|
menfaat düşkünü
-
Çıkarcı
Örnek:
Şu milletini üstün görmeyen, şu menfaat düşkünü, şu bozguncu, millî şuura erememiş insanlardır. O. S. Orhon
-
Çıkar
Örnek:
Gelip gidenlerden çok menfaat oluyor. H. E. Adıvar
-
Çıkar.
-
Profit. advantage. benefit. use. expedience. expediency. the main chance. stake.
-
Advantage. expediency. benefit. interest yarar. fayda. çıkar.
-
Advantage. benefit. interest. beneficium. gain. joint interest. profit. utility.
-
Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, meraklı, tutkun
Örnek:
Onlar kadar birbirine düşkün, birbirine uymuş bir çift daha ömrümde görmedim desem yeri vardır. H. E. Adıvar
-
Geçim sıkıntısına düşmüş
Örnek:
Eski arkadaşının düşkün bulunduğu hâlinden anlaşılıyordu. R. H. Karay
-
Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş
Örnek:
Zavallı, arabasını satmış, düşkün bir hâldeydi. Y. K. Beyatlı
-
Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş.
-
Değer ve onurunu yitirmiş.
-
Addicted. down at heels. fond. doting. fallen. fallen on hard times. poor. decayed. affected. jealous. jealous of. keen. keen on. partial. sharp-set. addict. almsman. devotee. given to.
-
Buff. devoted. devotee. doting. fond. freak. given. mad. nut. partial. addicted. fond of. enamoured. inveterate. broken down. decayed. poor. needy. addict.
-
Indigent. excessively fond or addicted. bound up in. freak. given. hooked.
-
Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını kollayan kimse, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest, menfaatperver
Örnek:
Büyüklere ve topluma en büyük fenalık çıkarcı oğlu çıkarcı pohpohçulardan gelir. H. Taner
-
Self-seeking. calculating. expedient. interested. mercenary. number one. politic. sordid. utilitarian. self-seeker. profiteer.
-
Sordid. self-seeker. selfish. self-interested. self-seeking. manipulative.
-
Asocial. fence stroddler. on the make. pusher. sordid.
-
Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar
Örnek:
Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. Anayasa
-
Menfaat.
-
Profit. benefit. interest. advantage. self. capital. expedience. expediency. grist to the mill. number one. stake.
-
Advantage. benefit. convenience. expediency. gain. good. interest. profit. stake. self-interest. self-seeking.
-
Advantage. interest. profit. benefit. vail.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|