|
mukavemet etmek
-
Direnmek, dayanmak, karşı koymak.
-
To resist. to hold out against. make head.
-
Dayanma, karşı durma, karşı koyma, direnme, direniş, dayanırlık
Örnek:
Şuurlu, realist ve uyanık bir mukavemet cephesinin mevcudiyetine ne büyük ihtiyaç vardı. S. Ayverdi
-
Direnç.
-
Bk. dirence
-
Bk. direnç
-
resistance.
-
Stand. resistance. endurance. strength.
-
Endurance. resistance. holding out. load.
-
Bir çevrime istenilen değerde ek direnç katmak için kullanılan düzen.
-
Bir çevrime istenilen değerde ek direnç katmak için kullanılan düzen.
-
resistor
-
Widerstand
-
résistance
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
step
-
say
-
total
-
aggregate
-
Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda karşı koymak, ayak diremek, inat etmek, ısrar etmek, taannüt etmek
Örnek:
Çantayı almak isterlerse sakın direnme, ver. T. Buğra
-
Resist. stand. stand out against. fight back. refuse. withstand. hold out. hold up. jib. jib at doing. persevere. offer resistance. make a stand for. stand out. stick up to.
-
Resist. withstand. to put one's foot down. to insist. to resist. to withstand.
-
To insist on. to resist. to hold out. hold one's ground. oppose. outstand. stick to one's guns. withstand.
-
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
Örnek:
Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor. M. Ş. Esendal
-
Kullanılışı uzun sürmek, dayanıklı olmak.
-
Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek.
-
Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek
Örnek:
Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız? F. R. Atay
-
Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek
-
Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak.
-
Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek
Örnek:
Aradan biraz daha geçince kumandan dayanamadı, söze başladı. M. Ş. Esendal
-
Varmak, ulaşmak
Örnek:
Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor. Y. Z. Ortaç
-
Stand the racket. last. endure. resist. go on. survive. hang on. hold on. stand. bear up. take. take it. tolerate. withstand. lean. lean upon. rest. rest against. rely on. rely upon. be based on. stand on. abut. bear up against. bear with. brook. con.
-
Bear. brook. consist. endure. last. lean. lump. repose. resist. rest. stay. stomach. support. withstand. to lean. to be based on. to resist. to endure. to bear. to bear up. to stand. to put up with. to stomach. to withstand. to hold out. to last. to push. to press. to shove. to arrive. to reach. to rely on.
-
To lean against / on. to be based on. to rely on. to resist. to last. to stand up. to wear well. to endure. to bear. to put up with. to reach. to arrive at. to push. to shove. to carry. to stabilize. to lean. abide. abut. bear with sb. brook. c.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|