Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > nefes alıp vermek nedir, nefes alıp vermek ne demek (nefes alıp vermek nnd)

nefes alıp vermek nedir, nefes alıp vermek ne demek?

nefes alıp vermek

  1. (en) Breathe.

nefes (nedir ne demek)

  1. Soluk.
  2. Şifa amacıyla hastaya dua okuma.
  3. Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman
    Örnek: Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu. H. Taner
  4. Canlılık, hayat belirtisi
    Örnek: Bir insan daha var çok şükür evde / Nefes var / Ayak sesi var / Çok şükür, çok şükür. O. V. Kanık
  5. Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini belirtmek için yazılmış şiir.
  6. (en) Breath.
  7. (en) Exhalation.
  8. (en) Whiff.
  9. (en) Wind.
  10. (en) Puff.
  11. (en) Draw.
  12. (en) Drag.
  13. (en) Gasp.
  14. (en) Respiration.

vermek (nedir ne demek)

  1. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek
    Örnek: Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm. Ö. Seyfettin
  2. Bırakmak veya bağışlamak
    Örnek: Hırsımdan bazılarına bedava verdim, alın götürün, diye bağırdım. H. C. Yalçın
  3. Ondan bilmek, atfetmek
  4. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek
  5. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek
    Örnek: Arabanın burnunu, en tenha kahvelerden birinin önünde, rıhtıma verdiler. A. İlhan
  6. Herhangi bir duruma yol açmak
    Örnek: Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim. Y. K. Karaosmanoğlu
  7. Eğlenceli toplantı düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
  8. Topluluk önünde sanatını göstermek, icra etmek.
  9. Verilen karşılıkla bir kimseyi söylediğine veya yaptığına pişman etmek: “İyi oldu ağzının payını verdiğim, artık bana karşı daha dikkatli olur.” -A. Ümit.
  10. (en) Bring.
  11. (en) İnsert.
  12. (en) Produce.
  13. (en) Adjudge.
  14. (en) Award.
  15. (en) Adduce.
  16. (en) Throw.
  17. (en) Charter.
  18. (en) Place.
  19. (en) Accord.
  20. (en) Allow.
  21. (en) Assign.
  22. (en) Bear.
  23. (en) Bestow.
  24. (en) Bring in.
  25. (en) Cede.
  26. (en) Come across with.
  27. (en) Confer.
  28. (en) Contribute.
  29. (en) Dedicate.
  30. (en) Deliver.
  31. (en) Deliver up.
  32. (en) Dispose of.
  33. (en) Distribute.
  34. (en) Donate.
  35. (en) Endow.
  36. (en) Extend.
  37. (en) Furnish.
  38. (en) Give.
  39. (en) Give away.
  40. (en) Give in.
  41. (en) Grant.
  42. (en) Hand.
  43. (en) Hand in.
  44. (en) Hand out.
  45. (en) Hand over.
  46. (en) Administer.
  47. (en) Attribute.
  48. (en) Concede.
  49. (en) Consign.
  50. (en) Deal.
  51. (en) Devote.
  52. (en) Dispense.
  53. (en) Emit.
  54. (en) İmpart.
  55. (en) Lend.
  56. (en) Pass.
  57. (en) Present.
  58. (en) Provide.
  59. (en) Supply.
  60. (en) Treat.
  61. (en) Vest.
  62. (en) To give.
  63. (en) To hand.
  64. (en) To pass.
  65. (en) To give sth away.
  66. (en) To concede.
  67. (en) To deliver.
  68. (en) To give in.
  69. (en) To hand sth in.
  70. (en) To provide.
  71. (en) To furnish.
  72. (en) To dispense.
  73. (en) To present.
  74. (en) To yield.
  75. (en) To bear.
  76. (en) To afford.
  77. (en) To apply.
  78. (en) To bend.
  79. (en) To donate.
  80. (en) To bestow.
  81. (en) To grant.
  82. (en) To assign.
  83. (en) To devote.
  84. (en) To sel.
  85. (en) To pay.
  86. (en) To sell.
  87. (en) To offer.
  88. (en) To attribute.
  89. (en) Just.
  90. (en) To give sth to.
  91. (en) To hand sth to.
  92. (en) To bequeath / to leave sth to.
  93. (en) To vie in marriage.
  94. (en) To produce.
  95. (en) To hold.
  96. (en) Afford.
  97. (en) Ascribe.
  98. (en) Attach.
  99. (en) Blossom.
  100. (en) Defray.
  101. (en) Deli.

breathe   US UK (nedir ne demek)

  1. Nefes almak, teneffüs etmek, soluk almak
  2. Hafifçe esmek
  3. Yaşamak, var olmak
  4. Koku neşretmek
  5. Nefes alıp vermek
  6. Fısıldamak
  7. İfade etmek, belirtmek
  8. Agzından püskürtmek
  9. Hayat vermek, canlandırmak
  10. Nefes aldırtmak
  11. Nefes alıp vermek, nefes almak; esmek, solumak, fısıldamak, ifade etmek

soluk (nedir ne demek)

  1. Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava veya ciğerlere hava alıp verme, nefes
    Örnek: Kalp gitgide hafiflemekteydi ve soluklarda hafif bir hışıltı başlamıştı. R. N. Güntekin
  2. Dikkat çekici, çarpıcı yanları olan kimse veya şey.
  3. Tarz.
  4. Donuk bir beyazlığı olan, rengi atmış olan, solmuş, uçuk
    Örnek: Dudağının soluk rengini bile fark ettirecek kadar rengi bir tuhaf kırmızıydı. S. F. Abasıyanık
  5. Parlaklığını, gücünü yitirmiş (ışık)
    Örnek: Bahçeye, kafeslerden elenen soluk bir ışık vurmuş. Y. Z. Ortaç
  6. Rengi atmış olan.
  7. (en) Colorless.
  8. (en) Colourless.
  9. (en) Dull.
  10. (en) Dingy.
  11. (en) Ghastly.
  12. (en) Puff.
  13. (en) Wind.
  14. (en) Pale.
  15. (en) Dimmed.
  16. (en) Faint.
  17. (en) Faded.
  18. (en) Pasty.
  19. (en) Ashy.
  20. (en) Cadaverous.
  21. (en) Pallid.
  22. (en) Sallow.
  23. (en) Sick.
  24. (en) Sickly.
  25. (en) Washy.
  26. (en) Watery.
  27. (en) Breath.
  28. (en) Breathing.
  29. (en) Exhalation.
  30. (en) Withered.
  31. (en) Panting.
  32. (en) Short time.
  33. (en) While.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.010