|
numara
-
Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam.
-
Ölçü, derece.
-
Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı.
-
Öğrenciye verilen not
Örnek:
Ben ki coğrafya derslerinde daima tam numara almış bir zabitim. R. N. Güntekin
-
Bir telefonun açılmasını sağlayan sayılar.
-
Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı.
-
Eğlendirici oyunlardan her biri
Örnek:
Bu numaralar da olmasa yazlık bahçelerin tadı olmayacak. B. Felek
-
Hile, düzen, dalavere, yalan
Örnek:
Bırak şimdi numarayı. H. Taner
-
Bk. çekim sayısı
-
Number. no. size. trick. affectation. act. pretence. pretense. stunt.
-
Act. disguise. gimmick. mark. number. pretence. ruse. stunt. trick. number rakam. grade. size. performance. size.
-
Number. house number. circus. put on.
çekim sayısı (nedir)
-
Çekimlerin, çevirim senaryosunda sıralanırken aldıkları sayı.
-
Number (of shot), shot number, slate number
-
Szennennummer, Einstellungsnummer
-
Numéro (du plan)
-
Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra.
-
Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri
Örnek:
İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz. A. Ş. Hisar
-
Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra.
-
Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma.
-
Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler.
-
Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı.
-
Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü.
-
Film.
-
Dizi film.
-
Oturma yeridizisi.
-
1. Konu, tutum, deyiş yönünden birbirine bağlı olan; aynı oyuncular, aynı çevirim takımıyla gerçekleştirilen filmler. TV
-
Birbirinin devamı olan, aynı takım ve genellikle aynı oyuncular tarafından gerçekleştirilen televizyon izlenceleri
-
Konusu kendi içinde bir izlence dolduracak biçimde parçalara ayrılmış, her biri öbürünün devamı olarak belirli aralıklarla yayınlanan televizyon izlencesi.
-
Genel olarak aynı kişi ya da kuruluşça yayımlanan, ortak bir konuyu değişik açılardan ya da değişik bölümleriyle inceleyen yapıtların oluşturduğu bütün.
-
1. series, 2-3. serial
-
Batch. battery. course. line. range. rank. row. sequence. series. string. succession. tier. serial. paradigm. scale. progression. file.
-
Array.
-
Series. file. range. rank. row. series. string. line. scale. progression. train. linkage. configuration. tier. bank. gear. layer. queue. form. formation. lineup. catena. tail. strand. skein. ordinal. course. alignment. strung.
-
Row
-
Series
-
1. Serie, Filmserie, 2. Reihe, Fortsetzungsreihe, Fortsetzungserie, 3. Sendefolge, Sendereihe, Fernsehserie
-
1-2. série, 3. feuilleton (télévisé)
-
Rang
-
Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer
Örnek:
Köşeye yaslanmış, bir dizini altına almış, öteki dizini dikmiş, kolunu da uzatmış, anlatıyordu. M. Ş. Esendal
-
Oturulduğunda uyluğun üst yanı.
-
Diz kapağı kemiğini kapsayan, tibya ile femur arasında kalan bölge.
-
Stifle
-
Knee.
-
Knee
-
Genou
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|