Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > olağanüstü hal nedir, olağanüstü hal ne demek (olağanüstü hal nnd)

olağanüstü hal nedir, olağanüstü hal ne demek?

olağanüstü hal

  1. Sıkıyönetimden önce, sonra veya bundan tamamen bağımsız olarak kanunla belirtilen olağanüstü yetkilerin sivil yönetime verilmesi ve kullanılması durumu.
  2. (en) State of emergency.

olağanüstü (nedir ne demek)

  1. Alışılmıştan, benzerlerinden farklı olan, fevkalade
    Örnek: Bazı kentlerin, insanın üstünde olağanüstü bir etkisi oluyor. H. E. Adıvar
  2. Beklenmedik bir zamanda yapılan, önceden tasarlanmamış olan, fevkalade
    Örnek: İlk önemli dedikodu, olağanüstü vergiler yüzünden çıkmış. K. Tahir
  3. Büyük bir hayranlığa yol açan, harikulade
    Örnek: Kadın milletinin bu gibi ince hesaplarda olağanüstü bir kabiliyeti var. H. Taner
  4. (en) Extraordinary.
  5. (en) Extreme.
  6. (en) Supernatural.
  7. (en) Supernormal.
  8. (en) İncredible.
  9. (en) Exceptional.
  10. (en) Remarkable.
  11. (en) Spectacular.
  12. (en) Terrific.
  13. (en) Breathtaking.
  14. (en) Classical.
  15. (en) Dreamy.
  16. (en) Exceeding.
  17. (en) Extra.
  18. (en) Fantastic.
  19. (en) Fantastical.
  20. (en) Glorious.
  21. (en) Huge.
  22. (en) Marvellous.
  23. (en) Marvelous.
  24. (en) Miraculous.
  25. (en) Necromantic.
  26. (en) Magnificent.
  27. (en) Phenomenal.
  28. (en) Prodigious.
  29. (en) Singular.
  30. (en) Tremendous.
  31. (en) Unusual.
  32. (en) Wonderful.
  33. (en) Abnormal.
  34. (en) Preternatural.
  35. (en) Rare.
  36. (en) Superior.
  37. (en) Unaccountable.

hal (nedir ne demek)

  1. Çözme, çözülme.
  2. Eritme.
  3. Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma.
  4. Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer.
  5. Tahttan indirme.
  6. Bir şeyin içinde bulunduğu şartları veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum, vaziyet
    Örnek: Herkes hâline göre bir hediye verdi. H. R. Gürpınar
  7. Davranış, tutum, tavır
  8. Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman
  9. Güç, kuvvet, takat.
  10. Kötü durum, sıkıntı, dert.
  11. Durum.
  12. Bk. şimdiki zaman kipi
  13. Bk. şimdiki zaman
  14. Sebze, meyve, bakliyat vb. nin satıldığı pazar yeri.
  15. Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad. anlamdaş durum.
  16. Bk. duru
  17. Bir şeyin içinde bulunduğu şartların tümü.
  18. Bir sistemin ölçülebilen bütün özellikleri arasında kurulan ve o sistemin ayırt edici olarak belirlenmesini sağlayan nicelikler.
  19. Orbital, enerji seviyesi, nötral veya iyon halindeki atomlardaki bir elektronun durumları.
  20. (en) An acronym for hardware abstraction layer, a Windows NT DLL that links specific computer hardware implementations with the Windows NT kernel Windows NT 4 0 includes HALs for 80x86, Alpha, MIPS, and PowerPC hardware platforms.
  21. (en) Hardware Abstraction Layer Used to provide a generic interface to the hardware and 'hide' hardware-specific functions.
  22. (en) Hardware Abstraction Layer An executive component in Windows NT and later operating systems that provides support that is specific to a particular hardware platform HAL provides support for the Kernel, I/O Manager, kernel-mode debuggers, and device drivers that are the lowest level The HAL exports routines that extract hardware details that are platform-specific about caches, I/O buses, and interrupts HAL provides an interface between the hardware of the platform and the operating system software.
  23. (en) Hardware Adaptation Layer.
  24. (en) Holland America Line.
  25. (en) Food market.
  26. (en) State.
  27. (en) Circs.
  28. (en) Condition.
  29. (en) Situation.
  30. (en) Status.
  31. (en) Aspect.
  32. (en) Demeanor.
  33. (en) Demeanour.
  34. (en) Estate.
  35. (en) Event.
  36. (en) Face.
  37. (en) Fettle.
  38. (en) Plight.
  39. (en) Posture.
  40. (en) Repair.
  41. (en) Sight.
  42. (en) Stand.
  43. (en) Case.
  44. (en) Footing.
  45. (en) Occasion.
  46. (en) Order.
  47. (en) Position.
  48. (en) Temper.
  49. (en) Markethouse.
  50. (en) State of affairs.
  51. (en) Circumstances.
  52. (en) Attitude.
  53. (en) The present time.
  54. (en) Strength.
  55. (en) Energy.
  56. (en) Covered wholesale food market.
  57. (en) Affair.
  58. (en) Bearing.
  59. (en) Circumstance.
  60. (en) Frame.
  61. (en) Juncture.
  62. (en) Market hall.
  63. (en) Covered market.
  64. (en) Mode.
  65. (en) Occa.
  66. (en) Hardware Abstraction Layer.
  67. (en) Firmware which provides a semi-or fully standardized interface between an SOC and code designed to exercise the SOC This code forms a layer between the hardware and software, allowing any software which uses a HAL to be more easily ported to operate with a different SOC This may or may not include boot code.
  68. (en) Hardware Abstraction Layer Windows NT Software layer linking hardware to the Windows NT kernel.
  69. (en) Niii: voice; tune.
  70. (en) Enables Windows NT to work with different types of hardware.
  71. (al) Zustand
  72. (fr) État

