Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > meydan okumak nedir, meydan okumak ne demek (meydan okumak nnd)

meydan okumak nedir, meydan okumak ne demek?

meydan okumak

  1. Korkmadığını, çekinmediğini açıkça bildirmek, kavga ya da yarışmaya çağırmak.
  2. Korkmadığını, çekinmediğini açıkça bildirmek, kavga veya yarışmaya çağırmak: “Hülasa yüz türlü yüzmek bilir, dalgıçlara meydan okurdu.” -R. H. Karay.
  3. (en) Challenge, defy, dare, beard, brave, outface, stump, tempt.

meydan (nedir ne demek)

  1. Alan, saha
    Örnek: Yüz binlerce asker sokakları, meydanları, kırları dolduruyordu. Ö. Seyfettin
  2. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri
    Örnek: Şehir kapılarının önündeki meydanlarda davul zurna çalınıyor, cirit, bar oynanıyordu. A. H. Tanpınar
  3. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık
    Örnek: Kileri kilitlemezdi, paraları meydanda dururdu. Ö. Seyfettin
  4. Fırsat, imkân veya vakit.
  5. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılan yer.
  6. (en) Open space.
  7. (en) Square.
  8. (en) Arena.
  9. (en) Agora.
  10. (en) Common.
  11. (en) Esplanade.
  12. (en) Maidan.
  13. (en) Piazza.
  14. (en) Circus.
  15. (en) Clearing.
  16. (en) Concourse.
  17. (en) Range.
  18. (en) Room.
  19. (en) Ring.
  20. (en) Ground.
  21. (en) Field.
  22. (en) Opportunity.
  23. (en) Occasion.
  24. (en) Possibility.
  25. (en) Public square.
  26. (en) Place.
  27. (en) Court yard.
  28. (en) Piste.
  29. (en) List.
  30. (en) Squall.
  31. (en) Park.
  32. (en) Quadrangle.
  33. (en) Bowl.
  34. (en) Circle.
  35. (en) Court.
  36. (en) Forum.
  37. (en) Plaza.
  38. (en) Stage.

okumak (nedir ne demek)

  1. Yazıya geçirilmiş bir metne bakarak bunu sessizce çözümleyip anlamak veya aynı zamanda seslere çevirmek
    Örnek: Bana umutsuz bir sesle son raporları okudu. F. R. Atay
  2. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek
    Örnek: Gazete bile okumak istemiyorum. B. Felek
  3. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek
    Örnek: Çabuk dil öğrenmedi, okumak istemedi. H. E. Adıvar
  4. Şarkı, türkü, şiir vb.ni sesli olarak veya ezgi ile söylemek
    Örnek: Salon boşalmaya başladı, biz şiirler okuyup dinliyoruz. R. H. Karay
  5. Bir şeyin anlamını çözmek.
  6. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek.
  7. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak
    Örnek: Yüzünü benden saklıyor. Niçin? Çehresinde, melalinde aşkının matemini okumayayım, diye mi? Ö. Seyfettin
  8. Sövmek, küfretmek.
  9. (en) Say.
  10. (en) Read.
  11. (en) Study.
  12. (en) Peruse.
  13. (en) Announce.
  14. (en) To read.
  15. (en) To study.
  16. (en) To sing.
  17. (en) To say.
  18. (en) To decipher.
  19. (en) To understand.
  20. (en) Learn.
  21. (en) To chant.
  22. (en) Sing.
  23. (en) To recite.
  24. (en) To be able to read.
  25. (en) To attend school.
  26. (en) To swear at.
  27. (en) To be read.
  28. (en) To be recited.
  29. (en) To be sang.

açıkça (nedir ne demek)

  1. Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde
    Örnek: Düşündüğümü açıkça söylemeyi tercih ettim. R. H. Karay
  2. (en) Outright.
  3. (en) Frankly.
  4. (en) Outspokenly.
  5. (en) Straight out.
  6. (en) Directly.
  7. (en) Clearly.
  8. (en) Freely.
  9. (en) Above board.
  10. (en) Obviously.
  11. (en) Point blank.
  12. (en) Straight from the shoulder.
  13. (en) Simply.
  14. (en) Explicitly.
  15. (en) Clear.
  16. (en) Openly.
  17. (en) Plainly.
  18. (en) Above-Board.
  19. (en) Nakedly.
  20. (en) Avowedly.
  21. (en) Bluntly.
  22. (en) Cloudlessly.
  23. (en) Declaredly.
  24. (en) Definitely.
  25. (en) Distinctly.
  26. (en) Downright.
  27. (en) Evidently.
  28. (en) Expressly.
  29. (en) Fairly.
  30. (en) Flatly.
  31. (en) Manifestly.
  32. (en) Unreservedly.

bildirmek (nedir ne demek)

  1. Herhangi bir şeyi haber vermek
    Örnek: Anası böyle söyledi, gene de gidip kocasına bildirdi. M. Ş. Esendal
  2. Herhangi bir konuda bilgi vermek
    Örnek: Gönderdiğim mektubun bir ehemmiyeti yoktur, diye bildir, dedi. F. R. Atay
  3. Anlatmak, ifade etmek
    Örnek: Sadi hem acele acele konuşarak fikirlerini bildiriyor hem de gözlerini ileriye uçan bisikletlerden hiç alamıyordu. H. Taner
  4. İhbâr etmek, teblîğ etmek.
  5. (en) Notify.
  6. (en) Advertise.
  7. (en) Apprise.
  8. (en) Assert.
  9. (en) Attest.
  10. (en) Broadcast.
  11. (en) Certify.
  12. (en) To be announced.
  13. (en) To be notified.
  14. (en) To be told.
  15. (en) To communicate.
  16. (en) To give notice of.
  17. (en) Enounce.
  18. (en) To let know.
  19. (en) Note.
  20. (en) Declare.
  21. (en) Let smb.
  22. (en) Know.
  23. (en) İnform.
  24. (en) Let know.
  25. (en) Tell.
  26. (en) Serve notice.
  27. (en) Proclaim.
  28. (en) Report.
  29. (en) State.
  30. (en) Acquaint.
  31. (en) Advise.
  32. (en) Affirm.
  33. (en) Announce.
  34. (en) Annunciate.
  35. (en) Communicate.
  36. (en) Enunciate.
  37. (en) Give forth.
  38. (en) Give out.
  39. (en) Herald.
  40. (en) İmpart.
  41. (en) İndicate.
  42. (en) İntimate.
  43. (en) İssue.
  44. (en) Lodge.
  45. (en) Notice.
  46. (en) Couch.
  47. (en) Disclose.
  48. (en) Pronounce.
  49. (en) Protest.
  50. (en) Release.
  51. (en) Signify.
  52. (en) Vote.
  53. (en) Weave.
  54. (en) To tell.
  55. (en) To inform.
  56. (en) To announce.
  57. (en) To notify.
  58. (en) To state.
  59. (en) To declare.
  60. (en) To proclaim.
  61. (en) To pronounce.
  62. (en) To advertise.
  63. (en) To apprise.
  64. (en) To signify.
  65. (en) Post.
  66. (en) Promulgate.
  67. (en) Purport.
  68. (en) Shoot a line.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.016