|
merkezi yönetim
-
Yönetme, denetleme ve işletme bakımından yetkinin bir yerde toplandığı yönetim tarzı, merkezî idare.
-
Genel bütçeli, özel bütçeli, düzenleyici ve denetleyici kurumlardan oluşan genel devletin bir alt bölümü.
-
Central government
-
Merkezde olan, merkezi oluşturan
Örnek:
Dur bakalım; biraz daha merkezî mahallelere yaklaşalım, diyordu. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bk. özeksel
-
Central. centric. centrical. centrically.
-
Central. centric.
-
Özek doğrutusunda; özekten geçen doğru boyunca.
-
Özek doğrutusunda; özekten geçen doğru boyunca.
-
central
-
zentrische
-
central
-
Bir ülkenin, bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri.
-
Bir işin öğretildiği yer.
-
Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer
Örnek:
İki harp esnasında, burası kolay kazançların, vurgunculuğun en işlek merkezlerinden biriydi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Belirli bir yerin ortası.
-
Polis karakolu
Örnek:
Sizi merkezimize gönderip tevkif ettireceğim. A. Gündüz
-
Biçim, durum, yol.
-
Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası.
-
Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek.
-
özek.
-
Bk. özek
-
Centric. focal. centrical. centrically. center. centre. headquarters. head office. station. bosom. hub. navel. omphalos.
-
Arterial. artery. base. centre. focus. heart. root. seat. station. center. headquarters. central office. head office. administrative centre. police station karakol.
-
Center. heart. centre. center. head quarters. main office. police station. midpoint. centre point. middle. focus. central point. principal firm. principal office. head office. home office. central office. head. central core. centrum. head firm.
-
Yönetme işi, çekip çevirme, idare.
-
Dümen.
-
İdâre. ~ kurulu: idâre hey'eti. ~ töresi: idâre hukuku.
-
Bir filmin çevrilişinde tutulan yol. 2- Bir yönetmenin filmi gerçekleştirirkenki çalışmalarının tümü; bu çalışmaların kendine özgü niteliği. TV
-
Bir televizyon izlencesinin gerçekleştirilmesinde tutulan yol
-
Bir yönetmenin izlenceyi gerçekleştirirkenki çalışmalarının tümü; bu çalışmaların kendine özgü niteliği.
-
direction
-
Executive. admin. administration. conduct. direction. governance. government. helm. management. rudder. ruling. steering.
-
Administration. command. control. direction. disposal. government. hand. management. regime. rule. control idare. manegement.
-
Administration. management. direction. government. oversight. regimen. rule. running. stewardship. superintendency. trusteeship.
-
1-2. Regie, Filmregie, Spielleitung, Inszenierung, 3-4. Regie, Fernsehregie, Bildführung
-
1-2. réalisation, mise en scène, 3-4. mise en scène, régie
-
Yönetmek işi.
-
Conduct. government.
-
Conduct. direction. government. husbanding. managing.
-
Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılan araştırma, denetim, bakı, teftiş, murakabe, kontrol.
-
Denetlemek işi.
-
Bir oyunun yürürlükteki yasalara ve geleneklere aykırı olup olmadığını anlamak için yapılan inceleme. bk. sıkıdenetim.
-
Bir filmin, yürürlükteki yasalara aykırı yönü ya da sakıncaları olup olmadığını anlamak amacıyla, kamuya sunulmadan önce, ilgililerce yapılan inceleme.
-
Censorship, scissor (a.)
-
İnspection. auditing. checking. supervision. check. inspectorship.
-
Reappraisal. inspection. supervision.
-
Auditing. supervision. inspection. control.
-
inspection
-
Zensur, Filmzensur, Kontrolle, Filmkotrolle
-
Censure, contrôle (de film)
-
inspection
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|