Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > muvafakat etmek nedir, muvafakat etmek ne demek (muvafakat etmek nnd)

muvafakat etmek nedir, muvafakat etmek ne demek?

muvafakat etmek

  1. Uygun görmek, onaylamak, kabul etmek.
  2. (en) To consent to.
  3. (en) To give one's consent to sth.
  4. (en) To assent to sth.
  5. (en) To agree.
  6. (en) To accept.
  7. (en) To accord.
  8. (en) To comply.
  9. (en) Accede.
  10. (en) Acquiesce.
  11. (en) Consent.
  12. (en) Consort.

muvafakat (nedir ne demek)

  1. Uygun görme, onama, kabul etme.
  2. Onam. ~ etmek: onamak.
  3. (en) Consent.
  4. (en) Assent.
  5. (en) Agreement.
  6. (en) Harmony.
  7. (en) Previous assent.
  8. (en) Consentment.
  9. (en) Accord.
  10. (en) Acceptance.
  11. (en) Compliance.
  12. (en) Concurrence.

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Step.
  10. (en) Say.
  11. (en) Aggregate.
  12. (en) Make.
  13. (en) Add up to.
  14. (en) Cost.
  15. (en) Have.
  16. (en) Practice.
  17. (en) Practise.
  18. (en) Render.
  19. (en) Send.
  20. (en) Subject.
  21. (en) Take.
  22. (en) Tender.
  23. (en) Misbehave.
  24. (en) Total.
  25. (en) To do.
  26. (en) To make.
  27. (en) To render.
  28. (en) To cost.
  29. (en) To amount to.
  30. (en) To total.
  31. (en) To be worth.
  32. (en) To deprive of.
  33. (en) To soil or wet (with feces or urine.
  34. (en) Amount.
  35. (en) Execute.
  36. (en) To cost roughly.

uygun görmek (nedir ne demek)

  1. Yakışır, yaraşır görmek, elverişli bulmak.
  2. (en) Approve, deem suitable, sanction, think fit, see fit.

uygun (nedir ne demek)

  1. Yakışır, yaraşır, uz, mutabık, mütenasip
  2. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
  3. Orantılı, oranlı.
  4. Yakışır, yaraşır, elverişli, yararlı.
  5. Oranlı.
  6. (en) Amenable.
  7. (en) Becoming.
  8. (en) Central.
  9. (en) Coherent.
  10. (en) Commensurate.
  11. (en) Congruous.
  12. (en) Best fit.
  13. (en) Commensurable.
  14. (en) Compatible.
  15. (en) Concordant.
  16. (en) Conformation.
  17. (en) Congenial.
  18. (en) Consonant.
  19. (en) Convenable.
  20. (en) Suitable.
  21. (en) Agreeable.
  22. (en) Conformable.
  23. (en) Appropriate.
  24. (en) Favorable.
  25. (en) Favourable.
  26. (en) Convenient.
  27. (en) Proper.
  28. (en) Eligible.
  29. (en) Fair.
  30. (en) Well-Matched.
  31. (en) Acceptable.
  32. (en) Accommodating.
  33. (en) Adaptable.
  34. (en) Adequate.
  35. (en) Advisable.
  36. (en) Allowable.
  37. (en) Answerable.
  38. (en) Applicable.
  39. (en) Apposite.
  40. (en) Apropos.
  41. (en) Becomin.
  42. (en) Consistent.
  43. (en) Corresponding.
  44. (en) Decent.
  45. (en) Decorous.
  46. (en) Expedient.
  47. (en) Fitting.
  48. (en) Good.
  49. (en) Happy.
  50. (en) Likely.
  51. (en) Livable.
  52. (en) Okay.
  53. (en) Opportune.
  54. (en) Pertinent.
  55. (en) Presentable.
  56. (en) Propitious.
  57. (en) Proportionate.
  58. (en) Reasonable.
  59. (en) Right.
  60. (en) Seemly.
  61. (en) Strategic.
  62. (en) Timely.
  63. (en) Well.
  64. (en) Correct.
  65. (en) Qualified.
  66. (en) Sensible.
  67. (en) Suited.
  68. (en) Fitting consistent.
  69. (en) Matching.
  70. (en) Good for.
  71. (en) Fit for in line with.
  72. (en) Conform.

görmek (nedir ne demek)

  1. Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek
    Örnek: Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm. A. Gündüz
  2. Anlamak, kavramak, sezmek
    Örnek: Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin. R. E. Ünaydın
  3. Yanına gidip konuşmak.
  4. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek.
  5. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak
    Örnek: Hangi memlekete gitsek, resmî makamlar kadar halkın da rağbetini görürdük. F. R. Atay
  6. Yapmak, etmek.
  7. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak.
  8. Almak.
  9. (en) Observe.
  10. (en) Spot.
  11. (en) View.
  12. (en) Catch.
  13. (en) Distinguish.
  14. (en) Know.
  15. (en) To see.
  16. (en) To see and recognize.
  17. (en) To spot.
  18. (en) Transact.
  19. (en) Catch sight of.
  20. (en) Get sight of.
  21. (en) Consider.
  22. (en) Wake to.
  23. (en) Waken.
  24. (en) Sight.
  25. (en) See into.
  26. (en) Behold.
  27. (en) Experience.
  28. (en) Espy.
  29. (en) Look.
  30. (en) Perceive.
  31. (en) Place.
  32. (en) Recognize.
  33. (en) Remember.
  34. (en) Square.
  35. (en) Treat.
  36. (en) To recognize.
  37. (en) To realize.
  38. (en) To consider.
  39. (en) To judge.
  40. (en) To regard.
  41. (en) To experience.
  42. (en) To live through.
  43. (en) To perform.
  44. (en) To pay.
  45. (en) To receive from another.
  46. (en) To face (in the direction of.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.016