|
officer
-
(i.), (f.) memur; subay; polis memuru; (f.) subaylarını atamak (gemi); komuta etmek, idare etmek. officer of the day o günün komutanı, nöbetçi subay. field officer subay. flag officer amiral, filo komutanı. health officer sağlık memuru. petty officier assubay,staff officier kurmay subay, warrant officier gedikli subay
-
F. subayları atamak (gemi), komuta etmek, idare etmek
-
Yükümlü
Örnek:
Sen de kaçmamasına dikkat edeceksin. Muhafazasına memursun. R. H. Karay
-
Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimse, görevli
Örnek:
Kasabaya gelen her yeni memur ilk olarak beni tanır. T. Buğra
-
Görevli.
-
White-collar. civil servant. government official. government employee. official. white-collar worker. officer. incumbent. office holder. office-bearer. servant. public servant.
-
Civil servant. employee. clerk. functionary. incumbent. jobholder. member of the staff. office bearer. officer. official. policeman. public servant. salaried man.
-
Officer. official. employee. civil servant.
-
Silahlı kuvvetlerde asteğmenden orgeneral veya oramirale kadar rütbedeki asker
Örnek:
Seni gelin edeceğiz, kılıçlı bir subayın koluna gireceksin. H. E. Adıvar
-
Silahlı kuvvetler içinde asteğmenden mareşale kadar rütbelere yükselebilen özel yasalara bağlı asker.
-
Officer.
-
Army officer. officer. commissioned officer.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|