Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > oluk nedir, oluk ne demek (oluk nnd)

oluk nedir, oluk ne demek?

oluk

  1. Bir şeyin akmasına yarayan üst yanı açık boru.
  2. Yağmur sularını damların kenarlarına toplayıp akıtan yatay konumlu, genellikle çinko boru
    Örnek: Oluklardan kol gibi buzlar sarkıyordu. T. Buğra
  3. Bir şeyin üzerinde oyulmuş yol.
  4. Ay yüzeyinde görülen uzun yarıklardan her biri.
  5. Ateşsiz silahların hedefe birden fazla batırılmasına olanak sağlayan, namlu boyunca veya namlunun bir bölümüne kadar uzanan yiv.
  6. Bir televizyon yayınında resim yayını ile buna bağlı ses yayınının kapsadığı yinelenim kuşağı; televizyon kuşaklarının ayrıldığı bölümlerden her biri.
  7. Elektriksel imlerin aktarılmasında kullanılan, tek ya da iki yönde olabilen tek yol (alıcı oluğu, ses oluğu, seslendirme oluğu, yinelenim oluğu, vb.). TV
  8. Olgun, olgunlaşmış.
  9. Irmak.
  10. Çay ve dereden küçük akarsu.
  11. (en) Channel,.
  12. (en) Television channel.
  13. (en) Trough.
  14. (en) Gutter.
  15. (en) Channel.
  16. (en) Conduit.
  17. (en) Groove.
  18. (en) Chute.
  19. (en) Chamfer.
  20. (en) Chase.
  21. (en) Flute.
  22. (en) Gangway.
  23. (en) Gouge.
  24. (en) Gully.
  25. (en) Gully drain.
  26. (en) Rabbet.
  27. (en) Riffle.
  28. (en) Runnel.
  29. (en) Slot.
  30. (en) Spline.
  31. (en) Throat.
  32. (en) Overflow.
  33. (en) Hopper.
  34. (en) Corrugation.
  35. (en) Furrow.
  36. (en) Gain.
  37. (en) Guide.
  38. (en) Eaves trough.
  39. (en) Flame.
  40. (en) Slide.
  41. (en) Sluiceway.
  42. (en) Sluice.
  43. (en) Raceway.
  44. (en) Race.
  45. (en) Gorge.
  46. (en) Canal.
  47. (en) Cannelure.
  48. (en) Fluting.
  49. (en) Undulation.
  50. (en) Flume.
  51. (en) Tunnel.
  52. (en) Runway.
  53. (en) Hollo.
  54. (al) Kanal,
  55. (al) Fernsehkanal
  56. (fr) Chaîne (électrique), voie,
  57. (fr) Canal de télévision

açık (nedir ne demek)

  1. Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
    Örnek: Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin
  2. Engelsiz.
  3. Örtüsüz, çıplak.
  4. Boş.
  5. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.
  6. Aralığı çok.
  7. Çalışır durumda olan
    Örnek: Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar. Ö. Seyfettin
  8. Kolay anlaşılır, vazıh
    Örnek: Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim. R. N. Güntekin
  9. Hiçbir perdeye basılmaksızın tellerin açık bırakıldığı veya tüm tellerin herhangi bir perdeden tek parmakla kapatıldığı durumlarda bile sık kullanılan akorların elde edilebildiği akortlama biçimi.
  10. Gelirin gideri karşılamaması durumu.
  11. Bk. gedik
  12. 1) sarîh. 2 ) alenî.
  13. Bk. açılma
  14. (en) Blunt.
  15. (en) Concrete.
  16. (en) Debit.
  17. (en) Demonstrable.
  18. (en) Distinct.
  19. (en) Evident.
  20. (en) Offing.
  21. (en) Vacancy.
  22. (en) Free.
  23. (en) Exposed to.
  24. (en) Unoccupied.
  25. (en) Deficient.
  26. (en) Frank.
  27. (en) Uncovered.
  28. (en) Deficit.
  29. (en) On.
  30. (en) Open.
  31. (en) Wide-Open.
  32. (en) Visible.
  33. (en) Apparent.
  34. (en) Obvious.
  35. (en) Bare.
  36. (en) Clear.
  37. (en) Unclouded.
  38. (en) Cloudless.
  39. (en) Definite.
  40. (en) Exposed.
  41. (en) Blank.
  42. (en) Aboveground.
  43. (en) Articulate.
  44. (en) Avowed.
  45. (en) Broad.
  46. (en) Candid.
  47. (en) Categorical.
  48. (en) Clean-Cut.
  49. (en) Clear-Cut.
  50. (en) Confessed.
  51. (en) Crystal.
  52. (en) Decided.
  53. (en) Declared.
  54. (en) Decollete.
  55. (en) Explicit.
  56. (en) Fine.
  57. (en) Forthright.
  58. (en) Graphic.
  59. (en) İntelligible.
  60. (en) Manifest.
  61. (en) Outstretched.
  62. (en) Overt.
  63. (en) Patent.
  64. (en) Picturesque.
  65. (en) Plain.
  66. (en) Shortage.
  67. (en) Shortfall.
  68. (en) Signal.
  69. (en) Specific.
  70. (en) Square.
  71. (en) Transparent.
  72. (en) Unequivocal.
  73. (en) Unreserved.
  74. (en) Vacant.
  75. (en) Weak.
  76. (en) Light.
  77. (en) İndecent.
  78. (en) Obscene.
  79. (en) Saucy.
  80. (en) Frankly.
  81. (en) Closely.
  82. (en) Absolute assignment.
  83. (en) Bald.

boru (nedir ne demek)

  1. Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir
    Örnek: Soba borusu kazanın içinden geçerdi. N. Cumalı
  2. Borazan
  3. Kullanım yerine göre çapı değişebilen genellikle camdan yapılmış içinde üşekler bulunan, havası alınmış ya da amaca uygun uçunlarla doldurulmuş yuvak biçimli kapalı gereç. Temel parçacıkları algılayan Geigerborulanndan televizyon görüntüborusuna ve eksicikborularına değin değişik kullanım yerleri vardır.
  4. (en) Bore.
  5. (en) Flue.
  6. (en) Cane.
  7. (en) Spout.
  8. (en) Pipe.
  9. (en) Tube.
  10. (en) Trumpet.
  11. (en) Horn.
  12. (en) Clarion.
  13. (en) Conduit.
  14. (en) Drain.
  15. (en) Duct.
  16. (en) Trump.
  17. (en) Tubing.
  18. (en) Bugle.
  19. (en) Orifice.
  20. (en) Beak.
  21. (en) Cornet.
  22. (en) Nose.
  23. (en) Nozzle.
  24. (en) Penstock.
  25. (en) Blare.
  26. (en) Funnel.
  27. (al) Röhre
  28. (fr) Tube, lampe

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.010