şimdiki zaman kipi (nedir ne demek)

  1. Eylemin belirttiği kavramın, içinde bulunulan zamanda başladığını ve devam etmekte olduğunu bildiren kip: 1. K. T. geliyorum (gel-iyor-um) , gülüyorum. 2. K. T. geliyorsun (gel-iyor-sun) , gülüyorsun. 3. K. T. geliyor (gel-iyor) , gülüyor . 1. K. Ç. geliyoruz (gel-iyor-uz) , gülüyoruz. 2. K. Ç. geliyorsunuz (gel-iyor-sun-uz) , gülüyorsunuz. 3. K. Ç. geliyorlar (gel-iyor-lar) , gülüyorlar vb.
  2. (en) Present.
  3. (fr) Présent

önce (nedir ne demek)

  1. Baştaki, geçmişteki bölüm, geçmiş zaman
    Örnek: Demin söyledikleri bana sadece daha önce olup bitenleri düşündürdü. T. Buğra
  2. İlk olarak, başlangıçta, sonra karşıtı
    Örnek: Önce hep birlikte basın suçunu tarif edelim. B. Felek
  3. (en) İnitially.
  4. (en) Notion and protest.
  5. (en) Primo.
  6. (en) For starters.
  7. (en) At first.
  8. (en) Prior.
  9. (en) First.
  10. (en) İn advance.
  11. (en) Firstly.
  12. (en) Prior to.
  13. (en) Early.
  14. (en) Before.
  15. (en) Back.
  16. (en) Above.
  17. (en) Afore.
  18. (en) Ante.
  19. (en) Pre-.
  20. (en) Pro-.
  21. (en) Ante-.

sonra (nedir ne demek)

  1. Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı
    Örnek: Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim. A. İlhan
  2. Daha uzak ve ileri bir yerde
    Örnek: Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık. R. N. Güntekin
  3. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz
    Örnek: Evvela arabada, sonra sundurmada uyuyup dinlendiğime fena etmiştim. R. N. Güntekin
  4. Yoksa, aksi hâlde.
  5. Arkadan gelen bölüm veya zaman.
  6. (en) Next.
  7. (en) Then.
  8. (en) Otherwise or else.
  9. (en) Notion and protest.
  10. (en) After.
  11. (en) Later.
  12. (en) Afterwards.
  13. (en) Afterward.
  14. (en) Thereafter.
  15. (en) Subsequently.
  16. (en) Subsequent to.
  17. (en) Sequel.
  18. (en) Post-.
  19. (en) Following.
  20. (en) İn the future.
  21. (en) Hereafter.
  22. (en) Part of a series.
  23. (en) İn future.
  24. (en) Otherwise.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.010