|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
aykırı
-
Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir
Örnek:
Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Anayasa
-
Çapraz, ters.
-
Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen
-
Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.
-
Ses ve şekil bilgisi bakımından dilin genel kuralları dışında kalan, istisna oluşturan. Türkçede aitlik eki +kinin kuralaaykırı olarak kalın sıradan ünlü taşıyan kelimelerle de hep ince, (-l)yor / (-U)yor şimdiki zaman kipi ekinin ince sıradan kelimelere de hep kalın gelişi gibi: arkada+ki, okulda+ki, onun+ki, sokakta+ki; bil-i-yor, gör-ü-yor, ver-i-yor vb.
-
Crosswise. transverse. anomalous. antithetic. antithetical. contradictious. contradictory. heterodox. impolitic. incongruous. inconsistent. repugnant. thwart. gainst. crosswise. crossways. athwart. counter. anti-. against.
-
Contrary. against. contrary to. crosswise. transverse. across. incongruous.
-
Contrary. contrary to / against. inviolation of. diverging. divergent. transverse. crosswise. sidelong. abnormal. thwart. adverse. eccentric. contradictory. derogative. derogatory. inconsistent. traverse.
-
anomalous
-
anomal
-
Boyunduruk. (Ulucak *Eşme -Uşak)
-
Kabul edilmesi için öne sürülen düşünce, teklif.
-
Bir savı öne süren veya bir durumu dile getiren cümle, belli bir yorumda belli bir doğruluk değeri kazanan düzgün deyim, kaziye.
-
Önermek işi.
-
Bir yargı içeren, doğru ya da yanlış olabilen sav.
-
(Klasik mantıkta).-5- Yargının sözlerle dile gelişi; doğru ya da yanlış olabilen bir anlatım. // Modern mantıkçılar doğru ya da yanlış olabilen anlatım yanında belirsiz kalan bir anlatım da bulunduğuna dikkati çekmişlerdir.önerme mantıksal terim olarak temel anlamını modern mantıkta kazanmıştır. B. Russellönermeden "İlk planda bir şeyi ya doğru olarak ya da yanlış olarak dile getiren sözler kuruluşu."nu anlar; örneğin: 2x2=4 de 2x2=5 de birerönermedir; "Sokrates bir insandır." "Sokrates bir insan değildir." de birerönermedirler; önemli olanönermedenönerme görevini ayırmaktır.önerme görevi bir anlatımda bu anlatımı kuran bir ya da daha çok belirsiz parçayı, bu parçalara değer yüklendiğinde birönerme kılacak olan anlatımdır. Ör. "X bir insandır." X belirsiz kaldığı sürece buönerme ne doğrudur ne yanlış; X e bir değer verilirse bundan doğru ya da yanlış birönerme çıkar.
-
1- Bir savı öne süren ya da bir durumu dile getiren (genellikle bildiri kipinde olan) bir tümce; belli bir yorumda belli bir doğruluk değeri kazanan düzgün deyim. || Bir önermenin kaplamı kendi doğruluk değeri, içlemi de öne sürdüğü sav ya da dile getirdiği durumdur. Dizimsel türü: p. Anl. bildirsel tümce, kapalı tamdeyim, kapalıönerme, sıfırlı yüklem, sıfırlı tamdeyim. Krş.. çekirdekönerme, yalınçönerme, bileşikönerme, tekilönerme, genelönerme, doğruönerme, yanlışönerme, geçerliönerme, tutarlı önerme. 2- Önesürüş. 3- Sav ya da durum.
-
Suggestion. proposal. proposition. thesis. vote.
-
Proposition. theorem. proposing. suggesting.
-
Proposing. suggesting. proposition. premise. hypothesis. postulate. proffer. question. representation. resolution. suggestion.
-
proposition
-
sentence,
-
statement,
-
Antrag
-
proposition
-
énoncé,proposition
-
propositio
-
Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
-
Gerçek, yalan olmayan.
-
Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun
Örnek:
Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur. A. Gündüz
-
Gerçek, hakikat
Örnek:
Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz. N. Ataç
-
İki nokta arasındaki en kısa çizgi.
-
Yanlışsız, eksiksiz.
-
Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
-
Yakın, yakınlarında
Örnek:
Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu. F. R. Atay
-
1- Gerçeğe uygun olan. 2- (Mantıkta) Düşünme yasalarına uygun olan.
-
Akla, mantığa uygun.
-
Dürüst, namuslu, ahlaklı.
-
True. right. correct. exact. accurate. proper. authentic. honest. fair. truthful. straight. direct. above-board. faithful. guileless. just. orthodox. righteous. sincere. spot-on. square. upstanding. straight. through. thru. thro. due. true. right. ar.
-
True. right. correct. exact. accurate. proper. authentic. honest. fair. truthful. straight. direct. above-board. faithful. guileless. just. orthodox. righteous. sincere. spot-on. square. upstanding. through. thru. thro. due. ar. aboveboard. base. becoming. fitting. mathematical. precise. upright.
-
correct.
-
true
-
correct
-
vrai
-
verus
olarak(nedir ne demek)
-
As, qua
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|