Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > olgun odun nedir, olgun odun ne demek, olgun odunun anlamı (olgun odun nnd)

olgun odun nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






olgun odun

  1. Ağaç gövdesinin öz odun ile dış odun arasında oluşan, ağaç işleri gereci olarak en üstün niteliği taşıyan bölümü.
  2. Ağaç gövdesinin özodun ile dışodun arasında oluşan ve ağaçişleri gereci olarak en üstün niteliği taşıyan bölümü.
  3. Bk. olgun odun
  4. (al) Reifholz

olgun (nedir ne demek)

  1. Yenecek duruma gelmiş (meyve)
    Örnek: Oluğun altına bir sepet iri, olgun, renkli şeftali koymuşlar. R. H. Karay
  2. Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, ağırbaşlı (kimse), kâmil
    Örnek: Benim bütün cefama olgun adam gibi katlanmasını bilmişti. Y. K. Karaosmanoğlu
  3. Büyüme ve gelişmesini tamamlayarak ergin evreye ulaşmış. Matür.
  4. Hlk. Veteriner hekimliği folklorunda sıcak ve yumuşak apse.
  5. Soydan gelen kimse.
  6. (en) Mature. ripe. grown. mellow. seasoned.
  7. (en) Fruity. mature. mellow. ripe. experienced.
  8. (en) Mature. ripe. mature. mellow.
  9. (en) Mature, ripe
  10. (fr) mûr
  11. (la) maturus:olgun

odun (nedir ne demek)

  1. Yakılmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç
    Örnek: Sobada çıralar hemen alev almış, odunları da tutuşturmuştu. T. Buğra
  2. Anlayışsız ve kaba (kimse).
  3. Sertleşmiş ölü ksilem hücrelerinden oluşmuş karmaşık yapı.
  4. (en) Chump. firewood. lowbrow. wood. caveman. boor. wooden. dull. log.
  5. (en) Wood. firewood. blockhead.
  6. (en) wood
  7. (fr) bois

ağaç (nedir ne demek)

  1. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.
  2. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.
  3. Direk.
  4. Gövdesi büyük bitkilerden elde edilen, işlenmeye elverişli, yapılarda, mobilya ve eşya yapımında kullanılan ham gereç.
  5. Bk. ağaç
  6. (en) Arboreal. tree.
  7. (en) Arboreal. tree. wood.
  8. (en) Tree. wood. timber wooden. stick.
  9. (al) Holz
  10. (fr) bois

öz (nedir ne demek)

  1. Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı
    Örnek: Bütün gün genç kızlar ilahiler söylemişlerdi. Ç. Altan
  2. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz.
  3. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde.
  4. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça.
  5. Kendi, zat
    Örnek: Bir od düştü yanar tatlı özüme / Dünya zindan görünüyor gözüme. Karacaoğlan
  6. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde
    Örnek: Ortalıktaki krizi sebep gösteriyorlar ama asıl kriz şirketin kendi özünde. A. Gündüz
  7. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm.
  8. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan
    Örnek: Çocuğun bu yalanı bir anda onu bana bir öz evlat sevgisiyle bağladı. R. N. Güntekin
  9. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı.
  10. Dere, çay.
  11. Sulak, verimli yer.
  12. 1- Varlığın aslını kuran şey; temelözellik. Karşıtı bk. ilinek. 2- Bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu olgusu; bir şeyi o şey yapan, öyle oluşunu sağlayan şey; bir varlığın yapısını kuran şey. Karşıtı bk. varoluş. 3- Kalıcı, değişmez olan, gelip geçici olmayan, her zaman var olmakta olan varlık. Karşıtı: Değişen, değişmekte olan varlıklar. 4- Bir şeyin bireysel ve gerçek olan kendineözgü biçimi; kendineözgü belirtisi. 5- Fizikötesinin konusu olarak: Kendinde varlık. Karşıtı bk. görüngü. 6- İç, çekirdek. Karşıtı: dış, kabuk.
  13. bkz.özetçe,öz.
  14. 1. Embriyo. 2. Pulpa.
  15. (en) Compact. compendious. full. genuine. german. own. whole. self. marrow. essence. cream. substance. kernel. extract. essential oil. extraction. quintessence. distillate. distillation. content. core. elixir. entity. epitome. gist. goodness. heartbeat. m.
  16. (en) Base. compendious. core. essence. essential. extract. gist. guarded. guts. kernel. marrow. meat. nucleus. pith. self. soul. spirit. substance.
  17. (en) Core. element. elementary. essence. heart. marrow. nucleus. self. substance. sum. abstract. summary. extract. plasma. medulla. pith. germ. syllabus. synopsis. category. kern. origin. digest. proper. specific. special. private. personal. privy. original. g.
  18. (en) essence
  19. (en) embryo
  20. (fr) essence
  21. (la) essentia

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük