.
-
Prens, şehzade.
-
İmperatival. imperative. jussive. order. command. word of command. word. direction. imperative. amir. ameer. behest. bidding. charge. commandment. decree. dictate. dictation. disposal. disposition. emir. fiat. mandate. precept. prescription. ukase.
-
Behest. bidding. captive. command. decree. edict. emir. imperative. injunction. mandate. order. ordinance. prescription. word.
-
An Arabian military commander, independent chieftain, or ruler of a province; also, an honorary title given to the descendants of Mohammed, in the line of his daughter Fatima; among the Turks, likewise, a title of dignity, given to certain high officials. an independent ruler or chieftain.
-
Decree. instruction. warrant. behest. bidding. charge. command. commandment. commission. decision. dictate. dictation. direction. directive. emir. fiat. injunction. mandat. mandate. order. ordinance. pleasure. precept. prescript. prescription. statute. sw.
-
Arabic word meaning 'commander' and used to refer to the virtually independent rulers of the conquered territories.
-
A prince or governor of an Islamic territory. prince or commander.
-
Arabic title for a military commander, governor or ruler. an independent ruler or chieftain.
-
order
-
Reis, emir emirate (emir'it) bir emrin hüküm sürdüğü memleket, emirlik.
-
emir
yağdırmak(nedir ne demek)
-
Yağmasını sağlamak.
-
Bir şeyi aralıksız ve çok sayıda atmak, indirmek, savurmak.
-
Vermek, söylemek
-
Bol miktarda vermek, sağlamak.
-
Çok sayıda ortaya koymak, sürmek
Örnek:
Çorbada tuzum bulunsun diyen para, eşya yağdırmıştı. T. Buğra
-
Hail down. flood. hail. heap up. hurl. pelt. pour. pour forth. pour out. rain. shower. volley. volley forth. volley out.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|