|
nonsense
-
Saçma şey, boş laf
-
Önemsiz şey
-
Saçma, saçmalık, safsata, zırva, fasa fiso
-
saçma!
-
Bir tür balık ağı, serpme ağ.
-
Avda kullanılan fişeklerin içine konulan, türlü boylardaki küçük ve yuvarlak kurşun tanesi
Örnek:
Ben fişeklerin barutunu, tapasını, saçmasını koyarım, beybaba! A. Gündüz
-
Böyle söz söyleyen veya iş yapan.
-
Akla uygun olmayan, yersiz bulunan, pestenkerani, absürt.
-
Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz
Örnek:
Bırak şu saçmaları! Bir daha bahsini etme. R. H. Karay
-
Saçmak işi.
-
Mantık kurallarını bozan, tersine çeviren. //saçma bir düşünce, öğeleri birbirini tutmayan, birbiriyle bağdaşmayan düşüncedir.saçma bir yargı kendi içinde tutarsız olan ya da tutarsızlığı içeren bir yargıdır.saçmayı anlamsızdan ayırmak gerekir. Çünküsaçmanın bir anlamı vardır, ama bu anlam çelişiktir, yanlıştır. Oysa anlamsız olan ne doğru ne de yanlıştır.
-
Av fişeği kovanına doldurulup kovan içindeki barutun yanmasından meydana gelen gazların basıncı ile hız kazanan küresel veya dönel biçimde metal tanecik.
-
Serpme ağı.
-
Nonsense. absurd. nonsensical. senseless. unreasonable. foolish. silly. pointless. for the birds. blind. chimerical. claptrap. cockeyed. fantastic. fantastical. farcical. fatuous. frothy. impertinent. inane. incongruous. inept. irrational. outlandish.
-
Absurd. asinine. bollocks. bull. childish. cockeyed. crazy. drivel. empty. extravagant. fatuous. feeble. foolish. grotesque. impractical. inane. ludicrous. nonsense. nonsensical. preposterous. ridiculous. rot. rubbish. sappy. senseless. shot. silly. sloppy. stupid. trashy. unreasonable. vacuous. absurdity. anything scattered or sprinkled. scattering. strewing. bunkum. bunk. buckshot. pellet. rubbish!. nonsense!. bullshit!. balls!.
-
Absurd. ridiculous. scattering. strewing. absurd remark. spreading. casting. dissipation. dissemination. diffusion. dispersion. sprinkling. small shot. spill. radiation. emission. drop shot. ad absurdum. balderdash. bull. bull shit. bunk. bunkum. childish.
-
Absurd
-
Cover net
-
absurde
şey(nedir ne demek)
-
Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi.
Örnek:
Bana sen pek çok şey kazandırdın. R. H. Karay
-
Nesne, madde
Örnek:
Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. A. Ş. Hisar
-
Kararsızlık durumunda muhtelif sorulara cevap için tercih edilen bir ifade biçimi.
-
(Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis. 2- Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık. 3- Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır. 4- Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.
-
Bk. nesne
-
Thing. stuff. object. matter. article. affair. chose. concern. doing. doings. doodad. doohickey. lark. res. thingumabob. thingumajig. thingummy. whosit.
-
Business. object. stuff. thing. thingamajig. what-d'you-call-him/-her/-it. what's-his/-her/-its-name. thingummy. thingumabob. thingumajig. well.
-
Thing. what-do-you-call-it. article. chose. jinx. jolly. object. stuff.
-
thing
-
chose
-
Res; skolastikte: ens
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|