|
namütenahi
-
Sonsuz, ucu bucağı olmayan.
-
Sonsuz, ucu bucağı olmayan bir biçimde
Örnek:
Öğleye yakın bu sis dağılınca gökyüzü namütenahi açılıyordu. S. F. Abasıyanık
-
Bk. sonsuz
-
İnfinite. boundless. endless.
-
Sonu olmayan, hiç bitmeyen, ebedî
Örnek:
Seninle arkadaşlığımız sonsuz olacak. M. Yesarî
-
Ölçülemeyecek kadar çok veya büyük olan.
-
Sonu ve sınırı olmayan şey.
-
Sonu, sınırı olmayan, çok
Örnek:
İçimdeki ülkede bu ordu insanlarına karşı sonsuz bir sevgi ve minnet var. R. E. Ünaydın
-
Sonu olmayan, her niceliÄŸi aÅŸabilen deÄŸiÅŸken (nicelik).
-
1- Sonu düşünülemeyen, sınırları tasarımlanamayan. 2- (Matematikte), Verilmiş olan her büyüklükten daha büyük olan.
-
Alıcı merceğine göre çok uzakta bulunan noktaların durumu. (Böyle bir noktadan gelen ışınlar birbirine koşut sayılır.sonsuz, fotoğraf aygıtlarında ( oo) ile gösterilir).
-
Sonu olmayan
-
infinity
-
Endless. infinite. eternal. boundless. unending. abiding. abysmal. dateless. no end. no end of. illimitable. immeasurable. immortal. indefinite. interminable. limitless. never-ending. sempiternal. timeless. undying. without end.
-
Abiding. absolute. boundless. endless. eternal. everlasting. indefinite. infinite. interminable. timeless. unfailing.
-
İnfinite. endless. eternal. boundless. without end. everlasting. illimitable. immeasurable. limitless. timeless. undying. unending.
-
infinite
-
unendfich
-
infini
-
infinitus
-
Biçme işi.
-
Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal
Örnek:
İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur. S. Birsel
-
Yakışık alan şekil, uygun şekil
Örnek:
Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde. A. İlhan
-
Herhangi bir ÅŸeyin benzeri.
-
Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
-
Tarz
Örnek:
İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar. F. R. Atay
-
Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli düzeni, format.
-
Bilgisayarda disketi kullanılabilir duruma getirme.
-
Disketi zararlı ögelerden temizleme.
-
Dış görünüş; bir cismin yapısını ortaya koyan çevre çizgilerinin bütünlüğü.
-
Form. shape. style. cast. configuration. conformation. face. fashion. figuration. format. genre. guise. make. mode. semblance. morpho-.
-
Bathos. configuration. fashion. figure. form. format. make. manner. mode. semblance. shape. strain. stripe.
-
Format. form. manner. shape. way. well-proportioned form. conformation. cut. fashion. figure. make. method. model. stripe. turn. turn of phrase.
-
form
-
Form
-
forme
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|