Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > onda bir oranında vergi koymak nedir, onda bir oranında vergi koymak ne demek (onda bir oranında vergi koymak nnd)

onda bir oranında vergi koymak nedir, onda bir oranında vergi koymak ne demek?

onda bir oranında vergi koymak

  1. (en) Tithe.

onda (nedir ne demek)

  1. O zamirinin bulunma durumu eki almış biçimi.
  2. (en) Tenth.

on   US UK (nedir ne demek)

  1. Dokuzdan sonra gelen sayının adı.
  2. Bu sayıyı gösteren 10, X rakamlarının adı.
  3. Dokuzdan bir artık.
  4. Ketonları gösteren son ek, propanon (dimetil keton): 2-bütanon (etil metil keton) gibi.
  5. (en) The general signification of on is situation, motion, or condition with respect to contact or support beneath At, or in contact with, the surface or upper part of a thing, and supported by it; placed or lying in contact with the surface; as, the book lies on the table, which stands on the floor of a house on an island.
  6. (en) To or against the surface of; used to indicate the motion of a thing as coming or falling to the surface of another; as, rain falls on the earth.
  7. (en) Denoting performance or action by contact with the surface, upper part, or outside of anything; hence, by means of; with; as, to play on a violin or piano.
  8. (en) Hence, figuratively, to work on one's feelings; to make an impression on the mind.
  9. (en) At or near; adjacent to; indicating situation, place, or position; as, on the one hand, on the other hand; the fleet is on the American coast.
  10. (en) In addition to; besides; indicating multiplication or succession in a series; as, heaps on heaps; mischief on mischief; loss on loss; thought on thought.
  11. (en) Indicating dependence or reliance; with confidence in; as, to depend on a person for assistance; to rely on; hence, indicating the ground or support of anything; as, he will promise on certain conditions; to bet on a horse.
  12. (en) At or in the time of; during; as, on Sunday we abstain from labor.
  13. (en) See At.
  14. (en) At the time of, conveying some notion of cause or motive; as, on public occasions, the officers appear in full dress or uniform.
  15. (en) Hence, in consequence of, or following; as, on the ratification of the treaty, the armies were disbanded.
  16. (en) Toward; for; indicating the object of some passion; as, have pity or compassion on him.
  17. (en) At the peril of, or for the safety of.
  18. (en) By virtue of; with the pledge of; denoting a pledge or engagement, and put before the thing pledged; as, he affirmed or promised on his word, or on his honor.
  19. (en) To the account of; denoting imprecation or invocation, or coming to, falling, or resting upon; as, on us be all the blame; a curse on him.
  20. (en) In reference or relation to; as, on our part expect punctuality; a satire on society.
  21. (en) Occupied with; in the performance of; as, only three officers are on duty; on a journey.
  22. (en) Forward, in progression; onward; usually with a verb of motion; as, move on; go on.
  23. (en) Forward, in succession; as, from father to son, from the son to the grandson, and so on.
  24. (en) In continuance; without interruption or ceasing; as, sleep on, take your ease; say on; sing on.
  25. (en) Adhering; not off; as in the phrase, 'He is neither on nor off,' that is, he is not steady, he is irresolute.
  26. (en) Attached to the body, as clothing or ornament, or for use.
  27. (en) Used in the context of general equities Conjunction that denotes trade execution /indication, usually during a pre-opening look 'Looks 6 on 6000 shares at opening ' See: for/at.
  28. (en) State of being That is, being 'on' trail means you have seen hash marks that were made by the hares.
  29. (en) Slang: makeable; Slang: onside; favorably located.
  30. (en) Debt, obligation, or favor A burden.
  31. (en) Use automatic time stepping Default: No automatic time stepping.
  32. (en) Designation that a bet is working on a particular roll.
  33. (en) Being.
  34. (en) -One.
  35. (en) Deca-.
  36. (en) In progress; proceeding; as, a game is on.
  37. (en) İn operation or operational; 'left the oven on'; 'the switch is in the on position' planned or scheduled; 'the picnic is on, rain or shine'; 'we have nothing on for Friday night' indicates continuity or persistence or concentration; 'his spirit lives on'; 'shall I read on?' in a state required for something to function or be effective; 'turn the lights on'; 'get a load on'.
  38. (en) With a forward motion; 'we drove along admiring the view'; 'the horse trotted along at a steady pace'; 'the circus traveled on to the next city'; 'move along'; 'march on'.
  39. (en) İndicates continuity or persistence or concentration; 'his spirit lives on'; 'shall I read on?'.
  40. (en) İn a state required for something to function or be effective; 'turn the lights on'; 'get a load on'.
  41. (en) İn operation or operational; 'left the oven on'; 'the switch is in the on position'.
  42. (en) Planned or scheduled; 'the picnic is on, rain or shine'; 'we have nothing on for Friday night'.
  43. (en) Performing or scheduled for duties; 'I'm on from five to midnight'; 'Naval personnel on duty in Alaska'; 'her on-duty hours were 11p m to 7 a.
  44. (en) City in Egypt, east of the Nile and about twenty miles north of Memphis, also called Heliopolis It was the center of sun worship for priest.
  45. (en) Prep w dat or acc , on, upon, in, within, into, among, during, at, about, for, according to.
  46. (en) Line: Connected to a Node on a server.
  47. (en) Prep: on, in 4,6,6,7,8.
  48. (en) Old Norse.
  49. (en) Makable;.
  50. (en) Prep on.
  51. (al) -One
  52. (fr) -One
  53. Edat üzerinde, üstünde üstüne
  54. Yanında
  55. Kenarında
  56. Tarafında, de
  57. İle
  58. Esnasında, zarfında
  59. Hakkında
  60. Halinde
  61. Üzerinde, üstünde, ileriye, ileride
  62. Bir düziye, aralıksız
  63. Vuku bulmakta
  64. Giyilmiş, çıkmamış
  65. İng., argo olması muhtemel
  66. Makbul
  67. Kriket oyununda vurucunun bulunduğu saha tarafı
  68. Olmakta olan, devam etmekte olan, çalışmakta, yanık, devrede, sahnede, hazır, çakırkeyif

bir (nedir ne demek)

  1. Sayıların ilki.
  2. Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı.
  3. Bu sayı kadar olan.
  4. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
  5. Tek.
  6. Beraber.
  7. Eş, aynı, bir boyda.
  8. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
  9. Yıldırım. Bulutdan buluta veya bulutdan yere elektrik boşanması.
  10. (en) Stands for Bureau of Internal Revenue and is in charge of collecting all internal taxes.
  11. (en) British Institute of Radiology.
  12. (en) Single.
  13. (en) Some.
  14. (en) Mono-.
  15. (en) Uni-.
  16. (en) Unique.
  17. (en) Sole.
  18. (en) The same.
  19. (en) Owned in common.
  20. (en) United.
  21. (en) Such.
  22. (en) Only.
  23. (en) Certain.
  24. (en) İdentical.
  25. (en) İndifferent.
  26. (en) Solitary.

vergi (nedir ne demek)

  1. Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para
    Örnek: Önce vergiyi kolay tahsil etmenin vesilesini hazırlasınlar. B. Felek
  2. Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik
    Örnek: Ne de olsa sapasağlam bir kır çocuğuydum o sıralar, şehirlilere vergi incelikleri öğrenmemiş, bozulmamıştım. A. İlhan
  3. Çeşitli ülkelerde, almaç iyelerinden belirli sürelerde vergi biçiminde alınan para. (Örnek olarak Türkiye'de, almacın bulunduğu yerin nüfusuna ve almacın kullanılma amacına göre "Televizyon yıllık ruhsat ücreti" adı altında, değişen bir para alınır).
  4. Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.
  5. (en) Television licence fee.
  6. (en) Assessment.
  7. (en) Duty.
  8. (en) Excise.
  9. (en) Gabelle.
  10. (en) İmposition.
  11. (en) İmpost.
  12. (en) Scot.
  13. (en) Dues.
  14. (en) Taxation.
  15. (en) Tribute.
  16. (en) Gift.
  17. (en) Talent.
  18. (en) Present.
  19. (en) Contribution.
  20. (en) Levy.
  21. (en) Toll.
  22. (en) Title.
  23. (en) Surtax.
  24. (en) Apanage.
  25. (en) Charge.
  26. (en) Cloud on title.
  27. (en) Tallage.
  28. (al) Fernsehgebühr
  29. (fr) Redevance, tqxe de télévision

koymak (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek
    Örnek: Öteki elini doktorun omzuna koydu. S. F. Abasıyanık
  2. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak.
  3. Bırakmak.
  4. Katmak, eklemek
  5. İmza, tarih, adres yazmak.
  6. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak
  7. Etkilemek, dokunmak.
  8. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak
  9. Adamdan saymak, varlığını kabul etmek: “Anasını durmadan nefes aldırmadan azarlıyor, babasını adam yerine koymuyor, ağzını açarken susturuyordu.” -R. H. Karay. “Adam hesabına koyup bir hatır sormaz, bir çift lakırtı etmezler.” -M. Ş. Esendal.
  10. (en) Place.
  11. (en) Plant.
  12. (en) Position.
  13. (en) Rest.
  14. (en) Stick.
  15. (en) Closure.
  16. (en) Dot smb.
  17. (en) Lay down.
  18. (en) Lay on.
  19. (en) Park.
  20. (en) Put down.
  21. (en) Set down.
  22. (en) Sting.
  23. (en) Apply.
  24. (en) Deposit.
  25. (en) Post.
  26. (en) Wrap.
  27. (en) To put.
  28. (en) To place.
  29. (en) To set.
  30. (en) To lay.
  31. (en) To pour.
  32. (en) To impose.
  33. (en) To affect.
  34. (en) To sadden.
  35. (en) To move.
  36. (en) To let go.
  37. (en) To upset.
  38. (en) To bother.
  39. (en) To appropriate.
  40. (en) To set aside.

tithe   US UK (nedir ne demek)

  1. Ondalık, öşür
  2. Onda bir
  3. Ufak kısım
  4. Aşar vergisi
  5. Gelirin onda birini kiliseye vermek
  6. Aşar vergisini vermek
  7. Onda bir nispetinde vergi koymak
  8. Aşar vergisi vermek, onda bir oranında vergi koymak

bulunma (nedir ne demek)

  1. Bulunmak işi.
  2. (en) Availability.
  3. (en) Discovery.
  4. (en) Finding.
  5. (en) İnvention.
  6. (en) Existence.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.012