|
noktalar arasındaki uzaklık
-
Distance between points
-
Çok küçük boyutlarda işaret, benek.
-
Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret.
-
Yer
Örnek:
Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasını uzun uzun durup konuşarak dolaştık. A. Haşim
-
Konu, konu ile ilgili önemli bölüm
Örnek:
Genç adam, o noktada alaka uyandırıcı bir şey keşfetmiş gibiydi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Nöbetçi bulunan yer.
-
Nöbetçi, gözcü, bekçi
Örnek:
O yokuşun başındaki küçücük karakolun her gece çıkardığı noktayı unutuyorsunuz. Ö. Seyfettin
-
Sınır, derece, radde.
-
Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.).
-
1- Uzambilgisinde tanımsız öğelerden biri. 2- Belirli bir uzayın koyutlarını gerçekleyen öğelerden her biri.
-
Papil hatları arasında diğer papillerden bağımsız olarak bulunan nokta şeklindeki parmak izi karakteristiği.
-
Yeri olan fakat büyüklüğü olamayan bir şey.
-
Bk. dönem
-
Pinpoint. point. dot. spot. speck. full stop. stop. full point. post. fleck. macula. particular. period. speckle. tittle.
-
Dot. period. point. respect. speck. speckle. spot. vertex. full stop. place. subject. military post. police post. isolated sentry.
-
Period. dot. point. spot. speck. full stop. place. item. pause. pitch. taint. tittle.
-
point
-
point
-
punctum
-
Belli özellikleri olan zaman parçası, devre, devir, periyot
Örnek:
Otuz yedi yaş bana bitmez tükenmez bir dönem gibi geldi. H. E. Adıvar
-
Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre.
-
Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki zaman süresi, devre.
-
Yarıyıl.
-
Dönme işi.
-
Birbirini izleyen başlangıcı ve sonu belirlenmiş zaman aralıkları.
-
Yinelenen bir olayın ya da onu betimleyen bir işlevin, kendini yenileme süresi.
-
Esnek bir cismin titreşiminde ya da herhangi bir cismin deviniminde, denge durumu çevresindeki tam bir salınımın saniye olarak süresi (örneğin bir sarkacın, başlangıç noktasından kalkıp yine aynı noktaya gelişi).
-
Devir.
-
period
-
Period. term. semester. session. circle. date. day. epoch. spell.
-
Day. epoch. era. period. season. semester. spell.
-
Period. term. period of time. era. school term. semester. cycle. epoch. phase. time period.
-
Period, run
-
Periode
-
période
-
Uzak olma durumu, ıraklık
Örnek:
Duvarın yüzünde birbirine otuz arşın kadar uzaklıkta sımsıkı kapalı iki büyük kapı vardı. H. R. Gürpınar
-
İki nokta arasındaki uzay ölçümü, mesafe.
-
Alıcının merceği ile konu arasındakiuzaklık. Sinem
-
Göstericinin merceği ile görüntülük arasındakiuzaklık.
-
Bk. ara
-
Camera distance, shooting range, 2. projection distance, projector throw, throw
-
Distance. space. breadth. remove.
-
Distance. space. breadth. remove. span.
-
Displacement. distance.
-
Kameraentfernung, Aufnahmeentfernung, Kameradistanz,
-
Projektionsentfernung
-
Distance de caméra (de prise de vues), 2. distance de projection
-
Mesafe, uzaklık, ara, menzil
-
Müddet, fasıla
-
aralık
-
Buut, perspektif
-
Geride bırakmak
-
Uzakta tutmak, uzağa koymak; geçmek; geride bırakmak
-
Arada, arasında, aralarında, aralarından
-
araya
-
Ortada, ortaya
-
Arada, ortasında, araya, arasına, ortada, ortaya
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|