|
olgun koyak
-
Derine ve yana aşınmalar arasında artık denge kurulmuş, tabanı oldukça geniş ve lığla kaplı koyak türü. bkz. genç koyak, geçkin koyak.
-
Mature valley
-
Vallée mûre
-
Yenecek duruma gelmiş (meyve)
Örnek:
Oluğun altına bir sepet iri, olgun, renkli şeftali koymuşlar. R. H. Karay
-
Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, ağırbaşlı (kimse), kâmil
Örnek:
Benim bütün cefama olgun adam gibi katlanmasını bilmişti. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Büyüme ve gelişmesini tamamlayarak ergin evreye ulaşmış. Matür.
-
Hlk. Veteriner hekimliği folklorunda sıcak ve yumuşak apse.
-
Soydan gelen kimse.
-
Büyüme ve gelişimini tamamlayarak ergin evreye ulaşmış, matür.
-
Mature. ripe. grown. mellow. seasoned.
-
Fruity. mature. mellow. ripe. experienced.
-
Mature. ripe. mature. mellow.
-
Mature, ripe
-
mature
-
mûr
-
maturus:olgun
-
İki dağın arasında kalan büyük çukur, vadi
Örnek:
Bir koyağa girip küçük bir çalılığa saklandılar. Y. Kemal
-
Karalarda akarsu aşındırmasıyla oluşmuş, bir yöne doğru eğimli, uzunluğuna çukurluk.
-
Dağlar ve kayalıklarda oluşmuş doğal çukur
Örnek:
Yaylasını koyak koyak gezerim. Halk türküsü
-
İçinde akarsu yataklarının bulunduğu, üç yanından kapalı, ancak ağız yanı açık, tabanı, yamaçlarıyla yerine ve eskiliğine göre türlü biçimleri olan dar, uzun yüzey.
-
Vadi, dere. 2. Dağlar ve kayalıklar üzerindeki doğal çukurlar. 3. Dağ üzerinde otu bol olan, bitek, çukur yer. 4. Etkili, dokunaklı.
-
valley
-
vallée
-
Erozyon.
-
Aşınmak işi.
-
Bkz. aşınım.
-
Metal veya alaşımların çevreleriyle tepkimeye girerek elektrokimyasal bozunmaları. Bu bozunma asit veya bazların etkisiyle hızlanır. Korozyon sonucunda çok kere metal oksitleri oluşur. Aluminyum ve paslanmaz çelik durumunda oluşan oksit daha ileri bozunmayı önleyici etki gösterir. Nemin katalizlediği demirin paslanması korozyon için iyi bir örnektir.
-
1. Belli bir yüzey üzerindeki epitelin kaybı, deri veya mukoza üzerinde sınırlı bir bölgenin epitelden mahrum oluşuyla belirgin durum, erozyon. 2. Ekolojik faktörler nedeniyle toprağın verimli tabakasının bulunduğu yerden, su, rüzg
-
Detrital. abrasion. corrosion. erosion. attrition. wear. amortization. detrition. dilapidation. fret.
-
Abrasion. corrosion. erosion. wear. amortization. depreciation.
-
Erosion. wear. waste. corrosion. abrasion. attrition. fret. obliteration.
-
corrosion
-
corrosion
arasında(nedir ne demek)
-
İn the midst of. mid. inter-. between. among. amongst. amid. amidst. betwixt. 'tween.
-
Amid. among. between.
-
Amid. among. between. betwixt. in between. in the midst of.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|