|
neden sonra
-
Aradan bir hayli zaman geçince
Örnek:
O adamın neden sonra ismini öğrendiler. Y. K. Beyatlı
-
İş işten geçtikten sonra
Örnek:
Şu karşıdan gelen dilber / Gelir amma neden sonra Âşık Ömer
-
zarf
-
Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep
-
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin
Örnek:
Biz şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz? H. Taner
-
Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet.
-
I. Gerçekneden (illet). 1- Bir olayın gerçeknedeni. Bir şeyi etkileyen, oluşturan, doğuran; -> etkinin bağlılaşık kavramı; gerçek etkilere ve değişmelere yol açan etkileme. ("A B ninnedenidir." dendiğinde, "A nın varoluşu B nin varoluşununnedenidir." denmek istenir.) Eskiçağda ve Dekartçılarda bugünkünden daha geniş anlamda kullanılmıştır. Aristotelesnedeni dört ayrı anlamda kullanır: a.Biçimselneden (causa formalis): Biçim verenneden. b. Özdeksel-içerikselneden (causa materialis): Gerçekte bulunan özdekselneden; özdeksel koşul; etkilemenin, temeli, değişmeyen özdeği; kendisinden bir şeyin oluştuğu şey. c. Etkileyicineden (causa efficiens): Başlangıçta bulunan edici, yapıcı, etkileyicineden. d. Erekselneden (causa finalis): Bir son, erek güdenneden. Günümüzdenedenin yalnızca bu son iki anlamı kalmıştır. Etkileyicineden, bir başka olayı doğuran, bir olayı ya da bir eylemi yaratan varlığı göstermek için; erekselneden de, bir edimi gerçekleştirmek üzere güdülen ereği göstermek için kullanılır. 2- Bir özün, bir varlığın olanağının varlık koşulu olarak varlıknedeni, var olmanedeni (Lat. ratio essendiratio possibilitatis). Ancak burada olgusal olay henüz söz konusu değildir, böyle bir olay için gerçekneden (causa) olması zorunludur. 3-Hareketnedeni, kımıldatıcıneden, güdü (motif). İstemenin, eyleminin ruhsalnedeni. II. Mantıksalneden (sebep): 1- Kensisinden, başka bir yargının, başka bir önermenin, başka bir kavramın zorunlukla çıktığı yargı, önerme ya da kavram. Temel, dayanak, gerekçe. (Bağlılaşık kavramı: sonuç=consecutio.) 2- Doğrulayıcıneden, doğrulama, gerekçe: Bir şeyi haklı göstermek üzere öne sürülen kanıt. (Bu kanıt iyi olmayabilir de.) 3- Bilginedeni (ratio cognoscendi): Bir şeyin bilinmesini sağlayanneden. (Ör. Termometrenin yükselmesi ısı artışının saptanması için bilginedenidir; termometre ısının yükselmesinin gerçeknedenini açıklamaz, yalnızca onun bilinmesininnedenidir.)
-
Why. what for. causatively. forwhy. whence. wherefore. wherefrom. wherefrom. reason. cause. occasion. ground. case. inducement. motive. point. rise. room. wherefore. seeds.
-
Why. what for. causatively. forwhy. whence. wherefore. wherefrom. reason. cause. occasion. ground. case. inducement. motive. point. rise. room. seeds. grounds. matter. motivation. score. spring.
-
Cause. reason. why ? what for ? For what reason. causa. parent. peg. subject. wherefore. why.
-
1- cause, 2- reason
-
1- cause, 2- raison
-
1- causa, 2- ratio
-
Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı
Örnek:
Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim. A. İlhan
-
Daha uzak ve ileri bir yerde
Örnek:
Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık. R. N. Güntekin
-
Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz
Örnek:
Evvela arabada, sonra sundurmada uyuyup dinlendiğime fena etmiştim. R. N. Güntekin
-
Yoksa, aksi hâlde.
-
Arkadan gelen bölüm veya zaman.
-
Later. after. afterwards. afterward. thereafter. subsequently. subsequent to. sequel. post-. following. after.
-
Later. after. afterwards. afterward. thereafter. subsequently. subsequent to. sequel. post-. following. and. next. then. in the future. hereafter. part of a series. in future. otherwise.
-
After. then. afterwards. later. otherwise or else. notion and protest.
-
Epey, oldukça çok
Örnek:
Akşamları Zeyno, çeşme başında hayli zor bir duruma düşüyordu. H. E. Adıvar
-
Oldukça.
-
Goodish. quite. many. much. very. a good deal. fairly. pretty. a lot.
-
Many. much. very. a good deal. quite. respectable. well.
-
İyi dilek, azarlama, şaşma ve sevinç bildirmede kullanılan bir söz
Örnek:
Hay çok yaşayasınız sizler! R. N. Güntekin
-
Ermeni'Ye verilen ad.
-
Nap. pile of cloth.
-
A hedge.
-
A net set around the haunt of an animal, especially of a rabbit.
-
To lay snares for rabbits.
-
Grass cut and cured for fodder.
-
To cut and cure grass for hay. grass mowed and cured for use as fodder.
-
What a.
-
Grass mowed and cured for use as fodder. a term in fencing.
-
Product such as alfalfa and certain grasses which are cut, baled and fed to animals. ) A lively round dance popular in the 16th-century.
-
Dry forage. there is; there are.
-
Entire hergbage of forage plants, sometimes including seed of grasses and legumes, that is harvested and dried for feed.
-
), (f.) saman, kuru ot, biçilip kurutulmuş ot
-
Kurutmak için ot yetiştirmek
-
Otu biçip kurutmak
-
Otla beslemek
-
Ot ekmek .hay fever saman nezlesi
-
Saman, kuru ot, ot, esrar, azıcık para
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|