|
naval forces
-
Savaş gemisi, deniz harp, deniz
-
Harp gemilerine ait
-
Denizel, bahri
-
Güç, kuvvet, kudret
-
Zor, cebir şiddet, baskı, tazyik
-
Hüküm, tesir
-
Güç, kuvvet
-
Zorlamak, icbar etmek, mecbur etmek
-
Tazyik etmek, sıkıstırmak
-
Zorla almak
-
Irzına geçmek
-
Suni usullerle turfanda meyva, sebze ve çiçek yetiştirmek
-
Zorlamak, mecbur etmek, sıkıştırmak, baskı yapmak, yükseltmek (fiyat), çabuklaştırmak, ırzına geçmek, serada yetiştirmek
-
Bir ülkeyi denizden gelecek saldırılara karşı korumak için oluşturulan askerî kuruluşlar.
-
Naval forces.
-
Armada. navy.
-
Naval forces. sea forces. marine / naval / sea forces. marine. marine forces. navy.
-
Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
-
Bu su kütlesinin belirli bir parçası.
-
Aydaki düzlükler.
-
Geniş alan.
-
Sınırsız genişlik, çokluk, yoğunluk.
-
Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları.
-
Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi.
-
Mec. Çok, bol.
-
Sea. naval. marine. maritime. nautical. sea. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-.
-
Sea. naval. marine. maritime. nautical. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-. waters.
-
Ocean. sea. beach operator. drink. fish pond. oggin. water.
-
sea
-
mer
-
Fiziksel güç, takat
Örnek:
Bu kadar cesur bir hamleye yetecek kuvvetim yok. Y. Z. Ortaç
-
Güç
-
Şiddet, zor, cebir.
-
Yetke, erk, nüfuz.
-
Dayanıklı olma durumu, tahammül, mukavemet.
-
Bir ülkenin savaşçı silahlı kuruluşları veya gücü
-
Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.
-
Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir.
-
Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
-
Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
-
Bk. güç
-
Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (SI birimi newton'dur).
-
force
-
Power. force. strength. energy. vigor. vigour. potency. might. beef. command. dint. lustiness. main. pith. punch. robustness. sinew. stamina. vinegar. vis. zing. thews.
-
Action. force. might. muscle. pep. power. steam. strength. vigour. might güç.
-
Force. power. strength. vigor. power. action. command. drive. emphasis. energy. fibre. function. go. heart. imperium. iron. might. nerve. pep. potency. punch. snap. stamina. steam. substance. vigour. vim. virtue. zap.
-
Kraft
-
force
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|