Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > nükleik asit nedir, nükleik asit ne demek, nükleik asitin anlamı, ingilizcesi (nükleik asit nnd)

nükleik asit nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






nükleik asit

  1. Bütün canlı hücrelerde özellikle hücre çekirdeğinin proteininde bulunan kompleks asit gruplarından her biri.
  2. Bk. göze çekirdeği ekşiti
  3. Çekirdek asidi
  4. Bütün canlı hücrelerde ve virüslerde bulunan, başlıca görevi genetik bilgi aktarımını sağlamak olan nükleotid birimlerinden oluşmuş polimerler.
  5. Proteinler gibi biyolojik hücrelerde bulunan , DNA ve RNA olarak bilinen, büyük moleküllü polimerler.
  6. Canlı organizmalarda DNA ve RNA olmak üzere iki tipi olan ve nükleotitlerden oluşan polimerler.
  7. (en) Nucleic acid.
  8. (en) Nucleic acid

göze çekirdeği ekşiti (nedir ne demek)

  1. Canlılarda göze çekirdeğindeki kalıtım etkeni DNA; göze ortamındaki RNA gibi dört tür özdeciksel birimin (ATGC kimi kez de U) fosfat-şeker zinciri üzerine bir şifreyle dizilmesinden oluşmuş dirilçoğuz.
  2. (en) Nucleic acid
  3. (fr) Acide nucléique

nükleik (nedir ne demek)

  1. Çekirdek özünün ikiye bölünmesiyle meydana gelen fosfatlı asit.
  2. (en) nucleic.

asit (nedir ne demek)

  1. Turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirmek özelliğinde olan ve birleşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluşturan hidrojenli birleşik, hamız.
  2. Bk. ekşit
  3. Bir çözeltiye H+ iyonu (proton) çıkaran madde.
  4. 1. Suda çözündüğünde hidronyum yükünü H3O+ veren kimyasalözdek. (Yapısındaki hidrojenleri, baz kökleri ya da metallerle yer değiştirerek tuzları oluşturur, pH ölçeğinde 0-7 arasında değer gösterirler.) 2. (Bronsted) Proton verme yatkınlığı olan kimyasal bileşik. 3. (Lewis) Ortaklanmamış elektron çifti ya da çiftlerini almaya yatkın olan kimyasal özdek.
  5. Bir çözeltiye hidrojen iyonu veren, suda çözündüğü zaman hidrojen iyonları açığa çıkaran, bileşimindeki hidrojenin yerine herhangi bir mineral alarak tuz meydana getirebilen ve turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirme özelliği olan hidrojenli bileşim.
  6. Alkali maddenin tersi özellikler taşıyan, turnusolün mavi rengini kırmızıya çeviren, suda eridiği zaman hidrojen iyonları meydana getiren hidrojenli bileşik.
  7. (en) acid.
  8. (en) Acid. acid.
  9. (en) Acid, Osm. hamız
  10. (en) acid
  11. (fr) acide
  12. (la) Acidus: ekşi

bütün (nedir ne demek)

  1. Eksiksiz, tam
    Örnek: Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede. N. Cumalı
  2. Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi
    Örnek: Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu. Y. K. Karaosmanoğlu
  3. Bozuk olmayan (para).
  4. Parçalanmamış.
  5. Birlik, tamlık
    Örnek: Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder. O. V. Kanık
  6. Tümel niceleyicinin Türkçe'deki bir karşılığı.
  7. Eksiksiz, tüm.
  8. İng.: whole
  9. (en) Whole. entire. complete. total. all. every. solid. undivided. gross. all-out. aggregate. clear. continuum. out-and-out. round. sheer. unbroken. utter. one and only. the whole. the total. entire. gross. totality. complement. holo-. omni-. pan-. all ov.
  10. (en) Aggregate. all. entire. entirety. grand. intact. total. whole.
  11. (en) Whole.

canlı(nedir ne demek)

  1. Canı olan, diri, yaşayan
    Örnek: Bütün canlıların kendilerini yarı baygın, uykulu, hareketsiz bir tembelliğe bıraktıkları saatler başlamıştı. N. Cumalı
  2. Güçlü, etkili, hareketli, hayat dolu
    Örnek: Recep çok canlı bir adamdı. S. F. Abasıyanık
  3. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan.
  4. yayın.
  5. Canlı yayın.
  6. İng.: live
  7. (en) Alive. live. living. animate. active. lively. fresh. full of life. snappy. glowing. breezy. spirited. vivacious. humming. in the flesh. animated. beany. bright. brisk. bustling. colorful. colourful. corky. crisp. crispy. dashing. dewy. driving. exhil.
  8. (en) Active. alive. animate. bouncy. breezy. bright. brisk. colourful. dashing. frisky. gay. jaunty. keen. live. lively. living. lusty. picturesque. prismatic. racy. rich. skittish. snappy. spirited. sporty. sprightly. spry. swinging. thing. vibrant. vital. vivacious. vivid. walking.
  9. (en) Live. alive. animated. brisk. fresh. lively. living. animate. living creature. active. vigorous. strong. moving. quick. dynamic. mobile. kinetic. alert. breezy. chippy. coloured. colourful. dapper. dashing. dramatic. eager. frisky. graphic. in high spirit.
  10. (en) Rich, saturated

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük