Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > mukabele etmek nedir, mukabele etmek ne demek (mukabele etmek nnd)

mukabele etmek nedir, mukabele etmek ne demek?

mukabele etmek

  1. Karşılık vermek, karşılıkta bulunmak.
  2. (en) A) to retaliate, to respond, to react b) to retort.

mukabele (nedir ne demek)

  1. Karşılık verme, karşılama, karşılık.
  2. Karşı gelme, başkaldırma.
  3. Karşılaştırma, karşılıklı yapılan okuma.
  4. Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken Kur'an okumasını bilenlerin gözleriyle Kur'an'ı takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesi.
  5. Bkz. karşılaştırma.
  6. (en) Responding.
  7. (en) Response.
  8. (en) Reciprocation.
  9. (en) Retaliations.
  10. (en) Comparing.
  11. (en) Comparison.
  12. (en) Collating.
  13. (en) Give and take.
  14. (en) İnterchange.
  15. (en) Payment.
  16. (en) Reply.
  17. (en) Requital.
  18. (en) Retort.

karşılaştırma (nedir ne demek)

  1. Kişi ve nesnelerin benzer veya aynı yanlarını incelemek için kıyaslama, mukayese.
  2. Parmak izi, el yazısı, imza ya da mühürün kendinin olmadığını ileri süren kişiye, parmak bastırma, yazı yazdırma ya da mühürünü bastırma ve eski izlerle yenilerinin bir bilirkişi aracıyle karşılaştırılmasını ve gerçeğin ortaya çıkmasını sağlama.
  3. Kopya edilmiş yazma ile aslının karşılaştırılması ve bu işlemin kitabın zahriye ya da hatimesine kaydedilmesi.
  4. (en) Reference.
  5. (en) Comparision.
  6. (en) Crosscheck.
  7. (en) Comparison.
  8. (en) Contrast.
  9. (en) Confrontation.
  10. (en) Verification of a writing.
  11. (en) Benchmark.
  12. (en) Check.
  13. (en) Analogy.
  14. (en) Collation.
  15. (en) Compare.
  16. (en) Cross tabulation.
  17. (en) Cue sheet.
  18. (en) Matching.
  19. (fr) Comparaison d'écritures

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Step.
  10. (en) Say.
  11. (en) Aggregate.
  12. (en) Make.
  13. (en) Add up to.
  14. (en) Cost.
  15. (en) Have.
  16. (en) Practice.
  17. (en) Practise.
  18. (en) Render.
  19. (en) Send.
  20. (en) Subject.
  21. (en) Take.
  22. (en) Tender.
  23. (en) Misbehave.
  24. (en) Total.
  25. (en) To do.
  26. (en) To make.
  27. (en) To render.
  28. (en) To cost.
  29. (en) To amount to.
  30. (en) To total.
  31. (en) To be worth.
  32. (en) To deprive of.
  33. (en) To soil or wet (with feces or urine.
  34. (en) Amount.
  35. (en) Execute.
  36. (en) To cost roughly.

karşılık vermek (nedir ne demek)

  1. (küçük büyüğüne) karşı gelmek.
  2. (en) Answer.
  3. (en) Counter.
  4. (en) Counteract.
  5. (en) React.
  6. (en) Rejoin.
  7. (en) Reply.
  8. (en) Retort.
  9. (en) Answerback.
  10. (en) To answer.
  11. (en) Return.
  12. (en) Respond.
  13. (en) Talk back.

karşılık (nedir ne demek)

  1. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele
    Örnek: Haykırışlarına etraftan karşılık gelmiyordu. H. R. Gürpınar
  2. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.
  3. Cevap, yanıt.
  4. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel
  5. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat.
  6. İktisadi karar birimleri tarafından istenen veya gereksinim duyulan malların satılması, paranın verilmesi, ödeneğin sağlanması gibi işler.
  7. Bedel.
  8. (en) As against.
  9. (en) Equivalent.
  10. (en) Comeback.
  11. (en) Price.
  12. (en) Redress.
  13. (en) Retort.
  14. (en) Reward.
  15. (en) Reaction.
  16. (en) Translation.
  17. (en) Amount paid.
  18. (en) Equivalent given in return.
  19. (en) Appropriation.
  20. (en) Designated fund.
  21. (en) Answerback.
  22. (en) Provisions.
  23. (en) Return.
  24. (en) Wages.
  25. (en) Answer.
  26. (en) Reply.
  27. (en) Payoff.
  28. (en) Consideration.
  29. (en) Counter.
  30. (en) Counterbalance.
  31. (en) Counterpart.
  32. (en) Offset.
  33. (en) Payment.
  34. (en) Provision.
  35. (en) Quid pro quo.
  36. (en) Quittance.
  37. (en) Reciprocation.
  38. (en) Recompense.
  39. (en) Remuneration.
  40. (en) Repayment.
  41. (en) Requital.
  42. (en) Response.
  43. (en) Acknowledgement.
  44. (en) Reciprocity.
  45. (en) Compensation.
  46. (en) Allowance.
  47. (en) Opposite.
  48. (en) Contrary.
  49. (en) İn contrast to.
  50. (en) İn response to.
  51. (en) İn payment for.

vermek (nedir ne demek)

  1. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek
    Örnek: Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm. Ö. Seyfettin
  2. Bırakmak veya bağışlamak
    Örnek: Hırsımdan bazılarına bedava verdim, alın götürün, diye bağırdım. H. C. Yalçın
  3. Ondan bilmek, atfetmek
  4. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek
  5. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek
    Örnek: Arabanın burnunu, en tenha kahvelerden birinin önünde, rıhtıma verdiler. A. İlhan
  6. Herhangi bir duruma yol açmak
    Örnek: Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim. Y. K. Karaosmanoğlu
  7. Eğlenceli toplantı düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
  8. Topluluk önünde sanatını göstermek, icra etmek.
  9. Verilen karşılıkla bir kimseyi söylediğine veya yaptığına pişman etmek: “İyi oldu ağzının payını verdiğim, artık bana karşı daha dikkatli olur.” -A. Ümit.
  10. (en) Administer.
  11. (en) Attribute.
  12. (en) Concede.
  13. (en) Consign.
  14. (en) Deal.
  15. (en) To give sth to.
  16. (en) To hand sth to.
  17. (en) To bequeath / to leave sth to.
  18. (en) To vie in marriage.
  19. (en) To produce.
  20. (en) To hold.
  21. (en) Afford.
  22. (en) Ascribe.
  23. (en) Attach.
  24. (en) Blossom.
  25. (en) Defray.
  26. (en) Accord.
  27. (en) Allow.
  28. (en) Bring.
  29. (en) İnsert.
  30. (en) Produce.
  31. (en) Adjudge.
  32. (en) Award.
  33. (en) Adduce.
  34. (en) Throw.
  35. (en) Charter.
  36. (en) Place.
  37. (en) Assign.
  38. (en) Bear.
  39. (en) Bestow.
  40. (en) Bring in.
  41. (en) Cede.
  42. (en) Come across with.
  43. (en) Confer.
  44. (en) Contribute.
  45. (en) Dedicate.
  46. (en) Deliver.
  47. (en) Deliver up.
  48. (en) Dispose of.
  49. (en) Distribute.
  50. (en) Donate.
  51. (en) Endow.
  52. (en) Extend.
  53. (en) Furnish.
  54. (en) Give.
  55. (en) Give away.
  56. (en) Give in.
  57. (en) Grant.
  58. (en) Hand.
  59. (en) Hand in.
  60. (en) Hand out.
  61. (en) Hand over.
  62. (en) Devote.
  63. (en) Dispense.
  64. (en) Emit.
  65. (en) İmpart.
  66. (en) Lend.
  67. (en) Pass.
  68. (en) Present.
  69. (en) Provide.
  70. (en) Supply.
  71. (en) Treat.
  72. (en) Vest.
  73. (en) To give.
  74. (en) To hand.
  75. (en) To pass.
  76. (en) To give sth away.
  77. (en) To concede.
  78. (en) To deliver.
  79. (en) To give in.
  80. (en) To hand sth in.
  81. (en) To provide.
  82. (en) To furnish.
  83. (en) To dispense.
  84. (en) To present.
  85. (en) To yield.
  86. (en) To bear.
  87. (en) To afford.
  88. (en) To apply.
  89. (en) To bend.
  90. (en) To donate.
  91. (en) To bestow.
  92. (en) To grant.
  93. (en) To assign.
  94. (en) To devote.
  95. (en) To sel.
  96. (en) To pay.
  97. (en) To sell.
  98. (en) To offer.
  99. (en) To attribute.
  100. (en) Just.
  101. (en) Deli.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.012