Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > nefis nedir, nefis ne demek (nefis nnd)

nefis nedir, nefis ne demek?

nefis

  1. Öz varlık, kişilik
    Örnek: Çoğunu kendi nefsini kurtarmak için öldürmüştü. Ö. Seyfettin
  2. İnsanın yeme içme vb. gereksinimlerinin bütünü.
  3. Pek hoş, istek uyandıran, çok güzel
    Örnek: Akşamları soğuk yemekler yiyorum, ama nefis şeylerdi. R. H. Karay
  4. çok hoş, hoşa giden, beğenilen
  5. Hoşa giden, beğenilen; en güzel.
  6. (Bak: Nefs)
  7. Pek beğenilen, pek güzel, pek iyi.
  8. (en) Excellent.
  9. (en) Exquisite.
  10. (en) Fine.
  11. (en) Marvellous.
  12. (en) Marvelous.
  13. (en) Beautiful.
  14. (en) Delicious.
  15. (en) Yummy.
  16. (en) Dainty.
  17. (en) Ambrosial.
  18. (en) Awfully nice.
  19. (en) Beyond praise.
  20. (en) Delectable.
  21. (en) Peachy.
  22. (en) Scrumptious.
  23. (en) Stunning.
  24. (en) Delightly.
  25. (en) Brilliant.
  26. (en) Dreamy.
  27. (en) Great.
  28. (en) Heavenly.
  29. (en) Lovely.
  30. (en) Luscious.
  31. (en) Smashing.
  32. (en) Tremendous.
  33. (en) Self.
  34. (en) Personality.
  35. (en) The flesh.
  36. (en) The body.
  37. (en) The cravings of the flesh.
  38. (en) One's own personality.
  39. (en) Sensuality.
  40. (en) Essence.
  41. (en) Essential value.
  42. (en) One's bodily appetites.
  43. (en) The craving of the flesh.
  44. (en) Of superior quality.
  45. (en) Choice.
  46. (en) Detectable.
  47. (en) Bang-on.
  48. (en) Elegant.
  49. (en) Galumptious.
  50. (en) Nice.
  51. (en) Splendid.

öz (nedir ne demek)

  1. Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı
    Örnek: Bütün gün genç kızlar ilahiler söylemişlerdi. Ç. Altan
  2. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz.
  3. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde.
  4. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça.
  5. Kendi, zat
    Örnek: Bir od düştü yanar tatlı özüme / Dünya zindan görünüyor gözüme. Karacaoğlan
  6. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde
    Örnek: Ortalıktaki krizi sebep gösteriyorlar ama asıl kriz şirketin kendi özünde. A. Gündüz
  7. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm.
  8. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan
    Örnek: Çocuğun bu yalanı bir anda onu bana bir öz evlat sevgisiyle bağladı. R. N. Güntekin
  9. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı.
  10. Dere, çay.
  11. Sulak, verimli yer.
  12. Fizikötesinin konusu olarak: Kendinde varlık. Karşıtı bk. görüngü.
  13. Kalıcı, değişmez olan, gelip geçici olmayan, her zaman var olmakta olan varlık. Karşıtı: Değişen, değişmekte olan varlıklar.
  14. Bir şeyin bireysel ve gerçek olan kendineözgü biçimi; kendineözgü belirtisi.
  15. Varlığın aslını kuran şey; temelözellik. Karşıtı bk. ilinek.
  16. Bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu olgusu; bir şeyi o şey yapan, öyle oluşunu sağlayan şey; bir varlığın yapısını kuran şey. Karşıtı bk. varoluş.
  17. İç, çekirdek. Karşıtı: dış, kabuk.
  18. Bkz.özetçe,öz.
  19. Element veya radikalin daha düşük yükseltgenme basamağına sahip olduğunu gösteren son ek. örneğin; ferröz (demir-II-).
  20. Embriyo.
  21. Pulpa.
  22. Çekirdek.
  23. (en) Base.
  24. (en) Essential.
  25. (en) Guarded.
  26. (en) Guts.
  27. (en) Meat.
  28. (en) Nucleus.
  29. (en) Element.
  30. (en) Elementary.
  31. (en) Heart.
  32. (en) Compact.
  33. (en) Embryo.
  34. (en) Compendious.
  35. (en) Full.
  36. (en) Genuine.
  37. (en) German.
  38. (en) Whole.
  39. (en) Self.
  40. (en) Marrow.
  41. (en) Essence.
  42. (en) Cream.
  43. (en) Substance.
  44. (en) Kernel.
  45. (en) Extract.
  46. (en) Essential oil.
  47. (en) Extraction.
  48. (en) Quintessence.
  49. (en) Distillate.
  50. (en) Distillation.
  51. (en) Content.
  52. (en) Core.
  53. (en) Elixir.
  54. (en) Entity.
  55. (en) Epitome.
  56. (en) Gist.
  57. (en) Goodness.
  58. (en) Heartbeat.
  59. (en) Pith.
  60. (en) Soul.
  61. (en) Spirit.
  62. (en) Abstract.
  63. (en) Summary.
  64. (en) Plasma.
  65. (en) Medulla.
  66. (en) Germ.
  67. (en) Syllabus.
  68. (en) Synopsis.
  69. (en) Category.
  70. (en) Kern.
  71. (en) Origin.
  72. (en) Digest.
  73. (en) Proper.
  74. (en) Specific.
  75. (en) Special.
  76. (en) Private.
  77. (en) Personal.
  78. (en) Privy.
  79. (en) Original.
  80. (fr) Essence
  81. (la) Essentia

varlık (nedir ne demek)

  1. Var olma durumu, mevcudiyet, yokluk karşışu
    Örnek: Bir millet, varlığını, her şeyden çok dilinde yaşatır. O. V. Kanık
  2. Var olan her şey.
  3. Para, mal, mülk, zenginlik
    Örnek: Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar. Anayasa
  4. Önemli, yararlı, değerli şey.
  5. İyi yaşayacak kadar geliri yolunda olma durumu, variyet.
  6. Ömür, hayat
    Örnek: Bütün sevgileri atıp içimden / Varlığımı yalnız ona verdim ben. A. K. Tecer
  7. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey.
  8. Yüksek frekansları düzenleyerek sesin canlılığını denetleyen bir çeşit frekans düzenleyici devre.
  9. Bk. aktif
  10. Felsefenin temel kavramlarından biri; ilkin Parmenides kullanmış. 1- Var olan şey; var olduğu söylenen şey; var olanın varoluşu. (Var olan şeylerlevarlık arasındaki ayrım, doğru ile doğruluk arasındaki ayrım gibidir; doğru olan birçok şeyler vardır, ama doğruluk bu birçok doğrularda bir ve aynıdır.) Aristoteles'te "varolanların varlığı", var olanların çokluğu içinde ortak olan, özdeş olan. 2- Oluş ve yok oluşun karşıtı olarak: Kalıcı olan, gelip geçici olmayan. 3- Bütün var olanları içine alan en genel kavram. 4- Görüntünün karşıtı olarak gerçekten var olan. //varlık, gerçek (real)varlık, düşüncel (ideal)varlık olarak ayrılır: Gerçekvarlık çoğunlukla varoluş (existentia) olarak, düşüncelvarlık öz (essentia) olarak gösterilir. Gerçekvarlık gerçekliğini nesnelerden, olaylardan, kişilerden alan şeydir, uzay-zaman içindedir, bireyseldir, tektir; düşüncelvarlık ise uzay-zaman-dışıdır, duyularla algılanamaz, elle tutulur gerçekliği yoktur; bu anlamda değerler, matematik ve mantığın kavramları düşüncelvarlıklardır.
  11. Zenginlik; para, mal mülk.
  12. Önemli, yararlı, değerli.
  13. Yaşam, hayat.
  14. (en) Circumstances.
  15. (en) Affluence.
  16. (en) Opulence.
  17. (en) Riches.
  18. (en) Fortune.
  19. (en) Assets.
  20. (en) Actuality.
  21. (en) Asset.
  22. (en) Being.
  23. (en) Havings.
  24. (en) Circumstance.
  25. (en) Possessions.
  26. (en) Creature.
  27. (en) Criter.
  28. (en) Entity.
  29. (en) Estate.
  30. (en) Existence.
  31. (en) Means.
  32. (en) Possession.
  33. (en) Presence.
  34. (en) Property.
  35. (en) Stock.
  36. (en) Subsistence.
  37. (en) Wealth.
  38. (en) Substance.
  39. (fr) Être
  40. (la) Ens, esse

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.013